Block title
Block content

"Öyle hazinâne, öyle mahbubâne, öyle müştâkâne, öyle tazarrûkârâne saadet-i bâkiye istiyor ki, bütün kâinatı ağlattırıp, duâsına iştirak ettiriyor." Bu cümleyi izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kainattaki bütün varlıkların en önemli meselesi ve esası, sonsuzluğa mazhar olmaktır. Zira yokluk varlığın bütün mana ve esaslarını kökünden helak eden ve gaye ve hikmetleri anlamsızlaştıran en büyük bir tehlike ve yaradır. Bu sebeple varlıkların en büyük talep ve duası sonsuzluğa mazhar olmaktır. Bu talebi en organize ve mükemmel bir netlikle Allah’a irca eden vekil ise Allah Resulü olan Peygamber Efendimiz (asm)'dir. Peygamber Efendimiz (asm)'in bu büyük arzuhali bütün varlıkların ortak bir arzuhali olduğu için kıymet ve tesiri çok büyüktür. Bu talep bütün varlıkların hayat memat meselesidir.

Peygamber Efendimiz (asm)'in Allah’tan talep ettiği sonsuzluk duasına, akıl ve şuur sahipleri şuurlu bir şekilde destek verirken, akıl ve şuurdan yoksun olan mevcudat ise hal dilleri ile bu duaya iştirak ediyorlar.Üstad Hazretleri bu cümlede “Hem bak, öyle hazinâne, öyle mahbubâne, öyle müştâkâne, öyle tazarrûkârâne,..” diye mahlukatın şuurlu ve şuursuz bir şekilde şiddetle beka taleplerini mecazi bir şekilde böyle tasvir etmiş.

Ağlattırma sebebi ise beka talebidir. Ruhsuz mevcudatın ağlaması ise, mevcudatın hal dili ile beka talep etmesi anlamındadır.

Üstad Hazretlerinin şu ifadeleri bu meseleye ışık tutar mahiyettedir:

"Üçüncü kısım ameleler, nebâtat ve cemâdattır. Onların cüz-ü ihtiyarîleri olmadığı için, maaşları yoktur. Amelleri hâlisen livechillâhtır ve Cenâb-ı Hakkın iradesiyle ve ismiyle ve hesabıyla ve havl ve kuvvetiyledir."

"Fakat nebâtâtın gidişatlarından hissolunuyor ki, onların vezâif-i telkih ve tevlidde ve meyvelerin terbiyesinde bir çeşit telezzüzatları var; fakat hiç teellümâta mazhar değiller. Hayvan, muhtar olduğu için, lezzetle beraber elemi de var. Cemâdat ve nebâtâtın amellerinde ihtiyar gelmediği için, eserleri de, ihtiyar sahibi olan hayvanların amellerinden daha mükemmel oluyor. İhtiyar sahibi olanların içinde, arı emsali gibi vahiy ve ilhamla tenevvür edenlerin amelleri, cüz-ü ihtiyarîsine itimad edenlerin amellerinden daha mükemmeldir. Yeryüzünün tarlasında nebâtâtın herbir taifesi, lisan-ı hal ve istidat diliyle Fâtır-ı Hakîmden sual ediyorlar, dua ediyorlar ki, 'Yâ Rabbenâ! Bize kuvvet ver ki, yeryüzünün her bir tarafında taifemizin bayrağını dikmekle saltanat-ı rububiyetini lisanımızla ilân edelim. Ve rû-yi arz mescidinin herbir köşesinde Sana ibadet etmek için bize tevfik ver. Ve meşhergâh-ı arzın her bir tarafında Senin Esmâ-i Hüsnânın nakışlarını, Senin bedî ve antika san'atlarını kendi lisanımızla teşhir etmek için bize bir revaç ve seyahate iktidar ver.' derler."

"Fâtır-ı Hakîm, onların mânevî dualarını kabul edip ki, bir taifenin tohumlarına kıldan kanatçıklar verir; her tarafa uçup gidiyorlar, taifeleri namına esmâ-i İlâhiyeyi okutturuyorlar (ekser dikenli nebâtat ve bir kısım sarı çiçeklerin tohumları gibi). Ve bir kısmına da, insana lâzım veya hoşuna gidecek güzel et veriyor, insanı ona hizmetkâr edip her tarafa ekiyor. Bazı taifelerine de, hazmolmayacak sert bir kemik üstünde hayvanlar yutacak bir et veriyor ki, hayvanlar onu çok taraflara dağıtıyorlar. Bazılara da çengelcikleri verip her temas edene yapışıyor; başka yerlere giderek taifesinin bayrağını dikerler, Sâni-i Zülcelâlin antika san'atını teşhir ediyorlar. Ve bir kısmına da -acı düvelek denilen nebâtat gibi- saçmalı tüfek gibi bir kuvvet verir ki, vakti geldiği zaman onun meyvesi olan hıyarcık düşer, saçmalar gibi birkaç metre yerlere tohumcuklarını atar, zer' eder, Fâtır-ı Zülcelâlin zikir ve tesbihini kesretli lisanlarla söylettirmeye çalışırlar. Ve hâkezâ, kıyas et."

"Fâtır-ı Hakîm ve Kadîr-i Alîm, kemâl-i intizamla, her şeyi güzel yaratmış, güzel teçhiz etmiş, güzel gayelere tevcih etmiş, güzel vazifelerle tavzif etmiş, güzel tesbihat yaptırıyor, güzel ibadet ettiriyor."

"Ey insan! İnsan isen, şu güzel işlere tabiatı, tesadüfü, abesiyeti, dalâleti karıştırma, çirkin etme, çirkin yapma, çirkin olma."(1)

(1) bk. Sözler, Yirmi Dördüncü Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...