Block title
Block content

Risale-i Nur kitaplarını günümüzde okuyarak evliya, halife, hazret veya insanı kamil olan bir zat var mı? Yok ise maksada ulaştırmayacağı açık bir şekilde görülmektedir?..

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Soru:

- Risale-i Nur kitaplarını günümüzde okuyarak evliya, halife, hazret veya insanı kamil olan bir zat var mı? Yok ise maksada ulaştırmayacağı açık bir şekilde görülmektedir. Bunu açıklayıp bu cemaatteki talebelere bildirmeniz gerekmez mi, üzerinize hak değil midir?

- Peygamberimiz (sav)'den sonra on dört asırdır, Risale-i Nur yazılmadan önce de var olan evliya, tarikat ve tasavvuf yoluna (maksada ulaştıran yola) gitmeleri gerektiklerini söylemeniz gerekmez mi?

- Ayrıca tarikat yolunda da Risale-i Nur okumaları yasak değildir. Tarikatsız sadece kitap okumak büyük eksikliktir. Nitekim Kur'an-ı Kerim ve hadisler bizi, yaşayan evliya, mürşidi kamil aramamızı söylemektedir. Bunu bilmiyor musunuz, bilip de görmezden mi geliyorsunuz?

(Sorularımı çok kısa bir şekilde cevaplarsanız sevinirim. Konuyu saptırmadan başka yerlere çekmeden lütfen)

Cevap:

Evvela: Tarikat din değildir, dini yaşamada sadece bir araçtır. Bazı hastalıklı zihniyetler "İslam eşittir tarikat" demeye kadar işi götürüyor. Tarikat sahabe, tabiin ve tebe-i tabiin dönemlerinde yoktu. Alem-i İslam’da belirmesi beşinci asırdan sonradır.

İkincisi: Evliya, halife ve hazret olmanın ölçüsü nedir acaba; uçmak mı yoksa sağlam bir iman, salim bir ibadet, güzel bir ahlak sergilemek midir? Şalvar giymek, uzun tesbih çekmek, tarikatın adabını sünnetten önemli görmek evliyalık demek değildir. Hakiki Nur talebelerinin hayatını inceleyin, sağlam bir iman, salim bir ibadet, güzel bir ahlakı sergiliyorlar mı sergilemiyorlar mı? Sergiliyorlarsa evliya, halife ve hazret budur işte. Sergilemiyorlar ise zaten o Nur talebesi değildir demektir.

Üçüncüsü: Tarikat, ekseri olarak sağlam iman sahibi ve farzları ifa eden ehli takva Müslümanların, velayet derecesine çıkmasını temin etmek için tasarlanmış manevi bir seyahattir. Tarikatın en mühim şahı ve piri olan İmam Rabbani Hazretleri, "İmanı tahkiki olmayan ve farzlarda kusuru olanlar, tarikat seyahatinde gidemezler."(1) diye hüküm vermiştir. Demek tarikatın mukaddemesi olan sağlam iman ve farzların ifası olmasa, tarikatta gitmek esaslı ve hakikatli olmuyor. Bu hüküm genel bir hüküm olup her zaman ve mekân için geçerlidir. Hükmü asla nesh olmaz, zaten hüküm İmam Rabbani’nin bir hükmüdür. 

Halbuki günümüzdeki insanların mutlak çoğunluğu tahkiki iman sahibi değil ve farzları ifa edemiyor, hatta çoklarının imanı tehlikede. Böyle bir toplumsal yapıda öncelikli görev sağlam bir imanı vermek ve akabinde farzları ifa etmesini temin etmektir. Yoksa Allah’ın varlığından şüphe duyan adamlara tarikat dersi vermek, abesle iştigal etmektir.

Üstad Hazretleri  bu toplumsal gerçeği iyi okuduğu için, "Zaman tarikat zamanı değil, imanı kurtarmak zamanıdır."(2) diye hüküm veriyor. Üstad Hazretleri iman-ı tahkiki dersleri vererek ve farzları teşvik ederek, tarikat ve tasavvufun temelini ve altyapısını temin ediyor ve bu zamanda tarikat adı altında yapılan hizmetlerinde bir iman hizmeti olabileceğine dikkat çekiyor.

