Block title
Block content

Perde-i zâhiriye nasıl oluyor da bu kadar acib ve muammalı şeyleri altında saklayabiliyor ve bu muammayı çözmek için fevkalade bir Zât-ı mu’ciznüma vazifelendiriliyor?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsanlık tarihine baktığımızda, çoğu insanın zâhirden hakikate geçemediğini görürüz.

Aslında “Bir harf kâtipsiz olmaz, bir iğne ustasız olmaz.” hakikatini çocuklar dahi idrak ettikleri halde, bir çok insan gaflet içinde yüzmeyi, sefahate dalmayı, bütün kabiliyetlerini dünya menfaatleri için harcamayı tercih ederek, hakikatle aralarındaki ince perdeyi kalınlaştırıyorlar.

“İmanla küfür arasındaki berzah ne kadar şeffaf ve ne kadar kesiftir! İbadetle masiyet arasındaki mesafe ne kadar kısadır! Halbuki araları cennet ile narın araları kadardır...” (1)

Bu konuda Mehmet Kırkıncı Hocamızın güzel bir tespitini nakletmek isterim:

“Yumurta içerisinde teşekkül etmiş bulunan bir civcivle; güneş, ay ve yıldızlar, hülâsa kâinat arasında ince bir perde vardır."

"Yumurta kabuğu olan bu perde bir cihette çok incedir. Kırıldığında o dar ve sıkıntılı yerden bir anda geniş ve harika bir âleme geçilecektir. Diğer cihetten ise çok kalındır. Zira bu perde yırtılmaz ve bu kabuk delinmezse, o yavru o dar yerde boğulup gidebilir.”

İşte, kabuğunu kıramayan birçok insan başta peygamberlere ve onların varisi olan büyük âlimlere kavuştuklarında o seçilmiş zevat, o insanların zahirden hakikate geçmelerine vesile olurlar.

Nur Küllîyatı'ndan bir örnek verelim:

“Nimet içinde in’am görünür. Rahman’ın iltifatı hissedilir. Nimetten in’ama geçsen Mün’imi bulursun.” (2)

Her akıl rahatlıkla idrak eder ki, ağaçta yahut bostanda, tarlada ilim yoktur, irade yoktur, şefkat ve merhamet yoktur. Ve bunların hiçbiri insanı tanımazlar, onun nimete olan ihtiyacını bilmezler. İn’am; ikram etmek, nimetlendirmek demektir. Sadece nimete bakan insan zahirde kalır, hakikate ulaşamaz.

Nimet konusunda, hakikat “o nimeti bir Mün’imin ihsan ettiğidir.” Bu noktaya varmak için de nimette boğulmayıp, sadece onun özelliklerini, faydalarını sıralamakla kalmayıp o nimetin insana ikram edildiğini düşünmek gerekir. Bunu başarabilen insan nimetten in’ama geçer ve Mün’imi bulur.

Dipnotlar:

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Şemme.

(2) bk. Sözler, On Yedinci Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: On Birinci Reşha | Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 1994 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...