On Dokuzuncu Mektup'ta geçen, "Madem yapan bilir, elbette bilen konuşur." ifadesini nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Şu kâinatın sahip ve mutasarrıfı, elbette bilerek yapıyor ve hikmetle tasarruf ediyor ve her tarafı görerek tedvir ediyor ve her şeyi bilerek, görerek terbiye ediyor ve her şeyde görünen hikmetleri, gayeleri, faydaları irade ederek tedvir ediyor."

"Madem yapan bilir, elbette bilen konuşur. Madem konuşacak; elbette zîşuur ve zîfikir ve konuşmasını bilenlerle konuşacak..."(1)

Güzel bir hat sanatı ile karşılaştığımız zaman, o sanatın sanatkarının hat sanatında ne kadar mahir ve hünerli olduğunu anlarız. Yapılmış bir eser, eser sahibinin esere olan hakimiyet ve vukufiyetini gösterip ispat eder. Öyle ise eser üzerinde söz onundur, konuşmak da ona düşer. Eser hakkında hiçbir bilgi ve birikimi olmayan birisinin o eser üzerine nutuk atması, bir değerlendirmeye girmesi abes ve boştur. Bu yüzden yapan biliyor ki yapıyordur. Ve biliyor ki konuşuyordur. Yapmak, bilmenin alameti, konuşmak da bilmenin işaretidir.

Allah eser yapıcıların en mükemmelidir. Demek bilenlerin de en mükemmelidir. Öyle ise konuşanların da en mükemmeli o olmak lazımdır. Madem konuşanların en mükemmelidir, öyle ise konuşacaktır ve konuşmuştur. Başta Kur'an-ı Kerim olmak üzere, yüz yirmi dört bin peygambere gelen ilahi fermanlar ve sair mahlukata gelen ilhamlar bu konuşmanın en açık delilleridir.

(1) bk. Mektubat, On Dokuzuncu Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

coksukur
Bu cumle yersiz olmus: "Eser hakkında hiçbir bilgi ve birikimi olmayan birisinin o eser üzerine nutuk atması, bir değerlendirmeye girmesi abes ve boştur."
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Neden yersiz olduğunu ifade ederseniz ona göre bir cevap yazarız.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...