Block title
Block content

Peygamber Efendimizin mucizelerini kabul etmeyenlere, sadece beşeri yönünü ele alanlara nasıl cevap verilebilir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Mucize, insanları aciz bırakıp teslime mecbur eden Allah’ın peygamberlere bahşettiği harika ve olağanüstü hadise olaylar demektir; peygamberlerden başka hiçbir kimse de görülmez. Allah peygamberlerini diğer insanlardan ayırmak ve seçkin olduğunu göstermek ve elçisi olduğunu beyan etmek için mucizeleri yaratıyor. Yoksa mucizesiz bir peygamber, davasını insanlara ispat edip gösteremez. Bu sebeple her peygamberin mucize göstermesi bir adet-i İlahi hükmüne geçmiştir, inkarı kabil değildir. Böyle büyük bir hikmete mebni olan mucizeyi inkar etmek gerçekten gayrı akli bir tavırdır.

Üstad Hazretleri bu hakikati şu güzel ve veciz ifadeleri ile kör gözlere dahi gösteriyor:

"İKİNCİ NÜKTELİ İŞARET"

"Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm iddia-yı nübüvvet etmiş, Kur'ân-ı Azîmüşşan gibi bir fermanı göstermiş ve ehl-i tahkikin yanında bine kadar mucizât-ı bâhireyi göstermiştir. Mucizat, heyet-i mecmuasıyla, dâvâ-yı nübüvvetin vukuu kadar vücutları kat'îdir. Kur'ân-ı Hakîmin çok yerlerinde en muannid kâfirlerden naklettiği sihir isnad etmeleri gösteriyor ki, o muannid kâfirler dahi mucizâtın vücutlarını ve vukularını inkâr edemiyorlar. Yalnız, kendilerini aldatmak veya etbâlarını kandırmak için -hâşâ- sihir demişler."

"Evet, mucizât-ı Ahmediyenin (a.s.m.) yüz tevatür kuvvetinde bir kat'iyeti vardır. Mucize ise, Hâlık-ı Kâinat tarafından, onun dâvâsına bir tasdiktir, sadakte hükmüne geçer. Nasıl ki, sen bir padişahın meclisinde ve daire-i nazarında desen ki, "Padişah beni filân işe memur etmiş." Senden o dâvâya bir delil istenilse, padişah "Evet" dese, nasıl seni tasdik eder. Öyle de, âdetini ve vaziyetini senin iltimasınla değiştirirse, "Evet" sözünden daha kat'î, daha sağlam, senin dâvânı tasdik eder."

"Öyle de, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm dâvâ etmiş ki:"

'Ben, şu kâinat Hâlıkının meb'usuyum. Delilim de şudur ki: Müstemir âdetini, benim dua ve iltimasımla değiştirecek. İşte, parmaklarıma bakınız, beş musluklu bir çeşme gibi akıttırıyor. Kamere bakınız, bir parmağımın işaretiyle iki parça ediyor. Şu ağaca bakınız, beni tasdik için yanıma geliyor, şehadet ediyor. Şu bir parça taama bakınız, iki üç adama ancak kâfi geldiği halde, işte, iki yüz, üç yüz adamı tok ediyor.'

"Ve hâkezâ, yüzer mucizâtı böyle göstermiştir."(1)

Bu gibi sapkın fikirli adamlar tarihin her döneminde olagelmiştir. Bunların bu fikri kendilerine ait değil, sapkın ve batıl Mutezile'ye ait bir fikirdir. Ehl-i sünnetin bütün hadis, fıkıh ve kelam alimleri Peygamber Efendimiz (asm)'in bine yakın hissi mucizelerini ittifak ile kabul edip eserlerinde yer vermişlerken, birkaç tane bidat ve dalalet ehli adamların inkarları bir şey ifade etmez ve bu ittifaka zarar vermez.

Ayrıca "mucize" kavramı Kur’anî bir kavram olup bir çok misal ve örnekleri ayetlerde zikredilmiştir. Bunlar ortada iken maddeci felsefenin tesirinde kalmış birkaç cahilin lakırtıları ilmi açıdan bir şey ifade etmez ki bir hüküm ifade etsin, bir değer taşısın. 

Kur’an ayetlerinden mucizelere bazı örnekler.   