Dördüncüsü: Eskide on beş yılda elde edilecek ilmi hakikatleri Risale-i Nur on beş haftada, kırk yılda ulaşılamayan velayet makamını kabiliyeti olana kırk dakikada vereceğini Üstad Hazretleri söylüyor.(3) Üstelik ağır tarikat disiplinlerine girmeden, Risale-i Nurlar ile bu manalara ulaşılabiliyor. Böyle kısa ve istikametli bir yola ve mesleğe ehli tarikatın ilgisiz kalması ya da böyle bir yolu bulmuşken harice bakmak akıl kârı değildir ve düşünülemez.

Medresede insanlığa hizmet etmek için öğrenilen ilim, tekkede manevi makam kazanmaktan daha üstün daha sevaplıdır.  Risale-i Nur bu zamanda hem medreseyi hem de tekkeyi temsil ediyor. Böyle özelliği olan bir yolu bırakıp sadece kendi nefsinin kurtulmasına ya da terakki etmesine hizmet etmeyi düşünmek hem büyük bir zarar hem de büyük bir kayıptır.

Beşincisi: Risale-i Nur bu zamanda hem bir mürşid-i kamil hem bir şeyh-i ekber, hem bir medrese, hem bir sığınılacak müceddid, hem bir rehber-i Kur’an hem bir vesika-ı iman hem bir dehayı siyaset, hem bir tarikat-ı hülasa, hem bir velayet-i kübra, hem bir veraset-i nübüvvet, hem bir sırat-ı müstakimdir. Bütün bu vasıflardan tatmin olmayıp istinkaf etmek akıl kârı olmasa gerek.

Nur talebelerinin şeyhi özelde Said-i Nursi Hazretleri, genelde ise Risale-i Nur'dur.

Dipnotlar: 

(1) bk. İmam-ı Rabbânî, el-Mektûbât, 1:87 (75. Mektup); 1:98 (91. Mektup); 1:99 (94. Mektup)

(2) bk. Emirdağ Lahikası-I, (12. Mektup)

(3) bk. Mektubat, Beşinci Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Nur Talebeliği-Talebeleri | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2059 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

nurcu56

Allah razı olsun editör ağabeyimiz meseleyi güzelce özetlemiş. Ben de kısa bir atıfla katkı sağlamak istiyorum:

"Risale-i Nur’la hizmet ise, imanı kurtarıyor; tarikat ve şeyhlik ise, velâyet mertebeleri kazandırıyor. Bir adamın imanını kurtarmak ise, on mü’mini velâyet derecesine çıkarmaktan daha mühim ve daha sevaplıdır...

İman, saadet-i ebediyeyi kazandırdığı için bir mü’mine, küre-i arz kadar bir saltanat-ı bakiyeyi temin eder...

Bir adamı sultan yapmak, on neferi paşa yapmaktan ne kadar yüksek ise, bir adamın imanını kurtarmak, on adamı velî yapmaktan daha sevaplı bir hizmettir."
(Kastamonu Lahikası, 52.Mektup)

