Peygamberimiz miraçta, mahlukatın selamını ve tesbihatını Allah'a arz etmiştir. Her Müslümanın kendi namazında mahlukatın tesbih ve tezkirlerini Allah'a arz etmesi vuku buluyor mu; oluyorsa,nasıl gerçekleşiyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Et-Tahiyyat: Bütün hayat sahiplerinin hayatları ile Allah’a takdim ettikleri zikir ve tesbihleri, insan kendi namına Allah’a bu kelime ile takdim ediyor. Bu kelimede böyle bir külliyet bulunuyor.

El-Mübarekat” kelimesi, yeryüzünde ne kadar berekete sebep ve vasıta varsa, hepsine işaret eden özlü bir kelimedir. Mesela tohum ve çekirdekler mübarektir. Yani içinde tonlarca nimeti barındıran ve berekete sebep olan küçük ama bereketli mahluklardır. Bir torba buğday tohumunu tarlaya saçıyoruz, onlarca torba buğday mahsul alıyoruz. Demek o bir torba buğday tohumu mübarektir. Peygamber Efendimiz (asm) Allah’a arz-ı ubudiyet ederken, bütün bu bereketleri nazara alıp öyle teşekkür ediyor. Tahiyyattaki mübarek kelimesi böyle ihatalı ve geniş bir manaya sahiptir.

Toprak, hava, su ve ziya bu tohum ve çekirdeklerin annesi ve hamisi olduğu için, onların fıtri bütün ibadet ve tesbihleri bu dört unsurun hesabına ve namına olur. İnsan da namazında bu manayı düşünerek kendi hesabına arz-ı ubudiyet etmekle yükümlüdür.

"Ve mübarekâtın hülâsası olan اَلصَّلَوَاتُ kelimesiyle de zîhayatın hülâsası olan bütün zîruhun ibâdât-ı mahsusalarını tasavvur edip dergâh-ı İlâhîye o ihâtalı mânasıyla arz ediyor."

“Es-Salavat” kelimesinde ise, daire biraz daha daralıp, sadece hayat ve ruh sahiplerinin yapmış oldukları tesbih ve zikir tevkil ediliyor. Yani hayatlı ve ruhlu ne kadar mahluk ve bu mahlukların ne kadar zikir ve tespihi varsa, hepsini sana takdim ediyorum diyor es-salavat kelimesi ile. Yine dört unsur bu hayatlı ve ruhlu mahlukata ve onların ibadetlerine ve tesbihlerine dolaylı olarak yardım ediyorlar.

"Ve اَلطَّيِّبَاتُ kelimesiyle de zîruhun hülâsaları olan kâmil insanların ve melâike-i mukarrebînin, salâvatın hülâsası olan tayyibat ile nuranî ve yüksek ibadetlerini irade ederek Mâbuduna tahsis ve takdim eder."(1)

“Et-Tayyibat” kelimesinde daire ve mana daha da hülasa bir şekle gelerek, sadece kamil insanların ve büyük meleklerin ibadet ve zikri temsil ile tevkil ediliyor. Yani Peygamber Efendimiz (asm) bu kelime ile alim ve evliyaların ve büyük meleklerin yapmış olduğu bütün ibadet ve ezkarı kendi namına Allah’a takdim ediyor. Cüzi ibadetini böyle külli bir niyet ile genişletip külliyet kazandırıyor.

Her hususta olduğu gibi bu hususta da bize model oluyor. Yani biz de tahiyyat ile, böyle külli bir niyet ile, cüzi ibadetimize külliyet kazandırabiliriz. Dört unsur için yukarıda yapmış olduğumuz benzer ilişkiyi burada da düşünebiliriz. İnsanın bütün kainata santral olması bu manayı daha da kuvvetlendiriyor. İnsan fıtraten bütün kainata santral olamasa idi bu külli vekaleti üzerine alamazdı.

***

Bütün insanlar dalalete sapıp bir tek insan ihlas ve külli bir niyet ile Allah’a ibadet ve tesbih etse Allah için yeterlidir. Çünkü Allah kemiyete değil keyfiyete bakar yani Allah için sayı çokluğu değil kişinin samimiyet ve niyeti önemlidir.

İhlas ve külli bir niyet ile ibadeti terk eden adam kendine zarar vermiş olur Allah’ın kainatta ki maksuduna asla bir zarar iras edemez. Zaten kişi hem diğer insanların ibadetlerini hem de bütün mahlukatın hal ve kal dilleri ile yapmış oldukları ibadetleri kendi namına Allah’a takdim ediyor. Diğer insanlar ibadeti terk etmiş olsalar bile insanın dışında ki diğer mahlukatın ibadetleri aynı ile devam etmektedir.

Diğer mahlukatın ibadetleri içinde sayısız melekler, cinler, hayvanat, nebatat ve camidat gibi külli birer ibadet orduları bulunuyor. Hiçbir insan ibadet etmese de bir insan bu sayısız varlıkları kendine namına Allah’a takdim edebilir.

(1) bk. Şualar, Altıncı Şua.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...