Block title
Block content

Otuz Üçüncü Söz, Beşinci Pencere'de; zihayatların defi ve ani vücuda geldiği belirtiliyor, ama dünya darü'l-kudret olmadığından, bir anda olmaz diye biliyoruz. Ani denmesinin sebebi ne olabilir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Dünya dar-ı hikmet olmasından dolayı, işler zamanlı ve sebepler aracılığı ile oluyor. Yoksa, Cenab-ı Hak istese zamansız ve sebepsiz her şeyi bir anda yaratabilirdi. Onun için zorluk yoktur. Tıpkı dar-ı kudret olan alem-i ahirette olacağı gibi.

Buna şöyle bir temsil ile bakabiliriz: Hünerli ve mahareti çok olan bir usta, bir bina yaparak bütün hüner ve maharetini seyrettirmek ister. İki tarzda yapması var. Biri defi ve ani, diğeri ise tedricidir. Yani yavaş yavaş ve tertip ve sıra ile yapmaktır. Şayet eserini, yani, binasını halkın huzurunda defi ve ani bir şekilde inşa etse, kimse onun maharet ve hünerinden bir şey anlamaz. Hatta inkara bile gidebilirler. Ama yavaş yavaş, tertip ile eze eze yapsa, yani temelden tavana doğru tedrici bir yol izlese, herkes onun sanatını ve hünerini takdir ile tahsin eder. Ve maksat hasıl olmuş olur.

İşte Cenab-ı Hakk'ın, iki türlü yaratma tarzı vardır. Biri yoktan ve hiçten, ani ve defi yaratmasıdır. Diğeri ise, inşa suretinde tertip ve sebepler ile isim ve sıfatlarını talim ettirerek yaratmasıdır. Dünyada daha çok inşa şeklindeki yaratması hükmediyor. Sebebi ise, talimdir. Esma ve sıfatlarını ve dolayısı ile kendini bize tanıtmaktır.

Burada defi ve ani derken, kısa bir süre, az bir zaman anlamında kullanılmıştır. Yoksa göz açıp kapamak müddeti kast edilmemiştir. Defi ve ani olması hikmete zıttır. Ahirette hikmet değil, kudret hakim olacağı için her şey, ani ve birden olacaktır.

Altı hafta meselesine de bu nazarla bakabiliriz. Yani altı hafta insanlar açısından bakılacak olursa çok kısa bir süredir. Zira bütün canlıların altı haftada inşa ve ihya edilmesi, hakikaten mucizevi bir durumdur. Farz-ı muhal olarak bu iş, insanlığa havale edilse, altı hafta değil altı trilyon yıl geçse yine yapamaz demektir.

Özet olarak; defi ve ani tabirleri izafi tabirlerdir. İnsana nispet edildiğinde ani olurken, Allah’a nispet edildiğinde müddetli oluyor. Hakikaten altı haftada bütün baharın yeniden ihya edilmesi, sonsuz kudret açısından çok uzun bir müddettir. Ama insana nispet edildiği zaman çok ani ve defidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

garibuzzaman03
cevabınız için allah razı olsun
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
hakmakine
Rica etsem bu "altı hafta" meselesini biraz daha açabilir misiniz?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Acaba her senede dört yüz bin envâı birden zemin yüzünde icad eden; ve semâvat ve arzı altı günde halk eden; ve altı haftada, her baharda, kâinattan daha san'atlı, hikmetli, zîhayat bir kâinatı inşa eden bir kudret-i ezeliye, bir ilm-i ezelînin dairesinde plânları ve miktarları taayyün eden mevcudat-ı ilmiyeyi, göze göstermeyen bir ecza ile yazılan ve görünmeyen bir yazıyı göstermek için sürülen bir ecza misilli, gayet kolay o mâdûmât-ı hariciye olan mevcudat-ı ilmiyeye vücud-u haricî vermeyi o kudret-i ezeliyeden uzak görmek ve icadı inkâr etmek, evvelki güruh olan Sofestâîlerden daha ziyade ahmakane ve cahilânedir. Yirmi Üçüncü Lem'a

Altı hafta ifadesi Risale-i Nurda geçmekte olup bu cevapta altı hafta tabirini izah etmektedir. Yani bahar mevsiminin altı hafta gibi kısa bir süre içinde inşa edilmesinin bir kudret harikası olduğu ifade ediliyor. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...