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
oğuzhangözüpek

Yazacaklarımdan dolayı gurur,kibir,fahr cihetinde şahsıma bir zanda bulunmamanızı istirham ediyorum.Öyle bir şey aklımın ucundan dahi geçmez.’’’ İşte Bazen tutamıyorum kendimi.Bu da öyle anlardan bir an.
Şimdi konuya dönelim; Bazen kendimden şüphe ediyorum. Acaba anormal bir hayulem varda, Ayrı bir boyutta mı yaşıyorum diye? İnsanlık aleminin hususan islam dünyasının üzerinde kara bulutların kesif halde dolaştığı hengamda bakın biz neyi sorguluyoruz.Haydi sorguluyoruz,ilimin gerektirdiği usülleri takip ederek mi yapıyoruz?Malumdur, iddiacı iddiasını isbat ile mükelleftir. En temel hukuk ve münazara kaidesi ki Mecelle de dahi yer alır. Şimdi .’’1. Soru: Risale-i Nur kitaplarını günümüzde okuyarak evliya, halife, hazret veya insanı kamil olan bir zat var mı? Yok ise maksada ulaştırmayacağı açık bir şekilde görülmektedir. Bunu açıklayıp bu cemaatteki talebelere bildirmeniz gerekmez mi, üzerinize hak değil midir? ‘’
ŞU cümleyi biraz evirerek yazarsak;’’ ilmi,kalbi ve vehbi kaleme alınan eserleri okuyanlardan bazıları mutlaka evliya,halife,hazret veya insanı kamil olmak zorundadır ,aksi takdirde o kitaplar maksada ulaşamamıştır.Madem maksad hasıl olmamıştır o halde bunu o eserleri okuyanlara tebliğ etmeliyiz ki vakitlerini boşa Harcamasınlar.Bunu bilmek haklarıdır.’’
Bir sefer kişilere -şayet varsa ve bu makamlar dünyada dağıtılıyorsa-Evliya,Halife,Hazret veya İnsanı Kamil gibi rütbeleri biz vermiyoruz ki var mı yok mu bilelim.Yok bunlar uhrevi makamlara kinaye olan rütbeler se O nu verene sorun efendim.Hep derim yine diyorum.Ne geliyorsa başımıza Allahu Tealanın İradesine müdahil (haşa) olmaya kalkmaktan geliyor.Allahın Resulü '' Ya Resulullah asm sizden sonra ne yapalım dediklerinde ben size şunu halife seçtim demiyor.İŞLERİNİZİ GÖRECEK BİR HALİFE SEÇİN BUYURUYOR''Siz Sahabe Efendilerimizden RA Resulullah asm veya birbirlerinden bahsederken hiç böyle rütbe veya büyüklük ifade eden ünvan duydunuz mu?Ebu Bekir’e ra ‘’Halifetün Resulullah’’,Ömer ra Efendimizede’’ Emir El Müminun’’ diye hitap etmişlerdir. Ne demek ‘’Halife’’ Hazret ‘’yok’’ İnsanı Kamil’’. Kalbini yarıp baktınız mı? **Kalplerin künhünü Allah bilir**Bkz. Ali İmran , Mülk,Tegabün Sureleri. Her insan Ölünceye kadar İmtahana tabiidir.Ne olduma değil ne olunacağına bakılmalı son nefesimizi İman ile teslim edinceye kadar da hiçbir şeyden emin olunmamalıdır.’’ Kızım vakit varken Ahiretini kurtarmaya bak.Ben dahi yarın ne olacağımı bilmiyorum. H.Ş’’ Allah’ın Resulü böyle buyurmuşlar.İnsan kitap okumakla değil Allah’a kul olmakla sorgulanacaktır.Kitap yazmak ve okumak ilme kapı açtığından bu büyük vazifeyi ifa etmede bir vasıtadır.Bir İnsanın imanına vesile olmakla ilgili Ayet ‘’ Kim bir insanı yaşatmaya vesile olursa tüm insanları yaşatmış gibi olur’’Maide Suresi Ayet 32. Bu suredeki Öldürme ve yaşatma eylemlerini fiziki bir fiil olarak anlamayınız.Geniş ufuktan bakınız ki İmanın ne mazzam bir Lütfu İlahi olduğunu görünüz.Ayrıca ‘’ H.Ş. le sabit ki Bir İman, Sahralar dolusu Koyunun sırtındaki tüylerden daha efdaldir’’.Şu felaket ve helaket asrında Risaleyi Nurun, Sevgili Üstadın ve Onların sadık talebelerinin bu husustaki gayreti,hizmeti,himmeti ortadadır.Bu Uhrevi Hizmetin meyvelerini söz konusu ünvanlar ile dünyada yemeye kalkmak ayrıca karsız bir ticaret olmaz mı? **En karlı ticaret Ahiret hesabına yapılan ticarettir. Ayet Meali***Ayrıca faraza uhrevi makamı çağrıştıran bir hale şahit olduk.Bu Şahsın sırrını ifşa etmek ayrıca edep dışı olmaz mı.Allah cc müsaade etmediği sürece sır ifşa edilir mi?Eden emanetE İHANET ETMİŞ OLMAZ MI?. Neyse……..
2. soru ki;Peygamberimiz (sav)'den sonra on dört asırdır, Risale-i Nur yazılmadan önce de var olan evliya, tarikat ve tasavvuf yoluna (maksada ulaştıran yola) gitmeleri gerektiklerini söylemeniz gerekmez mi?; Bu cümleye zaten tatminkar cevap verilmiş.Bir kaç ilave ile; sanki Peygamber Efendimizin asm yolunun sadece Evliya,tarikat ve Tasavvuf yoluymuş gibi sunulmuş ki tam bir İslam,Kur’an,Sünnet ve Tarih bilgisi eksikliği. Söylermisiniz ; Allah Resulü asm sahabe Efendilerimizi toplayıp Mescidi Nebevide loş karanlıkta zikir mi çekmişler? Sonra her sahabeye sen şu kadar,sen şu kadar şu zikiri mi çekeceksin demişler?Yoksa sahabe Efendilerimizi 40 gün çile haneye kapatıp nefislerini öldürün mü demişler.Aksine Uzlet gibi hayatı Hristiyan Keşişlere benzemeyin diye sınırlamışlar( İtikaf gibi).Aksine tam hayatın ortasında yer almalarını ve nefislerini ÖYLE terbiye etmelerini ve Tahkiki hayatı ve İslamı Öğrenmelerini emretmişler kendileride bizzat yapıp öğretmişlerdir.Mübarek hayatları bunun birebir ispatıdır.
