Block title
Block content

Peygamberimiz Efendimiz zamanında "on dokuz mucizesi" veya buna benzer herhangi bir sayıyla irtibatlandırılan olaylar olmuş mudur, bu konuda Risalelerde bilgi var mıdır?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kur’an’ın mucize yönlerini İslam alimleri kırka kadar tespit etmişler. Yani Kur’an kırk yönlü bir mucizeler mecmuasıdır. İşte bu kırk yönlü mucizeleri her meslek ve meşrep sahipleri ayrı, ayrı ele alıp o alanda ihtisas kesbederek insanların nazarına sunmuşlar. Kimisi Kur’an’ın nazmındaki mucizeliği, kimisi remzi yönlerindeki mucizeliği, kimisi gaybi ihbarlarını, kimisi akli delilleri, kimisi belagat noktalarını, kimisi tarihi malumatlar cihetini,.. kati delilleri ile ortaya koyarak Kur’an’ın mucizevi yönlerini ispat etmişler.

Mesela Risale-i Nurlarda  İşarat’ül İ’caz ve Yirmi Beşinci Söz adlı eserlerde Kur’an’ın nazım ve belagat yönünden mucize olduğu kati olarak ispat ediliyor. Geçmişte de bunun benzerlerini Sekkaki,  Cürcani, Zemahşeri,  Cahız gibi belagatin üstadları ortaya koymuşlar. Burada asıl mesele her bir meslek ve meşrep, Kur’an’ın bir yönünü ve yüzünü inceleyip o noktada terakki etmiştir. Bunda da o meslek ve meşrebin içtimai ve ilmi yapısı etkili olmuştur.

Mesela tasavvuf meşrebi ekseri olarak Kur’an’ın batıni ve remzi yüzü ile meşgul olmuş; medrese ve felsefe ehli Kur’an’ın akli ve mantıki yüzünü incelemiş; edebiyat ve belagat üstadları, Kur’an’ın dil ve üslup yüzüne dikkat kesilmiş pedagoglar ve terbiyeciler kendi mesleklerine göre ve hakeza...

Bu gibi incelemeler ve ilmi tahliller Kur’an’ın ruhuna ve özüne uygun olmak kaydı ile güzel ve faydalıdır. Lakin Kur’an’ın ruhuna ve özüne uygun olmaz ise yarardan çok zarar verir. Bu işi yapacak kişilerin Kur’an ilimlerinde uzman ve mütehassıs olması gerekir. Nitekim Üstad Hazretleri ebcet ve cifir ilimlerinden faydalanarak Kur’an'dan çok ince ve latif işaretleri ve tarihleri çıkarmıştır. Temel felsefe noktasından Kur’an’ın bir de aritmetik yönü vardır ve elbette bu noktalarda da  Kur’an benzersiz bir mucizedir.

Kur'an-ı Kerim'de bütün ilimler vardır. Bu ilimleri de herkes kendi kabiliyetine göre okuyabilir veya hissedebilir. Ancak bu ilimleri Kur'an'dan okurken, "benim anladığım ilim ve mana kesin doğrudur" diyerek değil de, "ben böyle anlıyorum" şeklinde söylemek gerekir. Çünkü bir gün bu anladığı bilgiler yanlış olursa -haşa- Kur'an yanlış olmuş gibi algılanır. Bu on dokuz konusuna da böyle bakmak gerekir. 

Kur'an-ı Kerim'de,

“Üzerinde on dokuz vardır." (Müddessir, 74/30)

ayeti bulunmaktadır. Bu sayıdan hareketle Kur'an'ın bazı sırlarına ve şifrelerine ulaşmak mümkündür. Ancak bu bilgilere mutlak doğru ve Kur'anın kesin işareti olarak bakmanın bazı sakıncaları olacağından dikkatli olmak gerekir. Hiç olmazsa, "Böyle şeyler anlamak mümkündür, fakat bunlar kesin ve değişmez doğrular olmayabilir. Hesaplamalarımızda hata edebiliriz, bu hatalar da bize aittir." demek gerekir. Bu ölçüler dahilinde hareket edilir ise böyle bir gayret ve çalışmanın bir sakıncası olmaz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...