Block title
Block content

"Ona ait muhabbetimiz, o hususî dünyamız âyine olduğu ve temsil ettiği güzel nukuş-u esmâ-i İlâhiyeye döner, ondan cilve-i esmâya intikal eder." Buradaki, "cilve-i esmâ" ve "nukuş-u esmâ" manalarını açıklar mısınız? Tecelli ile farkları nelerdir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Tecelli: Kelime olarak görünmek ve bilinmek manasına geliyor. İlâhi kudretin meydana çıkması, görünmesi. Hak nurunun tesiriyle, kulun kalbinde hakikatın bilinmesi şeklinde de anlaşılır. Cilve ile tecelli müteradif, yani eşanlamlıdır.

Nakış: Kelime olarak resmetmek ve boyamak anlamına geliyor ki, Allah’ın güzel isimleri bütün kainatı kendi mana ve hükümleri resmedip boyamışlar diyebiliriz. Nakış, bizzat maddi olarak belirmek, orada tezahür etmek anlamına da geliyor. Mesela insanın simasındaki göz Allah’ın basar sıfatının bir nakşıdır diyebiliriz.

Tecelli, mücerret bir yansıma iken, nakış müşahhas bir yansımadır.

Allah’ın güzel isimlerinin cilveleri ve nakışları, kainat üstünde görünen eser ve sanatlardır. Yani kainatta var olan eser ve sanatların hepsi Allah’ın güzel isimlerinin bir tecellisi, bir yansımasıdır.

Mesela, bir çiçek üstündeki tasvir ve çizim Allah’ın Musavvir isminin bir tecelli ve cilvesidir. Çiçeğin şirin ve tatlı süsleri Allah’ın Müzeyyin isminin bir yansıması ve cilvesidir. Çiçeğin bünyesindeki intizam Allah’ın Nazım isminin bir cilvesidir. Çiçeğin hayatına lazım olan erzakların gelip bünyesine girmesi ve yerleşmesi Allah’ın Rezzak isminin bir cilvesidir, vesaire.

Yine, insan kainat içinde Allah’ın isimlerine tecelli ve ayna olma noktasında en kapsamlı bir eser  ve en mükemmel bir sanattır. Yukarıda örnek olarak verdiğimiz çiçekte Allah’ın bütün isimleri tecelli etmeyebilir, lakin insan mahiyetinde Allah’ın bütün isimleri tecelli ediyor. Bu noktada insan mazhar-ı azamdır, yani Allah’ın isim ve sıfatlarına tecelli olmak noktasından, insan kainatın en büyük mazharı ve en parlak mahallidir.

Mesela, insanın simasındaki göz Allah’ın basar sıfatının bir tecellisidir; kulak sem' sıfatının bir yansımasıdır; konuşma mahalli olan dil kelam sıfatının bir cilvesidir; yüzdeki tasvir ve çizim Musavvir isminin; hayata lazım olan rızkın gönderilmesi ve bedenin ve bedende çalışan hücrelerin beslenmesi Rezzak isminin nakışları ve tecellileridir. Bu isimler gibi, Allah’ın  bütün isimleri insan mahiyetinde nakış suretinde tecelli edip cilvesini göstermiştir. Bu nakışların ve tecellilerin hepsi, kaynakları hükmünde olan isimlere açılan birer pencereler hükmündedir. İnsan bu pencereler vasıtası ile Allah’ın isim ve sıfatlarına intikal ederler.

İnsanın şahsi alemi kırılmaya mahkum ayna gibidir. Harici alem ise aynamızda yansıyan kainat ve dünyadır. Kainat ve dünya bir parça sabit ve daimdir, ama insanın ömür aynası çabuk kırılır bir şişe gibidir. İnsan duygu ve düşüncelerini bir parça sabit ve daim olan kainat ve dünyaya kaptırır ise, gaflet bataklığından çıkıp kurtulamaz.  

İşte, hususi dünyamıza olan sevgimiz hususi dünyamızın kırılgan ve fani olmasını idrak etmek ile zail oluyor. O sevgi, yönünü ve yüzünü bu sefer Hakka çeviriyor. Zira hususi dünyamızda sevmeye değer gördüğümüz bütün güzellik ve kemallerin hepsi Allah’ın isimlerinin nakış ve tecellileridirler. Allah’ın isimleri asıl ve memba iken, bizim alemimizde tecelli eden cemal ve kemaller gölge ve arızi şeylerdir.

Hasılı, mevcudatı ve hususi dünyamızı Allah hesabına ve onun sanat ve eserleri olduğu için sevmeliyiz ve Allah’a olan muhabbetimize bir vesile ve araç yapmalıyız.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...