Block title
Block content

Otuz İkinci Söz'ün İkinci Maksad'ının Hatime'side yer alan "İkinci sual ve cevabı" örneklerle açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Telmih ve ima ile bir şeyi ifade etmek, bazen açıktan ifade etmekten daha etkili ve daha hareket vericidir. Bu sebeple telmih ve işaret kalbin en derin köşesinde yatmış ve uyumuş hissiyatları uyandırmak ve hareket ettirmekte önemli bir edebi araçtır. Ama kelamda asıl maksat, niyet ve garazı  ifade etmektir. Telmih ve işaret, maksada zarar vermez ve ifade eden adamı bağlamaz.

Mesela, "Aslan gibi adam." dediğimiz zaman, maksat ve kasıt kişinin kuvvetli ve cesur olduğudur. Aslan ifadesinin içinde bulunan hayvanlık ve yırtıcılık telmihen ve işareten bulunabilir, bu konuşanı mesul kılmaz. Bu gibi teşbihlerde, teşbihi getiren zat ilk manayı değil, teşbihin arkasında kast edilen ikinci manayı murat etmektedir. Teşbihin çağrıştırdığı manalardan dolayı teşbihi getiren mesul tutulamaz.

Ayet ve hadislerde teşbih çokça zikredilip kullanıldığı için, teşbihin içindeki garaza ve kasta muhatap olmayan çağrışımlar ve yan manalar, ayet ve hadisleri mesul etmez, onlara bir leke bırakmaz demektir.

Teşbihteki hata ve yanlışlar, teşbihi kullanana ait değil, o teşbihi örfi olarak oluşturan topluma aittir. Mesela Peygamber Efendimiz (asm) Arap toplumunun çok iyi bildiği bir teşbihi bir hakikati ifade etmekte kullansa ve o teşbihte bazı arıza ve hatalar olsa, burada sorumlu Peygamber Efendimiz (asm) değil, o teşbihi oluşturan örfi yapıdır.

"Meselâ, kinâî misallerinden, 'Fülânün tavîlü’n-necad' denilir. Yani, 'kılıcının kayışı, bendi uzundur.' Şu kelâm, o adamın kametinin uzunluğuna kinayedir. Eğer o adam uzun ise, kılıcı ve kayışı ve bendi olmasa da, yine bu kelâm sadıktır, doğrudur. Eğer o adamın boyu uzun olmazsa, çendan uzun bir kılıcı ve uzun bir kayışı ve uzun bir bendi bulunsa, yine bu kelâm kâziptir. Çünkü mânâ-yı aslîsi maksud değil."(1)

Bir adamın boyunun uzunluğunu ifade etmek için şöyle bir teşbih kullanılıyor: Filanca adamın kılıcının kılıfı veya bendi uzundur.  Halbuki adamın ne kılıcı var ne de kılıcının kılıfı bulunuyor. Şimdi birisi kalkıp sen yalan söyledin, zira adamın kılıç ve kılıfı bulunmuyor dese, maksadı anlamamış olur. Adamın uzun bir kılıcı ve buna uygun bir kılıfı olsa, ama boyu kısa olsa o zaman ifade yalan olur. Zira bu atasözü boyun uzunluğunu ifade etme hususunda bir şiar bir sembol olmuştur. Bu atasözü boyu kısa adamlara sarf edilemez.

Risale-i Nur'daki temsili hikayelerin aslı olmasa da hakikate olan işaretine ve ispattaki katiliğine bir zarar vermez. 

(1) bk. Sözler, Otuz İkinci Söz, İkinci Mevkıf.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...