Block title
Block content
Hüsrev’in fıkrasıdır.

Sevgili Üstadım;
Evvelki hafta irsal buyurduğunuz, “Bir Sırr-ı
1 اِنَّا اَعْطَيْنَاserlevhasını taşıyan risalenizi aldık. Esasen hiçbir hafta geçmiyor, sürurlarımızı tezyid eden, yeni ve hem gayet derecede şirin birer risale elimize gelmemiş bulunsun. İşte, iki haftadır bu kıymettar risaleyi okuyor ve elimizden bırakmıyoruz.

Evet, bu risale, Cenâb-ı Hakkın istikbalde bu ümmete vaad ettiği güneşin tulûuna intizarımızı teşdid etmekle kalmadığı gibi, bir taraftan içindeki hakikate bizi meftun ediyor. Ve diğer taraftan, acaba fezazulmet bulutlarıyla dolu olan bu âlemin, o güneş neresinden ve ne suretle doğacak ve ne şekilde bu zulmet ve âfet saçan bulutları dağıtacak diye tahayyül ederken, ikinci feyyâz bir diğer zeyl, o güneşin vaktini tayin etmekle bizi pek büyük bir bâr-ı sakilden kurtarmış ve senelerden beri almak istediğimiz halde alamadığımız derin bir nefesi vermiş ve bizi dilşâd eylemiştir.
Ahmed Hüsrev

• • •

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Biz sana verdik.” Kevser Sûresi, 108:1.
Önceki Risale: ( 121 ) / Sonraki Risale: ( 123 )
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âciz : güçsüz
bahtiyar : talihli, mutlu
bâr-ı sakil : ağır yük
Cenâb-ı Hak : Hakkın tâ kendisi olan, şeref ve yücelik sahibi Allah
dilşâd eylemek : gönlünü hoş etmek
ekseriyet : çoğunluk
evvelki : önceki
feyiz : mânevî bereket, bolluk
feyyâz : pekçok feyiz, bolluk ve bereket veren
feza : uzay, gökyüzü
fıkra : kısa yazı
gaybî : dışarıda olan, yanında hazır olmayan
hakikat : gerçek, esas
havâli : çevre, etraf
hâvi : içine alan
ifâdât : ifâdeler
intizar : bekleme
irsal buyurmak : göndermek
istikbal : gelecek
kıymettar : kıymetli, değerli
meftun : düşkün, tutkun, aşık
muhterem : saygıdeğer
mübarek : bereketli, değerli
risale : küçük çaplı kitap; Risale-i Nur’un her bir bölümü
serlevha : başlık
suret : biçim, şekil
sürur : mutluluk
tahayyül etme : hayal etme
tayin etmek : belirlemek
tecrübe etmek : denemek
tesir : etki
teşdid etmek : şiddetlendirmek
tezyid eden : arttıran
tulû : doğma, güneşin doğması
zât-ı fâzılâne : “faziletli zâtınız” anlamında bir saygı ifadesi
zeyl : ek, ilâve
zulmet : karanlık
Yükleniyor...