"Risale-i Nur başkalarından tederrüs edilmez." ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bir hükmün değerini ve kalitesini belirleyen dört temel unsur vardır:

1. Kim söylemiş,
2. Kime söylemiş,
3. Niçin söylemiş,
4. Ne makamda söylemiş.

İşte bu cümleyi de bu zaviyeden bakıp değerlendirmek gerekir.

Risale-i Nur, getirmiş olduğu temsil ve teşbihlerle en zor konuları en kolay bir biçimde izah ettiği için, öyle çok yüksek bir medrese eğitimi almaya gerek kalmamıştır. Risale-i Nur'dan, en avamdan tut en alim birisine varana kadar herkes kabiliyeti oranında istifade edebilir.

Diğer tefsir ve kitapları anlamak için belli bir medrese eğitimi almak gerekiyor, bu da herkesin istifade etmesine bir engel teşkil ediyor. Risale-i Nur bu üstün anlatma gücü bakımından klasik tefsirlerden ayrılıyor.

"Risale-i Nur başkalarından tederrüs edilmez." cümlesini, başkaların izah ve tecrübesinden istifade edilmez şeklinde anlamak yanlış olur. Yıllardır Risale-i Nuru mütalaa edip üzerinde derinleşen birisini henüz Risale-i Nuru yeni okumaya başlamış birisi ile müsavi görüp onun tecrübe ve birikiminden istifade etmesine gerek yok demek çok yanlış bir bakış açısı olur.

Nur talebeleri Nur dairesi içinde birbirinden tederrüs edebilir, birbirlerinin mütalaa ve müzakeresinden istifade edebilirler. Üstadımız bu inceliğe şu şekilde işaret ediyor:

"Bu durûs-u Kur’âniyenin dairesi içinde olanlar, allâme ve müctehidler de olsalar, vazifeleri, ulûm-u imaniye cihetinde, yalnız yazılan şu Sözlerin şerhleri ve izahlarıdır veya tanzimleridir. Çünkü, çok emârelerle anlamışız ki, bu ulûm-u imaniyedeki fetvâ vazifesiyle tavzif edilmişiz."

"Eğer biri, dairemiz içinde nefsin enâniyet-i ilmiyeden aldığı bir hisle, şerh ve izah haricinde bir şey yazsa, soğuk bir muaraza veya nâkıs bir taklitçilik hükmüne geçer. Çünkü, çok delillerle ve emârelerle tahakkuk etmiş ki, Risale-i Nur eczaları Kur’ân’ın tereşşuhâtıdır; bizler, taksimü’l-a’mâl kaidesiyle, her birimiz bir vazife deruhte edip o âb-ı hayat tereşşuhâtını muhtaç olanlara yetiştiriyoruz."(1)

Ayrıca Üstadımız, kendi vazifesinin bittiğini, fakat talebelerinin vazifesinin şerh ve izah ile devam ettiğini de şöyle ifade eder:

"Vazifem bitmiş gibi bana geliyor. Sizin vazifeniz devam ediyor. Ve inşaallah vazifeniz şerh ve izahla ve tekmil ve tahşiye ile ve neşir ve tâlimle, belki Yirmi Beşinci ve Otuz İkinci Mektupları telif ile ve Dokuzuncu Şuânın Dokuz Makamını tekmille ve Risale-i Nur’u tanzim ve tertip ve tefsir ve tashihle devam edecek."(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Altıncı Kısım (Hücumat-ı Sitte).
(2) bk. Kastamonu Lahikası, 35. Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...