Block title
Block content

Ordu örneğinde ikinci defa toplanmanın daha kolay olduğu anlatımında anlamadığım husus; zerreler birbirini tanıyor mu?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu meseleye üç cihetten bakabiliriz.

Birinci Cihet: Bu gibi temsiller, soyut hakikatleri somut hale getirerek akla yatkın hale sokmak içindir. Ordu misali tamamen bu manaya matuftur. Zerrelerin orduya benzetilmesi de tamamen zihni kabule yaklaştırmak içindir. Yoksa bire bir temsilin her köşesini ve noktasını hakikate  tatbik etmek gerekmiyor.

İkinci Cihet: Zerrelerin biribirlerini tanıması, ille de insanların biribirlerini tanıması şeklinde değildir. Bazen bir cıvata yuvasına öyle bir alışır ve ülfet eder ki, sanki onunla hemhal olur, tencere ile kapak misaline dönüşür. Yani cansız ve şuursuz varlıklar arasındaki adaptasyon ve uyum, insanlarınki gibi değildir.

İnsanlarda kaynaşma olduğu gibi cansız varlıklar arasında da mekanik uyum olabilir. Mekanik uyumu sağlayıp sevk eden de ustadır. Nasıl usta bir birlerine uygun malzemeleri bir araya getirip bir eser oluşturuyor ise, aynı şekilde biribiri ile uyum içinde olan zerreler malzemeleri bir araya getirip yeniden eski vücudu iade eder demektir. Bunun için zerrelerin biribirlerini şuur ve akıl ile tanımaları gerekmiyor.

Üçüncü Cihet: Ahirette her şeyin bir cihetle şuurlu olacağına dair ayet ve hadislerin zımni manaları vardır.  Üstad Hazretleri bu hakikate şu şekilde işaret ediyor:

"Evet, وَمَا هٰذِهِ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَاۤ اِلاَّ لَهْوٌ وَلَعِبٌ وَاِنَّ الدَّارَ اْلاٰخِرَةَ لَهِىَ الْحَيَوَانُ ["Bu dünya hayatı bir oyun ve oyalanmadan başka birşey değildir. Asıl hayata mazhar olan ise âhiret yurdudur." (Ankebut, 29/64)]. sırrınca, şu dâr-ı dünyada câmid ve şuursuz ve hayatsız maddeler, orada şuurlu, hayattardırlar. Buradaki insanlar gibi orada da ağaçlar, buradaki hayvanlar gibi oradaki taşlar, emri anlar ve yapar. Sen bir ağaca desen, "Filân meyveyi bana getir"; getirir. Filân taşa desen, "Gel"; gelir. Madem taş, ağaç bu derece ulvî bir suret alırlar. Elbette, ekl ve şürb ve nikâh dahi, hakikat-i cismaniyelerini muhafaza etmekle beraber, Cennetin dünya fevkindeki derecesi nisbetinde, dünyevî derecelerinden o derece yüksek bir suret almaları iktiza eder."(1)

Buradaki mülahazaya göre, zerrelerin biribirlerini asker arkadaşı gibi tanıyıp kaynaşmaları pekala mümkündür. Et parçasına tatma, görme, işitme, dokunma ve konuşma vasfını veren Allah, elbette böyle atomları ve zerreleri biribirlerine asker arkadaşı gibi samimi ve dost yapabilir. Hangi cihete kalbimiz yatıyor ise onu kabul edebiliriz.

(1) bk. Sözler, Yirmi Sekizinci Söz

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
Yükleniyor...