Block title
Block content

On Birinci Lem'anın On Birinci Nükte'sini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"ON BİRİNCİ NÜKTE"

Üç Meseledir.

"BİRİNCİ MESELE: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın Sünnet-i Seniyyesinin menbaı üçtür: akvâli, ef’âli, ahvâlidir. Bu üç kısım dahi üç kısımdır: ferâiz, nevâfil, âdât-ı hasenesidir."

"Farz ve vâcip kısmında ittibâa mecburiyet var; terkinde azap ve ikab vardır. Herkes ona ittibâa mükelleftir."

"Nevâfil kısmında, emr-i istihbâbî ile yine ehl-i iman mükelleftir; fakat terkinde azap ve ikab yoktur. Fiilinde ve ittibâında azîm sevaplar var. Ve tağyir ve tebdili bid’a ve dalâlettir ve büyük hatadır."(1)

Bu nüktede ise sünnetin kaynağı ve hükümleri tanımlanıyor. Sünnetin kaynağı Peygamber Efendimiz (asm)'in sözleri, eylemleri ve halleridir. Bunlar da hüküm olarak farz, nafile ve güzel adet şeklindedir. Farz olanlara bütün ümmet tabi olmak zorundadır olmaz ise azap ve ceza vardır. Geri kalan nafile ve güzel adetler ise kişinin iman kuvvetine göre şekilleniyor. İmanı kuvvetli olanlar nafile ve güzel adetlerin tamamına tabi oluyor ve hayat sermayesini bütünü ile ibadete ve sevaba çeviriyor. İmanı zayıf olanlar ise gücü nispetinde onlara tabi oluyor.

Peygamber Efendimiz (asm)'in farzların dışında yapmış olduğu kulluk cihetindeki ibadetlere uymak müstehapdır, yani uyunca büyük bir sevap kazandıran ve uyulması güzel olan sünnetlerdir duha, evvabin namazları gibi. Yalnız bu gibi ibadetlerin tercihi insana bırakıldığı için terkinde günah yoktur, lakin büyük bir sevap kaybı vardır. Bu gibi sünnetleri tağyir etmek yani değiştirip yerine başka bir şey ihdas etmekte büyük bir hata vardır. Buradaki hatadan maksat bidatlardır ki bidat ateş demektir. Yani Peygamber Efendimiz (asm)'in ibadet cihetindeki sünnetlerini değiştirip yerine başka şeyleri yerleştirmek bidattır ve cezası da ateştir.

Peygamber Efendimiz (asm)'in ibadetlerin dışındaki yaşama dair adet ve geleneklerine uymak ise adeti ibadete çeviren karlı bir kazançtır. Mesela yemek, yatmak, oturmak ve bunun dışında ibadete değil de hayata temas eden konularda Allah Resulünü (asm) taklit etmek hayatımızı bütünü ile sevaba çeviren nurlu bir iksirdir. Bu gibi adet ve geleneklerde Allah Resulüne (asm) uymamakta bir ceza ya da günah olmaz lakin onun o bereket ve nurundan istifadesi olmaz.

Bidat -haşa- sünneti eksik ya da yanlış görüp onun yerine başka şeyleri koymak demektir ki, bu hareket şu ayetin manasını ve hükmünü ret ve incitmek demektir

"İşte bugün sizin dininizi kemâle erdirdim ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım. Sizin için din olarak İslâmı beğendim." (Maide, 5/3)

Kur’an ve sünnet ayetinde ifade ettiği gibi, mutlak kemalde olduğu için ona sonradan bir şey ilave etmek veya ondan bir şeyi eksiltmek hıyanet ve sapkınlıktan başka bir şey değildir. Tasavvuf ve tarikatlar ve onların bir takım vird ve zikirleri Kur’an ve sünnetten esinlenerek ya da oradan istihraç edildikleri içinde bidat kapsamına girmezler. Peygamber Efendimiz (asm)'in sünnetine muhalefet etmemek ve onları değiştirmemek kaydı ile evrat ve virdler edinmekte bir sakınca olmaz.

(1) bk. Lem'alar, On birinci Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...