On İkinci Söz'ün sonunda bazı âyetler zikrediliyor ve Kur’ân'ın ism-i azamdan ve her ismin azamlık mertebesinden gelmesini bir parça olsun fehmetmek için bu âyetlerin küllî, umumî, ulvî ifadelerine bakmamız isteniyor. Bu konuyu biraz açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu âyetlerin müşterek yanı, Allah’ın izzet ve azametini ifade eden küllî ve umumî icraata dikkat çekmeleridir. Bu icraatın her biri âzamlık mertebesindedir. Bütün bunlar dikkate alındığında “Kur’ânın ism-i azamdan ve her ismin âzamlık mertebesinden geldiğinin” bir parça fehmedilebileceği ifade edilmektedir.

Söz konusu âyet-i kerimelerin mânalarına bu nazarla bakmaya çalışalım:

Âyetü’l-Kürsî:

“O, yegâne hak mabuttur. O, (ezeli ve ebedi hayat ile) diridir. Kayyum dur. Onu ne gaflet basar, ne uyku. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Onundur...” (Bakara, 2/255)

Onu takip eden âyetlerin mealleri sırayla şöyledir:

“Gaybın anahtarları Allah’ın katındadır.” (En’am, 6/59)

“De ki: Ey mülkün hakikî sahibi olan Allah’ım! Dilediğine mülk verirsin, dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Ve dilediğini aziz, dilediğini de zelil edersin. Hayır yalnız senin elindedir. Muhakkak ki sen her şeye kâdirsin.” (Âl-i İmrân, 3/26)

“O, geceyi, kendisini durmadan kovalayan gündüze bürüyüp örter. O, güneşi, ayı ve yıldızları da emrine boyun eğmiş olarak (yarattı).” (A’raf, 7/54)

“Ey arz, (vazifen bitti) suyunu yut! Ey sema, (ihtiyaç kalmadı,) yağmuru kes!” (Hûd, 11/44)

“Yedi kat semavat ve arz ve onların içindekiler Onu tesbih eder.” (İsrâ, 17/44)

“Sizin yaratılmanız ve diriltilmeniz, tek bir nefsin yaratılıp diriltilmesi gibidir.” (Lokman, 31/28)

“ Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir." (Ahzâb, 33/72)

“O gün semayı, kitap sayfalarını dürer gibi düreriz.” (Enbiyâ, 21/104)

“Allah’ı hakkıyla takdir edemediler (kadrini gereği gibi bilemediler). Yeryüzü kıyamet gününde bütünüyle O’nun elindedir. Gökler de O’nun kudretiyle dürülmüştür. O, onların ortak koştuklarından uzaktır, yücedir.” (Zümer, 39/67)

“Eğer biz bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, muhakkak ki onu, Allah korkusundan baş eğerek, parça parça olmuş görürdün. İnsanlara bu misalleri, düşünsünler diye veriyoruz.” (Haşir, 59/21)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yükleniyor...