Block title
Block content

Rahmet, inayet, adalet, hikmet, iktisat ve nezafetin ahirete nasıl işaret ettiklerini, somut örneklerle ayrıntılı anlatır mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah bu dünyayı tanzim ederken, ahiretin gerekliliğine ve ona işaret olacak bir şekilde tanzim etmiştir. Dünya ahirete bir vitrin ve numune olmasından, Allah’ın isim ve sıfatlarına işaret ediyor, ama tam mazhar olamıyor. Dünyada tecelli eden isim ve sıfatlar kurgu ve vazife olarak kemaldedir, ama bütünü ile tecelli etme noktasında kemalde değildir. Zira isim ve sıfatlar tecelli ederken, kendi sonsuz mana ve kemalini gösterme meylinde iken, başka bir isim onu mizana çeker,  genel maksadı ve gayeyi bozdurmaz ve onu sınırlandırır.

Mesela Adl, Müntakim gibi isimler kafirleri dünyanın imtihanını bozacak şekilde cezalandırmayı iktiza edeceği anda, başka isimler devreye girer ve ona ayar çeker ve imtihan manasını bozdurmaz. Ahirette ise imtihan olmayacağından ve numune ve vitrin manası kalmadığı için, isim ve sıfatlar bütünü ile tam tecelli edecek ve haşmetini ortaya tam koyacaktır.

İşte, kainatın kurgulanış ve tanzim biçimi ahirete yönelik ve haşir paradigmasına göre olduğu için, haşri yapmamak Allah’ın kendi iradesi ve hikmeti ile çelişmesi ve çatışması demektir ki, Allah böyle bir duruma düşmekten mukaddes ve münezzehtir, denilir.

Sonsuz hikmeti, eserleri ile sabit olan Allah’ın, ahiret yurdunu kurmayıp, insanları yokluk ve hiçlik kuyusuna atması Hakim ismi ve hikmetle bağdaşmaz. Yani Hakim ismi ve hikmet manası ahiret yurdunun kurulmasını iktiza edip istiyor. Ahiretsizlik hikmetsizliktir, Allah ise hikmetsiz iş yapmaktan mukaddes ve münezzehtir.

Tabiri caiz ise, bir yatırımcı bütün sermaye ve birikimini vitrin ve numuneye yatırmaz, asıl işi için harcar. Ancak asıl işini iyi tanıtacak ve reklamını tam yapacak bir vitrini de mükemmel olarak tanzim eder. Allah dünyayı ahretin bir vitrini şeklinde tanzim ettiği için, dünyadaki bütün sistem ve işler ahiretin tanıtımı ve reklamı için düzenlenmiştir. Öyle ise isim ve sıfatlar bu dünya vitrininde kafi derecede tecelli ederken, asıl yerde, yani ahirette ise tam  tecelli edecektir. Hakim, Kerim, Rahim, Adl isimlerine de bu nazarla bakarsak her şeyi hikmet, lütuf, şefkat ve adalet ile yaratan Allah, her hikmeti, lütfu, şefkati ve adaleti  ile ahirete işaret ediyor diyebiliriz.

Mesela, beka duygusunu verip bu duyguyu tatmin edecek ahireti icat etmemek Allah’ın sonsuz hikmeti ile bağdaşmaz. Öyle ise Hakim ismi ahireti gerektirir denilebilir. Bu ölçüyü diğer bütün hikmet ve duygulara da tatbik edebiliriz. Gözü verip gözün göreceği manzaraları yaratmamak nasıl hikmetsizlik ise, gözün fena ve zevale mahkum olması da aynı derecede hikmetsizlik olur. Hikmete uygun olan ise, gözün cennette ebedi manzaralara ebedi bir şekilde entegre olması ile mümkündür...

 Ahiret kurulmaz ise, dünyadaki bütün hikmetler abes olur. Zira dünyadaki bütün hikmetlerin yönü ve yüzü ahiret alemine çevrilmiş, ona işaret ediyor. İstanbul’u gösteren levhanın bulunup da İstanbul’un olmaması ne kadar abes ise, dünyadaki her hikmetin ahirete levhalık ederken, ahiretin olmaması, yani yaratılmaması hadsiz kusurlu bir abesiyettir.

