"Rabbinin kâinatın bütün kusuratından mukaddes ve muarra olduğunu ilan ettiği" söyleniyor. Ancak başka yerlerde kâinatta kusursuz bir faaliyet ve sanat icra edildiği ifade edilmektedir. O zaman bu noksanlık ve kusur kelimesi nasıl anlaşılmalıdır?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İkinci Nükte'de “subhanallah’ın” üç ayrı mânasına dikkat çekiliyor:

Birisi Allah’ın mukaddes Zât’ının her türlü noksan sıfatlardan münezzeh olması.

İkincisi batıl itikatların Allah hakkında ileri sürdükleri bütün yanlış fikirlerden de münezzeh olması.

Üçüncüsü de Allah’ın; “Kâinatın bütün kusuratından mukaddes ve muarra” olması.

Kusur, bir yönüyle kasır olma, noksan tarafı bulunma demektir. Güneşin hayat sahibi olmaması onun için bir noksanlık olduğu gibi, bitkilerin görüp işitmemeleri, hayvanların fikir yürütememeleri, insanların unutmaları, yorulmaları, uyumaları da birer kusurdur. Mahlûkatın bir kararda kalmayıp sürekli olarak değişmeleri de bir kusurdur. İşte Cenâb-ı Hak, mahlûkat âlemindeki bu tür bütün noksanlıklardan münezzehtir.

Kâinattaki faaliyetlerin kusursuz olarak icra edilmeleri ayrı bir konudur; İmam Gazali'nin “Daire-i imkânda daha ahsen yoktur,” yani "her şey kendi mahiyetine göre en güzel, en mükemmel şekilde yaratılmıştır,” hükmünü her şeyin tasdik ettiğini ifade etmektedir. Taşın cansız olması güzeldir. Ağacın yarı canlı olması, hayvanın da canlı olması… Taşlar da ağaçlar gibi büyüselerdi o güzellik, o mükemmellik kalmazdı.

“Sinek kanadından tut, tâ semavat kandillerine kadar öyle bir nizam var ki; akıl onun karşısında hayretinden ve istihsanından "Sübhanallah, mâşâallah, bârekâllah" der, secde eder.” (Sözler)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...