Peygamberlerin peygamberlikte kesbi var mıdır? Allah bir kulunu seçip ona peygamberlik makamını mı veriyor, yoksa zatın ulaştığı makamdan dolayı mı peygamberlik veriliyor? Risalelerden bir izahı var mıdır?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

عَلَيْكَ ’ye bedel اِلَيْكَ ’nin zikri, Resul-i Ekremin (a.s.m.) teklif edilen risalet vazifesini cüz-i ihtiyarîsiyle haml ve kabul etmiş olduğuna ve bu hizmet Cibril tarafından görüldüğünden, Resul-i Ekremin (a.s.m.) daha yüksek olduğuna işarettir. Çünkü عَلٰى da ihtiyar olmadığı gibi, vasıta-i nüzulün daha yüksek olduğuna delâlet eder."

Üstad Hazretlerinin bu ibarelerinden, peygamberlerin, iradesiz, cebri bir surette o makama eriştikleri şeklindeki görüşün eksik olduğunu anlıyoruz. Mesela Peygamber Efendimizin (asv) iradi kulluğu habibiyet makamının temeli ve esasıdır diyebiliriz. Yani Allah -haşa- iradesiz bir kukla yapıp da ona habibim dememiştir. Peygamber Efendimiz (asv) iradesi ile o makama mukaddeme olmuştur. Geri kalan kısımları ise Allah lütuf ve ihsanı ile inşa etmiştir.

Risalet ve nübüvvet mesleği tamamen vehbidir. Yani insanın gayret ve kesbi ile elde edeceği bir mertebe ve makam değildir. Bu makam tamamen Allah’ın ihsan ve ikramına bakar. Tabiri caiz ise, kimse bu makamı bileğinin gücü ve alnının teri ile alamaz.

Lakin Allah, risalet ve nübüvvet makamını alelade ve hikmetsiz olarak bir insana tevdi etmiyor. Elbette bu makamı verme ölçüleri de vardır. Ölçüleri Allah tayin eder, ölçüler Allah’ın seçimini tayin ve tespit etmez. İşte velayette azami kesp gösterenler içinden, Allah dilediklerine nübüvvet ve risalet bahşetmiştir, demekte bir sakınca yoktur. Nübüvvet bir hak bir hisse olmayabilir, ama bu hakka kesbi istihkak olabilir. Yani nübüvveti hak etmeyi hak etmek olabilir.

Mesela, Allah Resulünün (asv) kuvve-i velayeti nübüvvetine bir başlangıç bir kesb-i istihkak olmuştur. Allah, Resulünün (asv) velayetteki azimetini takdir ederek ona nübüvveti ihsan etmiş denilebilir. Bu mana, bir cihetle fiili ve hali bir lisanla, verileni kabul etme ve isteme anlamına gelir. Risalet vazifesini haml ve kabul etmek, ona fiilen ve velayet noktasından kesb-i istihkak etmek anlamındadır. İnsanların çoğu bu makama fiilen ulaşamadığı için, vehbi olan nübüvvet onların kapısını çalmamıştır, denilebilir.

(1) bk. İşârâtü'l-İ'câz, Bakara Suresi, 4.Ayet Tefsiri.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...