Block title
Block content
Mahallenizin imamı Hafız Ömer Efendiye selâm et ve de ki, ben onu kabul ettim. Talebelik şartlarını da ona söyle. Pederiniz ve Fethi Bey ve Hoca Abdurrahman, Sözler’i ciddî dinlemeleri beni çok mesrur ediyor. Ben onlara dua ediyorum. Onlar da bana dua etsinler. Seydâ namındaki zât, pederinizin intisap ettiği zât değil, ondan evvel gelmiş iştihar etmiş mühim bir zattır. Başta Sabri, Süleyman, Tevfik bütün ihvanlar size selâm ediyorlar.

DÖRDÜNCÜ NÜKTE

Beş altı suali tazammun eden birinci sualinizde, “Meydan-ı haşre cem’ ve keyfiyet nasıl; ve üryan mı olacak? Ve dostlarla görüşmek için ve Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmı şefaat için nasıl bulacağız? Hadsiz insanlarla birtek zât nasıl görüşecek? Ehl-i Cennet ve Cehennemin libasları nasıl olacak? Ve bize kim yol gösterecek?” diyorsunuz.

Elcevap: Şu sualin cevabı, gayet mükemmel ve vâzıh olarak, kütüb-ü ehâdisiyede vardır. Meşrep ve mesleğimize ait, yalnız bir iki nükteyi söyleyeceğiz. Şöyle ki:

Evvelâ: Bir Mektupta, meydan-ı haşir, küre-i arzın medar-ı senevîsinde olduğunu ve küre-i arz, şimdiden mânevî mahsulâtını o meydanın elvahlarına gönderdiği gibi, senevî hareketiyle, bir daire-i vücudun temessül ve o daire-i vücudun mahsulâtıyla, bir meydan-ı haşrin teşekkülüne bir mebde’ olduğu ve küre-i arz denilen şu sefine-i Rabbâniyenin merkezindeki Cehennem-i SuğrâCehennem-i Kübrâya boşalttığı gibi, sekenesini de meydan-ı haşre boşaltacağı beyan edilmiştir.

Saniyen: Onuncu ve Yirmi Dokuzuncu Sözler başta olarak sair Sözlerde, gayet kat’î bir surette, o haşrin, meydanıyla beraber vücudu kat’î olarak ispat edilmiştir.

Salisen: Görüşmek ise, On Altıncı Sözde ve Otuz Bir ve Otuz İkide kat’iyen ispat edilmiştir ki, bir zât, nuraniyet sırrıyla, bir dakikada binler yerde bulunup milyonlar adamlarla görüşebilir.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

Aleyhissalâtü Vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun
beyan edilme : açıklanma, izah edilme
Cehennem-i Kübrâ : büyük cehennem
Cehennem-i Suğrâ : küçük cehennem
cem’ : bir araya gelme, toplanma
daire-i vücud : varlık dairesi, alanı, sahası
Ehl-i Cennet ve Cehennem : cennet ve cehennemde olanlar
elvah : levhalar
gayet : son derece
hadsiz : sayısız
ihvan : kardeşler
intisap etme : bağlanma
iştihar etme : meşhur olma
kat’iyen : kesin olarak
keyfiyet : durum, nitelik
küre-i arz : yerküre, dünya
kütüb-ü ehâdisiye : hadis kitapları
libas : elbise
mahsulât : ürünler, meyveler
mebde : başlangıç
medar-ı senevî : dünyanın güneş etrafında dönerken çizdiği yörünge
mesrur etme : sevindirme, mutlu etme
meşrep : hareket tarzı, metod
meydan-ı haşir : öldükten sonra âhirette tekrar diriltilip Allah’ın huzurunda toplanılacak olan meydan
nuraniyet : nurlu oluş, parlaklık
nükte : ince mânâlı söz
Resul-i Ekrem : Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)
salisen : üçüncü olarak
saniyen : ikinci olarak
sefine-i Rabbâniye : herşeyi terbiye ve idare eden Allah’ın bir gemi gibi yaratarak uzayda gezdirdiği dünya
sekene : sâkinler, ikâmet edenler
senevî : yıllık
Seydâ : “üstadım ve efendim” mânâsında âlimler için kullanılan bir hitap şekli
suret : biçim, şekil
tazammun etme : içerme, kapsama
temessül : görünme, yansıma
teşekkül : oluşma
üryan : çıplak
vâzıh : açık, aşikâr
vücud : varlık, var oluş
Yükleniyor...