Block title
Block content
بِاسْمِهِ - وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ 1

اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ 2

Ciddî, sıddık, dikkatli, hakikatli kardeşim Re’fet Bey; Cenâb-ı Hak yeni hayatınızı mübarek eylesin ve refika-i hayatınızı hayat-ı ebediyenizde, Otuz İkinci Sözün Üçüncü Mevkıfının âhirlerindeki Üçüncü İşarette, refika-i hayata dair vaade ve sıfata mazhar eylesin, âmin.

Bu defaki mektubun çok güzeldir. Arkadaşlarının fıkraları içerisinde Yirmi Yedinci Mektup içine derc edeceğim. Ara sıra yazıyla meşgul olsanız iyi olur. İnşaallah yeni hayatınız size risalelerin hakaikine karşı yeni bir şevk uyandıracak.

Kardeşim, sen, Hüsrev, Âsım, nazarımda çok kıymettarsınız. Cenâb-ı Hak sizleri ve sizin gibileri Kur’ân hizmetinde sâbit-kadem ve fedakâr ve kemâl-i sadakatte dâim ve muvaffak eylesin. Âmin. Orada Şeyh Mustafa, Lütfü, Rüşdü gibi kardeşlerime çok selam ediyorum.
3 اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى
Kardeşiniz
Said Nursî

• • •

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Allah’ın adıyla. “Hiçbir şey yoktur ki Onu övüp tesbih etmesin.” İsrâ Sûresi, 17:44.
2 : Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
3 : Bâkî olan sadece Odur.
Önceki Risale: ( 252 ) / Sonraki Risale: ( 254 )
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âhir : son
âmin : “Allah’ım kabul eyle”
Cenâb-ı Hak : Hakkın tâ kendisi olan sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah
dâim : devam eden, devamlı
derc etme : içine yerleştirme
fıkra : mektup, kısa yazı
hakaik : hakikatler, esaslar
hayat-ı ebediye : sonsuz âhiret hayatı
ibadet-i tefekküriye : tefekkür ibâdeti
inşaallah : Allah dilerse, izin verirse
kemâl-i sadakat : tam ve mükemmel bağlılık
kıymettar : kıymetli, değerli
mazhar eyleme : eriştirme, nail etme
mevkıf : bölüm, kısım
muvaffak : başarılı
mübarek : bereketli, hayırlı
nazar : bakış, düşünce
nev’i : çeşit, tür
refika-i hayat : hayat arkadaşı, eş, zevce
risale : küçük çaplı kitap; Risale-i Nur’un her bir bölümü
saâdet-i ebediye : sonsuz mutluluk
sâbit-kadem : sabit ayak; devamlı, sözünde kararlı olan
sıddık : çok doğru ve bağlı
şevk : çok arzu, şiddetli istek
vaad : söz verme
Yükleniyor...