Block title
Block content

Peygamber sevgisi Risale-i Nur'da nasıl işleniyor? Bizim bu asırda Peygamberimize duyduğumuz sevgi ile Asr-ı saadet'teki sevgi arasında çok fark var. Biz bundan mesul muyuz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Peygamber Efendimizin (asv) iki yönü vardır. Biri nübüvvet ve risalet, diğeri  beşeri ve insani yönüdür.

Tarih ve siyer kitaplarında daha çok beşeri halleri ve yönü ön plana çıktığından, sadece beşeri yönüne yoğunlaşanlar manevi büyüklük ve azametini anlamakta zorlanıyorlar, hatta inkara bile gidiyorlar. Dolayısı ile sevgi de ona göre şekilleniyor.

Bir de Risalet ve Nübüvvet yönüne yoğunlaşıp,  beşeri yönünü aklına sığıştıramayıp insan üstü, melek gibi görüp, insani yönünü inkar eden tasavvuf geleneği vardır. Bunun da çok sakıncaları vardır. Zira Hazreti Peygamber (asv), sadece Allah’ın elçisi değil, bizim de vekilimizdir. Yani, insanlara imam ve rehberdir. İnsan üstü bir melek makamında olsa, bize imamlık ve modellik yapamazdı. Bu yüzden, bu muhabbetin de çok sivrilikleri olup, yanlışlara gidebilir.

Risale-i Nur'da ise, bu iki kutup çok güzel dengelenmiştır. Yani, ne manevi azametinde sapma var, ne de beşeri hallerini kabullenememe durumu vardır. Bu yüzden Nurlardan terbiye almış birisi sahabe kadar olmasa da Hazret-i Peygamber (asv)'e olan aşk ve sevgisi hem istikametli hem de fevkaladedir diyebiliriz.  Bu zamanda, İki Cihan Serveri (asv)'e vahiy postacısı diyenler de oluyor.

Bu yüzden Nurları ciddi okuyan ve tahkik edenler görür ki, peygamber sevgisi ve aşkı ancak onun manevi azametini ve büyüklüğünü anlamakla orantılıdır. Sahabeler, onun iksir-i nübüvvetinden istifade ettikleri için birinci sıra onlarındır. Sahabe mesleğinin izinden ve tarzından giden Risale-i Nurlar ise sahabelerin mesleğini bu zamanda hakkıyla temsil ediyorlar. Risale-i Nur'daki peygamber sevgisi en mutedil bir şekilde izah edilmiştir. Ehlisünnet ölçülerine de tam mutabık.

Mesuliyet meselesi ise, herkes imanı ve ilmi kadar mesuldur. Elbette Allah, neden sahabeler kadar sevmediniz diye hesaba çekmeyecektir. Ama elimizden gelecek olanı yapmadı isek o zaman mesul oluruz.. Risale-i Nurlarda On Dokuzuncu Mektup, On Dokuzuncu Söz, Otuz Birinci Söz, gibi yerleri tahkiki bir şekilde okuyan ve anlayan, hem ispat ve delil noktasından hem de onun manevi azamet ve büyüklüğü açısından, hem de aşk ve sevgi yönünden sahabenin bakış açısını herkes kendi seviyesine göre yakalayabilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
Yükleniyor...