Block title
Block content

"Öyle bir âlem ki, kemâl-i intizamından bir memleket hükmünde, belki bir şehir hükmünde, belki bir saray hükmündedir." Buradaki memleket, şehir ve saray alemleri neyi ifade ediyor, açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Yirmi İkinci Söz'de geçen bu cümlenin devamında Üstad şöyle der:

"Kemâl-i hayretlerinden etraflarına baktılar. Gördüler ki, bir cihette bakılsa azîm bir âlem görünüyor; bir cihette bakılsa muntazam bir memleket, bir cihette bakılsa mükemmel bir şehir, diğer bir cihette bakılsa gayet muhteşem bir âlemi içine almış bir saraydır."(1)

İçinde bulunduğumuz aleme, ister büyük ve harika bir memleket nazarıyla bakılsın, isterse düzenli ve muntazam bir şehir nazarıyla ve isterse mükemmel bir saray nazarıyla bakılsın, her hâlükârda göreceğimiz mükemmel nizam, dakik ölçü ve muhteşem ahenk, bizlere o alemin yaratıcısının tek ve yekta ve misilsiz ve kudreti nihayetsiz olduğunu haykıracaktır.

Bir memleketin, şehir şehir taksimi, yollarının bir düzen içinde yapılması ve o memlekette uyulması gereken kanunların mevcudiyeti, büyük bir idare ve yönetim gerektirir. Bir memleket kadar olmasa da, şehirde de aynı kurallar geçerlidir; ancak şehrin inşaası daha kompleks bir durum arzeder. Şöyle ki: 

Şehirlerdeki evlerde ve evlerin oluşturduğu mahallelerde ve mahallelerin oluşturduğu semt ve ilçelerde ve bunların birbiriyle olan uyumu ve görünümünde, daha ince bir idare ve dakik bir planlama gerekmektedir. 

Saray ise; hüsnün ve kemalin sembolüdür bir anlamda. Sarayda hem göze, hem kalbe hitab eden, iç ve dış teşrifatı açısından çok ince sanatlarla süslenmiş ve daha ziyade keyfe ve zevke nazır bir halet göze çarpar. Bir anlamda saray, tüm ihtiyaçlarımızı karşılayabileceğimiz mikro bir şehir hükmündedir. Gelişmiş bir şehir ise, memleketin küçük bir nümunesi gibidir. Ve sarayda olan şeyler, memlekette bulunduğu gibi, memlekette olan şeylerin bir nümunesi de sarayda vardır.

Aynen bunun gibi, Cenab-ı Hak bu alemin devasa kürelerini ve cismi büyük cemadatını ve bunların birbiriyle olan irtibatını, bir memleket suretinde yaparak, tedbir ve idare ediyor. Fakat öyle bir memleket ki, bir saray kadar mükemmel... Ve o devasa gezegenlerin her birini dakik bir tanzim ile ve birbirleriyle uyumunu ve muavenetini bir şehrin düzenlenmesi tarzında ve kolaylığında yapıyor. Öyle bir şehir ki, bir saray hükmünde. Canlı ve ruhlu mahlukatını ise, bir saray gibi yaratıyor ve onları çok ince sanatına ve kemaline mazhar ediyor. Bu sarayların en antikası ve en acibi ve en mükemmel olanı ise; insandır.

Elhasıl, bir memleketteki düzen, imar, kanunlar, asayiş, hukuk ve sistem, memleketin bir hükümet tarafından idare edildiğini ve bu memleketin sahipsiz olmadığını gösterir vesikalardır. Aynı şekilde şu kainat ve dünyadaki intizam, ahenk, kanunlar, unsurlar arasındaki yardımlaşma ve dayanışma, mükemmel icraat ve fiillerin bulunması, bu kainat ve dünyanın da -memlekette olduğu gibi- sahipsiz olmadığını ve her şeyine hükmeden bir Rabbi olduğunu bize gösterir. Yani memleket nasıl sahipsiz değilse, şu kainat ve dünya memleketi de sahipsiz ve hamisiz değildir denmek isteniyor.

(1) bk. Sözler, Yirmi İkinci Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...