Block title
Block content

On Bir ve Yirmi Üçüncü Sözlerde ifade edilen insanın vazifeleri, ayet ve hadislerde var mıdır? Varsa, örnek verir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Evvela ayetler, temsilde hata olmasın, anayasa metinleri gibi hülasa ve fihriste şeklinde ifade edilirler. Hadis ve tefsirler de bu ayetlerin kapsamı ve çerçevesi içinde hareket ederler. Bu yüzden hadis ve tefsirler aslı itibari ile ayetin hafi ve remzi manalarıdırlar.

İkincisi, Kur’an’ın asıl amacı insanın fıtratında mündemiç olan potansiyel kabiliyet ve istidatların inkişaf ve inbisat ettirilmesidir.  Çok açıklayıcı olmakla, çok kapalı ve gizli bir üslup kullanmak her ikisi de insanın fıtratına uygun değildir. Terbiye metodunda akla kapı açılır, irade elden alınmaz. Bu sebeple Kur’an insanı işletmek ve geliştirmek için çok dengeli ve verimli bir üslup kullanmıştır. İfadeler akla kapı açıp iradeyi elden almayacak bir şekilde nazil olmuştur.

Üçüncüsü, Risale-i Nurlar Kur’an’ın manevi bir tefsiri olduğu için her bir hüküm ve ifadesi ayete veya hadise dayanır. Bu hüküm tahkik ile sabittir. Nitekim "Kudsi Kaynaklar" adlı eserde Risale-i Nurların istinat ettiği ayet ve hadisler derlenmiştir, bu kitaba bakılabilir.

Dördüncüsü, malum olduğu üzere ayetin zahir ve malum manasından başka, çok işari ve remzi manaları da vardır. İlimde derin ve sağlam olan alimler, ilmin ince ve latif prensipleri ile bu işaret ve remizleri ayetin belagat kıvrımlarından çıkarıp insanların nazarına takdim ediyorlar. Ayetin basit ve kısa mealinde o incelik ve işaretler görünmez. Ancak orijinal ifadesinde o işaretler ve remizler bulunurlar. Biz meale bakarak ayetin haşmetini ve neden bahsettiğini tam manası ile göremeyiz. Bazen olur ki, ayetin bir harfinden üç sayfa mana çıkar. Bunlar belagat imamlarınca ispat edilmiş şeylerdir.

Üstad Hazretleri bu manaya şöyle işaret ediyor:

"Birinci nokta: Hadîste vârid olduğu gibi, “Herbir âyetin mânâ mertebelerinde bir zâhiri, bir bâtını, bir haddi, bir muttalaı vardır."

"Bu dört tabakadan herbirisinin (hadîsçe  شُجُونٍ وَغُسُونٍ tâbir edilen) fürûatı, işârâtı, dal ve budakları vardır” meâlindeki hadîsin hükmüyle, Kur’ân hakkında nazil olan bu âyet-i kudsiye fer’î bir tabakadan ve bir mânâ-yı işârîsiyle de Kur’ân ile münasebeti çok kuvvetli bir tefsirine bakmak, şe’nine bir nakîse değil, belki o lisanü’l-gaybdaki i’câz-ı mânevîsinin muktezasıdır."(1) 

Beşincisi, hüküm ve mana bakımından mütevatir hadislerle ayetler arasında fark yoktur. Çok İslami kanunlar ayetlerle değil, hadislerle sabittir. Hadisler ayetler gibi şeriattırlar. Hatta daha ağır olan recim cezası hadis ile sabit iken, daha hafif olan yüz sopa  cezası ayetle sabittir.

"Zina eden kadın ve erkekten her birine yüz değnek vurun..." (Nûr, 24/2)

Resulullah (sas) şöyle buyurmuştur:

"Zinanın hükmünü benden öğrenin, Allah o kadınlara bir çıkar yol gösterdi. Bekârla bekâr zina ederse yüz değnek ve bir yıl sürgün; evli ile evliye yüz değnek ve recm vardır." (İbn Mâce, Hudûd, 7; Müslim, Hudûd, 12)

 Ancak bu uygulama Nûr Suresi'nin inmesinden önceye aittir. Bu sure inince bekârlar için yalnız değnek, evli olanlar için sünnetle recm cezası belirlenmiştir. (es-Serahsî, el-Mebsût, Beyrut 1398/ 1978, IX, 36 vd)

Altıncısı, bahsettiğiniz yerde ifade edilen vazifelerin ekseriyeti tefekkür ve ibadet eksenli vazifelerdir ki, Kur’an’ın binlerce ayeti mutlak bir şekilde bu vazifeleri zaten amirdir. Rahman suresinin nerede ise tamamı Allah’ın eserlerini ve sanatlarını tefekkür etmeyi emrediyor, hatta aksini zecrediyor.

(1) bk. Şualar, Birinci Şua...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: On Birinci Söz | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2343 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...