Amma 3. Soru ki; Ayrıca tarikat yolunda da Risale-i Nur okumaları yasak değildir. Tarikatsız sadece kitap okumak büyük eksikliktir. Nitekim Kur'an-ı Kerim ve hadisler bizi, yaşayan evliya, mürşidi kamil aramamızı söylemektedir. Bunu bilmiyor musunuz, bilip de görmezden mi geliyorsunuz.??
KUR’AN’ımızın hangi ayeti ve hangi Hadisi şerif bir Mürşidi Kamil veya bir Evliya aramamızı veya bağlanmamızı söylüyor.Böyle ciddi bir iddia Ayet ve Hadis kaynağı göstererek desteklenmek zorunda değilmidir.Olmayan bir şeyi ne bilinmesi olur ne de görünmesi.San ki varmış ta Nur Talebeleri bunu dikkate almıyormuş anlamı çıkıyor.Bu hususa atıf olabilecek terk ayet hatırlıyorum o da’’ Müteşabih Ayetlerin bir bilene sorulması’’Ali İmran Suresi Ayet 7. İlimde Derinleşmiş kimselerden İnsanı Kamil anlamı çıkarılabilir. Ama Evliya,Halife Hazret anlamı çıkmaz.Yüce Rabbimiz cc ve Allah Resulü asm Müminlerin vasıflarını saymışlar, açıklamışlar.Bu vasıfların bir kısmı gizli ,bir kısmı açıktır.’’ Emanete hıyanet etmezler,yetim malı yemezler,yetimi itip kakmazlar,yalan söylemezler,aldatmazlar, Tagut edinmezler,sabah akşam Allah’ı cc zikrederler,namazı dosdoğru kılar zekatı dosdoğru verirler……..’’Bu vasıflar hayatın içinde yer almakla ortaya çıkar ki sahabe efendilerimiz ra böyle yapmışlardır. KurAnımız Sahabelerin ra makamlarını(fedakarlıkları,kardeşlikleri,dünya malına kıymet vermedikleri yardımlaştıkları vb.) överken onların yolunu güzelce takip edenleride övmektedir.’’ O halde tahkiki Müslümanın yolu ap açık sahabe yolu yani tarikidir.Tarikatsız kitap okumak büyük bir eksikliktir’’ Kim veriyor bu hükmü? Nerden biliyor eksiklik olduğunu?Elhamdülillah bir şeyhin himmetine mukabil; Sadık Nur Talebelerinin Şahsı Manevisi Milyonlar Evliya Kuvvetindedir İnşallah. Beş adet BİR alt alta eder Beş.yanyana gelse eder Onbinyüzonbir. Kur’Anımız ittifakı emretmiş. Nur Talebeleride aynı hatta ittifak etmiş bir kale gibi set olmuşlardır.Önce Şu şöyledir deyip peşin hüküm verilerek zan ve yargılama usül ve edebe uygun değildir.***Ali İmran Suresi Ayet.66:Haydi azıcık bildiğiniz konuda tartışıyorsunuz.Bilmediğiniz konuda ne diye tartışıyorsunuz.Halbuki İŞİN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR SİZ BİLMEZSİNİZ.***
Şu bilgi ve bilim asrında illada bir Mürşid Arayanlara derimki; Kur’an Akıl sahiplerine inmiştir.Belki Yüz yerde Aklınızı kullanmıyormusunuz, Düşünmüyormusunuz diye insanlara ikaz vardır.’’Niye Mürşid aramıyorsunuz?’’ diye tek ayet gösterebilirmisiniz?Ayrıca ‘’Onu siz kolayca anlıyasınız diye ap açık indirdik’’ ve Cuma günleri okunan ‘’YOK mu ondan öğüt alan’’ Ayetleri ortada ,daha ne diyeyim ki.KUR’ANDAn ve Onun İCAZINDAn daha güzel mürşid olurmu.Hele bu asırlarda.
Nur Talebesi tahkiki İmanla beraber Tahkiki İslamı da aramak, araştırmak ve öğrenmek zorundadır .O hayatı ile İslamı yaşamalıdır ki sair insanlar da işte gerçek islam bu diyebilsin ve İslama girsin.Sevgili Üstadın Hutbeyi Şamiyede ki şiddetli tavsiyesi bu yöndedir.O nedenle bilim Müslümanın kaybedilmiş malıdır nerede bulursa alacaktır Ancak geçmişin adeta Keçiboynuzuna dönmüş usül ve erkanını tekrar tekrar terennüm ederek değil. Keçi boynuzu çok tatlıdır amma onu almak çok zahmetlidir. İşte Risaleyi Nur bu zahmeti Bal hükmüne çevirerek zamanı ve emeği kısaltmaktadır.Öyleki tam sadıkane konuları öğrenen kişi; değil top güllesi yıldırım dahi yerinden bir an bile kıpardatamayacak kuvveti Allah’ın izni ile kazanmaktadır.Yeterki Şeriatı Garranın emrettiği İhlas Üzere İlim tahsili ile yaşayarak hareket etsin..
Geceniz Mübarek olsun.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Gökyüzü
Allah razı olsun. Güzel izah edilmiş.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
ekesinan
insani kamil de var evliyada var halife de var hazret de var hemde yuzlerce var bu konu ustunde cok dusunmek vakit kaybi olur
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
halili

