Block title
Block content

"Rahmân, öyle bir âlemde, öyle has ibâdına öyle ikramlar edecek; ne göz görmüş, ne kulak işitmiş, ne kalb-i beşere hutur etmiştir. Âmennâ!" Bu ifade hadis midir? Bu habere inanıp “Amenna” diyen kişiler, o saadete ermek için neler yapmalıdırlar?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Allah Teâla Hazretleri ferman etti ki: 'Ben Azimu'ş-Şân, salih kullarım için gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve insanın hayal ve hatırından hiç geçmeyen nimetler hazırladım.' " [Buhari, Bed'ü'l-Halk 8, Tefsir, Secde 1, Tevhid 35; Müslim, Cennet 2, (2824); Tirmizi, Tefsir, (3195)].

Cenneti, Hz. Cebrail (as) de tamamen bilmediği halde ehl-i şuhud bir velinin de cenneti görmesi kemaliyle ancak ahirette gerçekleşecektir.

Kaldı ki, oradaki ikramların buradan görünmesi o ikramlardan faydalanmak demek değildir. Bu dünyada sema âlemini görmemiz, yıldızlarda gezmek demek olmadığı gibi, cennetteki nimetleri bu dünyada görmek de onlardan faydalanmak manasına gelmez. İkrama mazhar olmak ancak cennete gitmekle mümkündür.

Öte yandan, cennet ehline en büyük ihsan rüyetullahtır; bu ise ancak cennette gerçekleşecektir. Bu dünyada sadece Peygamber Efendimiz (asm) Miraç mucizesiyle rüyetullah nimetine mazhar olmuştur. Ancak, Üstad Hazretleri “O, Miraç mucizesiyle beka âlemine girdi.” demekle bu hadisenin dünyada değil, beka âleminde gerçekleştiğini bildirmektedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Altıncı Hakikat | Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 8882 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...