Block title
Block content

Risale-i Nur hakikatlerini bildiğim hâlde onu sahiplenemiyorum. Düsturları yerine getirmek istiyorum, ama bir türlü olmuyor; ne yapmam gerekir? İnandığımız gibi yaşamak için ne yapmalıyız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Nefis ile mücadelede ve onu kontrol etmede iman, çevre ve kanun olmak üzere üç temel daire vardır. Bu daireler nefsi terbiye ve kontrol etmede en önemli vasıtalardır. Sırası ile üzerlerinde duralım.

İman Dairesi: İman dairesi diğer daireler içinde en küçük olanıdır, ama ehemmiyet noktasından en büyüğüdür. Zira sağlam ve tahkiki bir iman olmadan nefis ile mücadele mümkün değildir. Bu yüzden nefis ile mücadele etmede öncelikle tahkiki imanı elde etmek gerekiyor. Bu zamanda bu tahkiki imanı Risale-i Nurların verdiğini Üstad Hazretleri  açık bir dil ile  ifade ediyor. Nefsin terbiye ve kontrol edilmesinde en önemli ve en öncellikli zırh tahkiki imandır. Tahkiki iman olmadan diğer iki daire havada kalır, tesiri çok zayıf ve cüzi olur. Müslümanların halihazırdaki vaziyeti buna işaret eder. Öyle ise Risale-i Nurlarla meşgul olmaya sürekli devam etmeliyiz.

Toplum ve Çevre Dairesi: İnsanı hizaya sokmak ve nefsin aşırı taleplerini törpülemekte çevre ve toplum çok önemlidir. Yani öyle bir çevren olacak ki seni günah ve sapkınlıklardan menedip, başında bir otokontrol vazifesi görsün.

Eski zamanlarda İslam ve iman topluma hakim olduğu için, günah ve sapkınlıklara girmek mümkün olmazdı. Şayet birisi bir günaha girse, toplumsal baskı ile çabuk intibaha getirilirdi. Yani çevre, insanlar üzerinde; insan da nefsinin üzerinde bir murakıp olup, günahlardan kendini kurtarırdı. Şimdilerde bu vazifeyi yapacak bir toplumsal yapı yoktur.

 Lakin toplum içinde cemaatler ve çevreler edinip bu mana oluşturulabilir. Bizi günaha ve kötü yollara sevk edecek çevre ve ortamlardan uzak durup, iyi arkadaşlar ve iyi çevreler ile bu manayı kısmen oluşturabiliriz. Üstad'ın cemaatleşme vurgusunun önemli sırlarından birisi de budur. Yanlış anlaşılmasın, toplumdan kendimizi tamamı ile izole etmek anlamında değil, sadece bizi günaha davetkar yerlerden uzak durma anlamındadır. Zira tamamı ile toplumdan izole olmak mümkün değildir ve doğru da değildir. Asgari ve temel noktalarda toplum ile iç içe olmak durumundayız, ama bunun dışında kendi çevre ve toplumumuzu oluşturmakta bir sakınca yoktur. Zaten dikkat edilirse aynı maksat ve fikirde olanlar bir araya gelip dernek ve örgütlenmeler içerisine giriyor. Bu zaten fıtratın bir kanunudur. Mizacı ve fikri uyuşmayanlar bir araya gelip bir dernek ve örgütlenme yapamazlar.

Bu hususta her Müslüman kendi meslek ve meşrebine uyumlu bir cemaat ile toplumsal otokontrolü sağlayabilir. Bu yüzden hem hadislerde hem de Risale-i Nurlarda kesretle cemaat vurgusu yapılır.

Cemaate dahil olmamız nefsin terbiyesinde önemli bir adımdır. Bu yüzden kendimizi muhafaza ve kontrol etmek için cemaate devam etmeliyiz. Cemaat ortamı zamanla kendi terbiye ve prensiplerini kişiye şırınga eder. 

Kanun ve Devlet Dairesi: İnsanların kötü yola ve günahlara gitmemesinin kanun eli ile temin edilmesidir. Yani otoriter bir devlet, insanlığın ortak düşmanı olan günah ve kötü yolların imha edilmesinde ve temizlenmesinde önemli bir faktördür. Devlet günaha giden yolları tamamı ile tıkasa ve yasak etse, insan nefsi bir kıskaç altına daha girmiş olur ve böylece nefsin terbiye ve kontrolü daha kolay hale gelir.

Dindar bir Müslümanın nefsin terbiye ve kontrolü hususunda kendi elinde iki seçenek var: Birisi tahkiki iman, diğeri ise iyi ve güzel bir çevre ve cemaat edinmektir. Bu yüzden elimizden geldiği kadar Risale-i Nurlar ile meşgul  olup, bizi günaha sokacak arkadaş ve çevre ortamından uzak durmalıyız.

Tahkiki bir iman, dindar ve güzel bir çevre inşallah bizi haram ve günahlardan alıkoyar. Bütün mesaimizi ve enerjimizi bu ikisinin temini için sarf edelim ki, matlup olan o hayatı elde edelim.  

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...