"Onun için, perdesiz, vasıtasız, doğrudan doğruya dest-i kudret-i Rabbâniyeden çıktığını âşikâre göstermek için, sair eşya gibi zâhirî esbabı, hayattaki tasarrufât-ı kudrete perde edilmemiş bir müstesna mahlûktur." cümlesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kâinatta her neticenin bir sebep vasıtası ile olması Cenab-ı Hakk’ın değişmez adetullah kanunudur.

Sebepler adi ve çok basit iken, onlardan hâsıl olan neticeler, gayet derecede mükemmel ve sanatlı oluyor. Bunun hikmeti ise, insanın o kıymetli neticeleri sebeplerden bilip şirke ve şükürsüzlüğe gitmemesidir. Buna rağmen, insanların ekserisi sebeplerin arkasında, Allah’ın kudret elini ve isimlerini göremiyor, ya şirke düşüyor ya da gafletle sebeplere perestiş ediyor.

Allah, insanların gözündeki gaflet perdesini kaldırmak için, en büyük ve umumî nimetlerine, kuvvetli ve kalın sebepleri takmamış. Bu umumî nimetlerin en büyüğü hayattır. Mesela; anne karnındaki cenine hayatın nasıl ve ne şekilde girdiği bilinmiyor. Bilim bu noktada aciz kalıyor. Bu da gösteriyor ki; hayat nimeti sebepsiz ve vasıtasız, olarak Allah’ın kudretinden geliyor. Meyveye ağaç, çocuğa anne ve baba, ısı ve ışığa güneş vesile oluyor; ama ruh ve onun bir sıfatı olan hayat ne ile geliyor, nasıl vücut buluyor, bunun sebepler noktasından bir izahı yoktur. Tek izahı sebepsiz ve doğrudan, Allah’ın kudret elinden çıktığıdır.

Evet, bütün sebepler birer perdedir; o adi ve basit sebeplerden meydana gelen eşya ise çok harika, mükemmel ve kusursuzdur. Ağacın meyve vermesi, nutfeden insanın yaratılması, yumurtalardan civcivlerin çıkması, kafatasında saçın bitmesi birer mucizedir. Bu harika işler, mükemmel neticeler, sanatlı ve hikmetli eserler; “şuursuz sebeplerin, kör tesadüfün, sağır tabiatın” işi olamaz.

Cansız ve şuursuz maddelerden hayat ve şuurun fışkırması tevhide büyük bir delildir. Cahil, şuursuz ve kör sebeplerin eli ile mükemmel ve sanatlı bir eser meydana geliyorsa, onların arkasında iş gören gizli bir kudret eli var demektir. Hayatın yaratılması, cansız varlıkların işi olamaz.

Eşyanın vücuda gelmesinde toprak, hava, su ve güneş birer sebeptirler; birinin olmaması halinde istenen maksat hâsıl olmaz. Ancak o neticeler birbirini tanımayan o adi sebeplerin o şuursuz mahlûkların işi olamaz. Bu harika işlerin meydana gelmesinde onların hiçbir tesirleri yoktur, onlar sadece birer perdedirler.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

SORULARLARİSALE 2024 ANKETİ
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...