On Dokuzuncu Mektup'ta Peygamber Efendimiz'in başında geçen "şakk-ı sadr" hadisesinin bir kaç kez olduğu ifade ediliyor. Kaç kez olmuştur ve hikmeti ne olabilir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Şakk-ı sadr hâdisesinin iki defâ vukû bulduğunu bilmekteyiz. Birincisi, Peygamber Efendimiz (asm) küçük yaşta ve Sütannesi Halîme Hâtun'un yanında iken, ikincisi mi'raca çıkarken.

Kur'ân-ı Kerîm'de meâlen şöyle buyuruluyor:

"(Habîbim) göğsünü (kalbini) senin için (açıp da) genişletmedik mi?" (İnşirâh, 94/1)

Hazreti Peygamber (asm) süt annesinin yanında bulunduğu sırada çocuklarla birlikte iken, Cebrâil aleyhisselâm gelip, onu arkası üstü yatırdı. Göğsünü açıp kalbini yardı. Kalbinden bir parça et çıkarıp attı ve;

"Senin vücûdunda şeytânın nasîbi bu idi. Çıkarıp attık. Ey Allah Teâlâ'nın habîbi (sevgilisi), seni vesveseden ve şeytânın hîlesinden emîn ettik."

dedi. Sonra bir leğen içerisinde zemzem suyu ile kalbini yıkadı ve göğsünü kapatıp ayağa kaldırdı. Bu hâli gören çocuklar koşup durumu Halîme Hâtun'a haber verdiler. Yanına geldiklerinde ayağa kalkmış ve benzi sararmış vaziyette idi. Eshâb-ı kirâmdan Enes bin Mâlik (ra) "Ben Resûlullah'ın göğsünde bu yarılmanın izini gördüm." demiştir.

İkinci Şakk-ı Sadr ise, Mîrâc Gecesi vukû bulmuştur. Bu gece, Cebrâil aleyhisselâm gelip Resûlullah (asm)'ın mübârek göğsünü yardı. Zemzem suyu ile yıkadıktan sonra, içi hikmet ve îmân dolu altın bir leğen getirdi. Resûlullah (asm)'ın mübârek kalbine boşalttı ve göğsünü kapattı. Peygamber Efendimiz (asm) hadîs-i şerîfte şöyle buyurdu:

"Cebrâil gelip göğsümü yardı. Zemzem suyu ile yıkadıktan sonra, içi hikmet ve îmân dolu altın bir tas getirip göğsüme boşalttı, sonra kapattı."

Bu hadîs-i şerîf, Sahîh-i Buhârî ve Müslim'de zikredilmiştir.

Yine bu iki kitabda Enes bin Mâlik'ten şöyle rivâyet edilmiştir. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki:

"İşte şuradan şurama kadar, yâni boğazın altındaki çukurdan göğüste kıl biten yere kadar yardı. Kalbimi çıkardı, içi îmân dolu altın bir tas getirdi. Kalbimi yıkadı sonra da iç organlarımı yıkadı. Sonra kapattı." (Senâullah-ı Pânî Pütî, Abdülhâk-ı Dehlevî)

Yukarıda da izah edildiği gibi, bu göğüs yarma hadisesi iki defa vuku bulup, bir cihetle Peygamber Efendimiz (asm)'in o yüksek ve ağır nübüvvet yüküne ihzar niteliğindedir. Hazreti Peygamber Efendimiz (asm)'in beşeri yönünün manevi yönüne adapte edilmesi de diyebiliriz. Miraç Gecesi Efendimiz (asm)'in Kâbe’nin yanında iken melekler tarafından göğsünün yarılıp zemzem suyu ile yıkanarak ilim ve hikmetle doldurulması da aynı şekilde miraca bir ihzar ve bir adapte işlemidir. Miraç öyle alelade bir seyahat olmadığı için, melekler Hazreti Peygamber (asm)'i o seyahate hazırlayıp bir takım ameliyattan geçiriyorlar.

Kalbin yıkanmasında şöyle bir incelik olabilir; fiziki kalbin o süratli isra ve miraç yolculuğunda zarar görmemesi için dayanıklı ve ahiret alemlerine uygun bir hale sokulmasıdır. Nasıl astronotlar uzaya çıkarken bazı tedbirlerden geçip özel elbiseler giyiyorlarsa, aynı şekilde melekler de Peygamber Efendimiz (asm)'in fiziki yapısını o alemlere karşı korunaklı bir hale getirmiş olabilirler. Bunlardan hikmetten müstağni değildir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...