"Öyleyse imana geliniz. Çünkü güzel ahlâklı, akıllı olsa, alâküllihal Resulullahtır. Çünkü sizin bu 'güzel' sözünüz, hududunuz dahilinde değil; mesleğinizce böyle diyemezsiniz." Hudutları dahilinde olmaması ile birlikte izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hem eğer onlara denilse, 'Peygamberi nasıl bilirsiniz?' Derler: 'Güzel ahlâklı, çok akıllı bir adam.' O vakit onlara denilecek: "Öyleyse imana geliniz. Çünkü güzel ahlâklı, akıllı olsa, alâküllihal Resulullahtır. Çünkü sizin bu 'güzel' sözünüz, hududunuz dahilinde değil; mesleğinizce böyle diyemezsiniz."(1)

Peygamber Efendimiz (asm)'in en büyük iddiası ve davası, Allah’ın elçisi olduğudur. Şayet bu davada -hâşâ- yalan konuşuyor ise, ona güzel ahlaklı demek mümkün olmaz. Çünkü büyük bir yalan ile güzel ahlak aynı insanda ittihad etmez.

Şayet güzel ahlakı sabit ise, -ki buna kâfirler bile şahitlik ediyor- o zaman davasında haklı olduğu da sabit olur. Çünkü güzel ve sağlam bir ahlaka sahip olan birisinin, en büyük bir mes’elede insanlara yalan söyleyip onları aldatması güzel ahlak ile kabil-i telif olamaz.

“Hem bilirsin, küçük bir adam, küçük bir haysiyetle, küçük bir cemaatte, küçük bir meselede, münazaralı bir davada hicabsız, pervasız; küçük fakat hacaletâver bir yalanı, düşmanları yanında hilesini hissettirmeyecek derecede teessür ve telaş göstermeden söyleyemez. Şimdi bak bu zata; pek büyük bir vazifede, pek büyük bir vazifedar, pek büyük bir haysiyetle, pek büyük emniyete muhtaç bir halde, pek büyük bir cemaatte, pek büyük husumet karşısında, pek büyük meselelerde, pek büyük davada, pek büyük bir serbestiyetle, bilâ-perva, bilâ-tereddüt, bilâ-hicab, telaşsız, samimi bir safvetle, büyük bir ciddiyetle, hasımlarının damarlarına dokunduracak şedit, ulvi bir surette söylediği sözlerinde hiç hilaf bulunabilir mi? Hiç hile karışması mümkün müdür? Kellâ!” (19. Söz)

Kâfirlerin Peygamber Efendimiz (asm) için "güzel ahlaklı" demeleri, zımnî olarak onun davasını tasdik etmeleri mânasına geliyor. Yoksa kendileri ile tenakuza düşmüş olurlar. Kâfirlerin mesleğince Peygamber Efendimiz (asm) ya en üsttedir ya da -hâşâ- en alttadır, ortası mümkün değildir. Güzel ahlakını itiraf etmeleri onun en üstte olduğunu zımnen tasdik etmektir. Ama durumları, inatları ve taassubları yüzünden imana yanaşmıyorlar. Veyl onların haline!..

(1) bk. Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, Dördüncü Mebhas.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...