Ahiret, yani cennet ve cehennem hayatının yaratılmasının en büyük ve önemli gerekçesi, Allah’ın isimlerinin bu hayatı iktiza etmesidir. Yani Allah’ın her bir ismi ayrı bir gerekçe ile ahiret hayatını iktiza ediyor.

Mesela, Allah’ın Adl ismi kainattaki sonsuz adalet tecellisi ile hem Allah’ın varlığını ispat eder hem de ahiretin en büyük kurulma sebep ve gerekçesidir. Zira bu dünyada mazlum hakkını almadan, zalim de cezasını çekmeden eşit bir şekilde ölüp gidiyorlar. Halbuki sonsuz adalet bu haksızlığa müsaade etmez. Demek bunların hesabının görüleceği başka bir diyarın olduğu, sonsuz adalet noktasından anlaşılır. Yani Allah’ın sonsuz adaleti ahiretsiz olmaz demektir. Demek Adl ismi varsa, ahiret de var demektir.

Yine Allah’ın Rahman ve Rahim isimleri cennet ve cehennemin varlığını gerektiriyor. Zira insanların ve diğer mahlukların ebedi olarak yokluk kuyusuna atılması şefkat ve merhamet manası ile bağdaşmaz. Bu yüzden Allah’ın sonsuz şefkat ve merhameti cennet ve cehennem hayatını iktiza edip gerektiriyor.

Bazı isimlerin ahireti iktiza etmesi dolaylı ve üstü kapalı olduğu için kuvvetli bir tefekkür ve dikkatli bir nazarla bakmak gerekiyor. Manalar bir örgü gibi zincirleme gittiği için onu takip etmekle neticeye varılır.

Bir şeyi bir maksat için yaratıp, o maksada erişmeden o şeyi yok etmek, telef ve savurganlık kapsamına girer. Kainatı ahiret maksadı ile yaratıp ahirete uygun bir şekilde tasarladıktan sonra, onu yokluk ile heba ve telef etmek İlahi ahlak olan iktisat ile bağdaşmaz. 

Mesela, bitki ve hayvanların maddi kalıpları bu dünya hayatında toprak olmuş olsa bile o kalıpları teşkil eden zerreler yok olmuyor, kaybolmuyorlar. Onlar da bir şekilde ebedi hayata mazhar olacaklar. Bunu iktisat ve  hikmet-i İllahi iktiza eder.

Bir askeri doyurmak için yüz tonluk kazan yapılsa ve milyarlarca liralık harcama yapılsa, bu, hikmete ve iktisata zıt olur. Bir asker için bu kadar yatırım yapılmaz. Şayet yapılmışsa, bundan bir ordunun  teşekkül ettirileceği anlaşılır. Aynı şekilde Allah dünya hayatına aşırı bir hikmet yatırımı yapmış ki, bu hikmetlerin asıl amacı ahirete karine ve işaret olmak içindir. Yoksa kısa ve anlık dünya yaşamına bu kadar bir yatırım yapmak hikmet ve iktisat  ile bağdaşmaz.

Sonsuz inayet ve kerem sahibi birisinin, insanlığı ve mahlukatı yokluk kuyusuna atması cimrilik olacağı için, yokluk ve adem inayet ve kerem ile bağdaşmaz.

Özet olarak, kainattaki hikmet, adalet, lütuf ve şefkat ahiretin vücudunu kati bir gereklilik ile istiyorlar ve orada daha mükemmel ve devamlı olarak tecelli edeceklerdir. Dünyada tecelli eden hikmet, adalet ve şefkat hakiki olan hikmet, adalet ve şefkatin yüz cüzünden bir cüzüdür. Yani bir numune ve zayıf bir tecellidir. Öyle ise asıl tecelli ahirette cereyan edecek demektir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Onuncu Hakikat | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3112 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...