Peygamberimizin gösterdiği mucizelerde muhatab sadece insanlar mıydı, yoksa cinler de var mıydı?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstadımız Ondokuzuncu Mektubun 15. İşaretinde Cinlerle ilgili mu'cizelerden haber veren rivayetleri almış ve işlemiştir. Dolayısıyla onlar da Peygamberimizin mucizelerine şahit olmuş ve istifade etmişlerdir. Şöyle ki;

"Cinnîler ise, onlarla görüşmek ve görmek, değil Sahabeler, belki avâm-ı ümmet dahi çoklarıyla görüşmeleri çok vuku buluyor. Fakat en kat’î, en sahih haberle, eimme-i hadîs bize diyorlar ki, İbni Mes’ud: “Batn-ı Nahl’de, ecinnîlerin ihtidâsı gecesinde ecinnîleri gördüm ve Sudan Kabilesinden Zut denilen uzun boylu taifeye benzettim. Onlara benziyordular.” (Müsned (tahkik: Ahmed Şâkir), 6:165, no. 4353; Süyûtî, el-Hasâisü’l-Kübrâ, 1:343, 2:361.)

Hem meşhurdur ve hadîs imamları tahriç ve kabul ettikleri Hazret-i Hâlid ibni Velid vak’asıdır ki, Uzzâ denilen sanemi tahrip ettikleri vakit, siyah bir kadın şeklinde, o sanem içinden bir cinniye çıktı. Hazret-i Hâlid bir kılıçla o cinniyeyi iki parça etti. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, o hâdise için ferman etmiş ki: “Uzzâ sanemi içinde ona ibadet ediliyordu. Daha ona ibadet edilmez.” (Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:362; Hafâcî, Şerhu’ş-Şifâ, 3:287; Ali el-Kari, Şerhu’ş-Şifâ, 1:738; İbni Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye, 4:316; el-Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, 6:176.)

Hem Hazret-i Ömer’den meşhur bir haberdir ki, demiş: Biz Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın yanında iken, ihtiyar şeklinde, elinde bir asâ, “Hâme” isminde bir cinnî geldi, iman etti. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, ona kısa sûrelerden birkaç sûreyi ders verdi. Dersini aldı, gitti. (Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:363; Hafâcî, Şerhu’ş-Şifâ, 3:287; Beyhakî, Delâilü’n-Nübüvve: 5/416-418)

Mu’cizeler sadece peygamberlere has bir alamettir. Peygamberlerin haricinde hiçbir insan ya da cin mu’cizeye mazhar olamazlar. Mu’cize, insan ya da cinleri aciz bırakan ve onların hiçbir zaman gerçekleştiremeyeceği iş ve fiil demektir. Hal böyle olunca, mucize gösterme noktasında cinler de insanlar gibi aciz ve çaresizdirler.

Keramet ise Allah dostu olan evliya ve âlim zâtlarda görünen harikulade hâdiselerdir. Böyle olunca, evliyalarda görünen harikulade işler mu’cize değil, keramet sınıfına giriyor. Mu’cizeler bir meydan okuma ve ispat makamı olduğu için, keramet gibi ikram ve inayet tarzında değil, ihtiyaç zamanında vuku buluyorlar. Kerametler ise bir ikram ve inayet olduğu için tahaddi (meydan okuma) tarzında gelmiyorlar. Keramet ile mu’cize arasındaki en bariz alamet, tahaddidir, yani meydan okumadır.

Cinler içinde de evliya ve âlim misali muhterem ve veli zâtlar bulunduğu için, onlar da birtakım kerametlere mazhar oluyorlar. İşte hatiflerin Hazret-i Peygamber Efendimiz (asm)'den haber vermeleri bu kabilden kerametlerdir, yoksa mu’cize değildirler.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

erdemsen1988
Allah sizden razı olsun gerçekten,aklımı yoğun şekilde meşgul eden bir soruma yanıt verdiğiniz için.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...