Block title
Block content

Resul-ü Ekremin (a.s.m.) teklif edilen risalet vazifesini cüz'-i ihtiyarisiyle haml ve kabul etmiş olduğuna... Cümlesine binaen; Nübüvvet, Teklif midir, Tavzif midir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Risalet ve nübüvvet mesleği  tamamen vehbidir. Yani insanın gayret ve kesbi ile elde edeceği bir mertebe ve makam değildir. Bu makam tamamen Allah’ın ihsan ve ikramına bakar. Kimse bu makamı bileğinin gücü ve alnının teri ile alamaz.

Lakin Allah, risalet ve nübüvvet makamını alelade ve hikmetsiz olarak bir insana tevdi etmiyor. Elbette bu makamı verme ölçüleri vardır. Ölçüleri Allah tayin eder. Ölçüler Allah’ın seçimini tayin ve tespit etmez. Velayette azami kesp gösterenler içinden  Allah  dilediklerine nübüvvet ve risalet bahşetmiş demekte bir sakınca yoktur. Belki nübüvvet bir hak, bir hisse olmayabilir, ama bu hakka kesbi istihkak olabilir. Yani nübüvveti hak etmeyi hak etmek olabilir. 

İşte Allah resulünün kuvve-i velayeti nübüvvetine bir başlangıç, bir kesbi istihkak olmuştur. Allah resulünün velayetteki azimetini takdir ederek ona nübüvveti ihsan etmiş denilebilir. Bu mana bir cihetle fiili ve hali şekilde kabul etme, isteme anlamına gelir. 

Risalet vazifesini haml ve kabul etmek, ona fiilen ve velayetiyle kesb-i istihkak etmek anlamındadır. İnsanların çoğu bu makama fiilen ulaşamadığı için Vehbi olan nübüvvet onların kapısını çalmamıştır. Kabul etmediler manası şık olmaz, belki kesb-i istihkak edemediler demek daha uygun olur.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...