Block title
Block content

"Pek büyük bir vazifede, pek büyük bir vazifedâr, pek büyük bir haysiyetle, pek büyük emniyete muhtaç bir halde, pek büyük bir cemaatte, pek büyük bir husumet karşısında, pek büyük mes’elelerde, pek büyük davada,.." Buradaki vasıfları açar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

- Pek büyük bir vazifede Pek büyük bir vazifedar,…, pek büyük mes’elelerde, pek büyük davada: Üstat Hazretleri Kur’ân'ın vazifesi hakkında şöyle buyuruyor:

“… Kur'ân'ın vazife-i asliyesi daire-i Rubûbiyetin kemâlât ve şuûnâtını ve daire-i ubûdiyetin vezâif ve ahvâlini tâlim etmektir.”(1)

- Bu ifadeler aynen Kur’ânı tebliğ etmekle görevli olan Peygamberimiz (asm)'in de vazifeleridir. Yani, O’nun (asm) vazifesi insanlara Allah’ı tanıtmak, O’na iman ve ibadet etmelerini, Kur’ân ahlâkıyla ahlâklanıp her türlü kötülükten uzak kalmalarını tebliğ etmektir. Bundan daha büyük bir vazife, daha büyük bir dâva düşünülemez.

- Pek büyük bir haysiyetle: Ahir zaman peygamberi olması, kâinatın Onun nurundan yaratılması, Allah’a iman, marifet, muhabbet ve mehafet konularında herkesten daha ileri bulunması, Mi’raç mucizesine sadece Onun mazhar olması gibi hususlar, O’nun (asm) pek büyük bir haysiyet sahibi olduğunu gösterir.

- Pek büyük emniyete muhtaç bir halde, pek büyük bir cemaatte: Tevhid davasını bütün müşriklere tebliğ ettiği için bütün şirk ehlini karşısına almıştı; bunun içindir ki pek büyük bir emniyete muhtaçtı.

- Pek büyük bir husumet karşısında: Davasını hiçbir tereddüt göstermeden ilan ve tebliğ etmekle, bütün bu düşmanların husumetini üzerine çekmişti.

(1) bk. Sözler, Yirminci Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...