Block title
Block content

"Öyle ise onun elinde kabul edilip, öylece delail-i isbata bakılacak." Bu cümleye örnek verebilir misiniz? Yani Kur'an'ın kelamullah kabul edilerek veya beşer kelamı farzedilerek bakılırsa delil nasıl niteliğini değiştirir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kur'an-ı Kerim'deki sure ve ayetlerin arkasında duran ve işleyen, Allah’ın ezeli ve ebedi isim ve sıfatlarıdır. Arza der; "Ey arz suyunu yut!.." bulutlara der "Ey bulut gizlen!..", güneşe der "Ey güneş dürül!..". Bütün bu emirleri verebilecek, ancak Allah’ın ezeli ve ebedi isim ve sıfatlarıdır.

Bu ifadelerin ve emirlerin arkasında insan farz edilse, bu emirler çok komik ve şarlatanlık olur. Kur’an, -haşa- insanların elinde oyuncak ve rezil bir duruma düşerdi. Zira bir insanın güneşe hitaben; dürül ya da açıl emri komiklik ve şarlatanlıktan başka bir şey değildir. Faraza, Kur'an’a Hazreti Muhammed (asm)'in bir kelamı, bir yazması nazarı ile bakılırsa, Kur'an baştan sona kadar çelişki ve tutarsızlıklarla dolu bir hal alır. Zira ayet ve surelerin arka planında insan bir zerre kadar kalır. Ayetlerin ağırlığının altından insan kalkamadığı için, Kitap anlaşılmaz ve bütün güzellikleri söner gider.

Aslı itibari ile Kur’an’da bir eksiklik bir kusur yoktur. Eksiklik ve kusur insanın bakış açısındadır. İnsan bazen, gözünün önüne eğilmiş, hilale benzer bir kirpiği gök yüzündeki gerçek hilal ile karıştırabilir. Yani insanların bakış açısı eşyanın aslını zıddına dönüştürebiliyor.

Madde kusurlu ve ezeliyete hiç kabiliyeti olmadığı halde, insan ona ezeliyet atfedebiliyor. Demek arıza eşyada değil, insanın bakış açısındadır. Kur’an aslı itibari ile mahzeni mucize iken, hastalıklı bakış sayesinde çelişki ve tutarsızlıklar yumağı haline dönüşebiliyor.

Telkin ve ön kabullerle Kur'an’a bakılır ise, bütün güzellik ve incelikleri saklanır, görünmez. Ama telkin ve ön yargılardan arınmış olarak Kur'an’a dikkat ile bakılırsa, her yönü ile mükemmel ve mucize olduğu anlaşılır. Bekli biz bu mucizelerin hepsini bizzat göremeyebiliriz, lakin alimlerin tespit ve tayini ile onlar da görünebilir.

Delil esas noktasında değişmiyor, ama delili algılama değişiyor. Önemli olan delilin aslı değil, o delilin insan fikrinde nasıl algılandığıdır. İnsanın algısı düzgün olursa, delilin aslı işe yarar, ama insanın algısı kötü olursa, delilin aslı bir işe yaramaz.

Asr-ı saadette Kur’an’a Allah kelamı nazarı ile bakanlar her harfinden okyanus gibi feyiz alırlarken, -haşa- beşer düzmecesi nazarı ile bakanlar her harfinde küfür bataklığına saplanmışlar. Bu durumda Kur'an birisine hidayet vesilesi iken, diğerine dalalet vesilesi olmuş olur. Demek insanın bakışı ve algısı çok önem arz ediyor. 

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...