Oğuzhangözüpek kardeşim; "Elhamdülillah bir şeyhin himmetine mukabil; Sadık Nur Talebelerinin Şahsı Manevisi Milyonlar Evliya Kuvvetindedir"

sözünü, SEN in tabirinle "kuranın hangi ayetinden veya hangi hadisden veya hangi risaleden aldın, ,,,Kim veriyor bu hükmü?"

Kardeşim, risalei nur okuyucusu olarak, kamil mürşitler; risalei nurun dediği gibi hem akıl hem kalp yoluyla giden, kurandan bütün letaiflerinin hissesini alan nurlu zatlardır, yani daha açıkcası bütün risalei nurlarda geçen imanın hakikatlerine vakıf olup, şeriatın hikmetini anlamış, daha fazlasına sahip olan, en küçük adaplara bile titizlikle riayet eden sonderece sünnete ittibaa üzere yaşamaya çalışan her anı zikir ile geçen azimet sahibi peygamber varisleridirler canlı sünnettirler, canlı kurandırlar, sadık risalei nur talebelerinin sahip olduğu herşeye sahip olan ve sahip olmadığı bazı şeylerede sahip olan Azimet sahibi zatlardır...köy bağlı olduğu şehirden büyük olamaz, kendisi gibi köylerle birlikte hepsi şehrin içindedir..

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...