On Sekizinci Söz'de verilen örnekler, gayet kuvvetli ve nefsi susturuyor. Ancak toplum hayatının genel akışı, aynı mantık çerçevesinde düşünmemizi ve doğru karar vermemizi, maalesef, çoğu zaman çok güçleştiriyor. Burada dengeyi nasıl kuracağız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

On Yedinci Söz’de bu dünyadan kalp rahatlığı ile ayrılmayı sağlayan beş vecih sayılıyor. Beşinci Vecih’de, dünyanın mahiyetinin bilinmesi üzerinde duruluyor. Dünyanın mahiyetini bilen, yani dünyanın ne olduğunu, buraya niçin gelindiğini ve bu âlemde neler yapmak gerektiğini doğru değerlendiren insanlar, bu fâni âlemi daha rahat ve kolay terk ederler. En büyük hadise olan ölümün rahatlıkla aşılmasını sağlayan esaslar, dünyanın diğer sıkıntılarını daha kolay hallederler.

Özet olarak arz edeyim:

Bütün varlık âlemini İlâhî bir kitap olarak gören kişi, dünyayı ve ondaki hadiseleri Kur’an'ın nuruyla değerlendirir. Varlık âlemini de, onda cereyan eden olayları da doğru okur. Böyle bir insan, Üstad'ın ifadesiyle, “hadisatın dağlarvari dalgaları içinde seyran eder.” Onu dalgalar alt edemez ve boğamaz.

Yine, dünyayı ahiretin tarlası olarak bilen kişi, kalbini tarlaya değil, ondan elde edeceği ve ahirete göndereceği mahsullere bağlar. Böyle bir insan, dünyanın hem lezzetlerinden, hem de elemlerinden ahirete sermaye gönderebilir. Sıhhatli iken ibadetlerini daha rahat yapar, dünya işlerine ahiret namına daha çok çalışır, sadakasını, zekâtını daha bolundan verir. Hastalandığında, sabır ve şükür yoluna girer, daha başka bir sahada verim alır ve ebedî âlemine sermaye gönderir.

Keza, dünyayı misafirhane olarak değerlendiren bir kişinin bu âlemden ayrılışı kolay olur. Misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etmekle hem dünyada rahat eder, hem de ahirette ebedî saadete kavuşur.

Allah Resulü (asm.) “Dünyada rahat yoktur.” buyururlar. Zira, insan bu dünyaya rahatça yaşamaya değil, çokça çalışıp ahireti namına büyük kazançlar elde etmeye gelmiştir. Bunu böyle bilen insan, sıkıntı ve elem çekse de huzur ve saadet içinde yaşar.

“Evet, size meşakkatte büyük rahat var. Zira, fıtratı müteheyyic olan insanın rahatı yalnız sa'y ve cidaldedir.” (Münazarat, Zindan-ı Atalete Düştüğümüzün Sebebi)

Bu bakış açısını her zaman ve her hadisede yakalamak mümkün olmayabilir. Ama, bu dünya imtihanında nefsimizi günah ve isyandan sakındırmakta verdiğimiz mücadelenin bir benzerini de “sabır ve şükür imtihanında” vermek durumundayız. Yüzde yüz başarı elde edemesek bile, bu yola devam etmekten başka çaremiz yoktur. Bir imtihanda düşük not alan öğrencinin, diğer imtihanlarda bunu telafi etmeye çalışması gibi, biz de iyiliklerimizi artırarak, noksanlarımız için de tövbe ve istiğfar ederek bu manevî cihada devam etme durumundayız. Bu konuda, birbirimize yardımcı olmamız ve menfî hadiselere cemaat halinde karşı koymamız büyük önem taşır.

Bir ayet meali ve Nur Külliyatı'ndan bir vecize ile bu şıkkın cevabını tamamlayalım:

“İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın.” (Mâide, 5/2)

“Bu zaman, cemaat zamanıdır. Ferdî şahısların dehâsı ne kadar hârika da olsalar, cemaatin şahs-ı mânevîsinden gelen dehâsına karşı mağlûp düşebilir.” (Tarihçe-i Hayat, Emirdağı Hayatı)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yükleniyor...