"Musa'ya: 'Değneğinle denize vur!' diye vahyettik. (Vurunca deniz) yarıldı. Her bölüm, kocaman bir dağ gibi oldu." (Şuara, 26/63)

Bazı komik reformistler bu ayeti materyalist ve pozitivist mantığa ve ideolojiye uyarlamak ve olayın mucizevi boyutunu sıradan hale getirmek için, bu ayeti med-cezir şeklinde tefsir ediyorlar. Böyle komik adamların hesabına ve hatırına, ayetlari incitmek ve inkar etmek ihlas ve ilmi vicdan ile bağdaşmaz.

 Mesela Semud kavmine verilen deve (A’raf, 7/73);  Hz. Musa (as)'ya verilen tufan, çekirge, kımıl (haşarat), kurbağa, kan, asa, beyaz el (Hz. Musa'nın mucizelerinin dokuz tane olduğu bildirilmektedir. bk. İsra, 17/101).

 Hz. İsa (as)'nın çamurdan kuş şeklinde bir şey yapıp ona üflemesi ve hemen Allah'ın izniyle kuş oluvermesi, körü ve alacalıyı iyileştirmesi. Allah'ın izniyle ölüleri diriltmesi, evlerde neyi  yeyip, neyi biriktirdiklerini haber vermesi (Âl-i İmran, 3/49). Sofra mucizesi (Maide, 5/112) gibi mucizeler Kur'an'da bahsi geçen mucizelerdir.

Bütün bunlar Kur’an da zikredilirken, mucizeyi inkar etmek ya da komik tevillere sapmak gerçekten ciddiye alınacak iddialar değildir. Bir peygamberde sabit olan mucizeyi başka bir peygamberde kabul etmemek, o peygamber hakkında şüphe içinde olduğuna işaret eder.

 "90. Ve “Biz” dediler; “Sana asla inanmayacağız. Ta ki yerden bir pınar akıtasın.

91.  Yahut senin hurma ve üzüm bağların olsun da aralarından gürül gürül ırmaklar akıtasın.

92.  Yahut iddia ettiğin gibi gökyüzünü parçalayıp üzerimize kısım kısım düşüresin, ya da Allah’ı ve melekleri karşımıza getiresin de onlar senin söylediklerine şahitlik etsinler.

93.  Yok, yok! Bu da yetmez, senin altundan bir evin olmalı yahut göğe çıkmalısın. Ama unutma! Sen bize oradan dönerken okuyacağımız bir kitap indirmedikçe yine de senin oraya çıktığına inanmayız ha!” De ki: “Fe Sübhanallah! Ben sadece elçi olan bir insandan başka bir şey miyim?” (İsra, 17/90-93)

Mûcize isteyen kâfirlerin dikkatleri, daha önemli, çünkü devamlı olan ilmî mûcizeye çeviriliyor. Kur’ân’ı anlamak istemeyenlerin, tuhaf bir psikoloji içinde inanıp dikkat etmek için değil de, alaya almak veya imtihan edip sıkıştırmak için mûcize istekleri devam ediyor. Allah, Resulüne (asm); esas görevinin tebliğ olduğunu, yoksa öbür harikaları göstermenin elçinin görevi olmadığını bildirmesini emrediyor.

Burada Allah’ın kafirlerin ipe sapa gelmez alaycı taleplerini geri çevirmesi, hak mucizelerin olmamasına nasıl delil teşkil eder, anlamak zor. Kafirlerin amacı alay etmek olduğu için, Allah onlara mucizeyi men ediyor ve onların anlayacağı dilden konuşuyor. Hemen devam eden ayetlerde de Hazreti Musa (as)’a verilen mucizeler sıralanıyor. Öyle düşünen adamlara "Be ahmak; mucize külliyen olmasa devamındaki ayet neden mucizeleri sıralasın?" demezler mi?

101. Mûsâ’ya, açık açık dokuz mûcize (açık belge) verdik. İşte İsrailoğullarına sor: Mûsâ kendilerine geldiğinde Firavun ona: “Bana bak Mûsâ!” dedi, “Ben senin büyülendiğini zannediyorum.”

102. Mûsâ da şöyle cevap verdi: “Pek iyi bilirsin ki bu âyetleri, birer belge olmak üzere, indiren, göklerin ve yerin Rabbinden başkası değildir." (İsra, 17/101 ve 102)

Hazreti Musa (as)’a verilen mucizelerin benzerleri hatta daha alaları neden Hazreti Peygambere (asm) verilmesin, bunu anlamak zor!..

(1) bk. Mektubat, On Dokuzuncu Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...