Block title
Block content
Birincisi: Cenâb-ı Vâcibü’l-Vücudun tecelliyât-ı icadiyesini tecdid ve tazelendirmek için, her birtek ruhu model gibi ederek, her sene mu’cizât-ı kudretinden taze birer ceset giydirmek ve her birtek kitaptan ayrı ayrı bin muhtelif kitabı, hikmetiyle istinsah etmek ve birtek hakikati başka başka surette göstermek ve kâinatların ve âlemlerin ve mevcudatların taife taife arkasından gelmelerine yer vermek ve zemin hazırlamak için, Fâtır-ı Zülcelâl, kudretiyle zerrâtı tahrik ve tavzif etmiştir.

İkincisi: Mâlikü’l-Mülki Zülcelâl, şu dünyayı, bahusus rû-yi zemin tarlasını bir mülk suretinde yaratmıştır. Yani, neşvünemâya, taze taze mahsulât vermeye kabil bir surette müheyyâ etmiştir-tâ ki, nihayetsiz mu’cizât-ı kudretini orada ekip biçsin. İşte, şu zemin yüzündeki tarlasında zerrâtı hikmetle tahrik ederek intizam dairesinde tavzif edip her asırda, her fasılda, her ayda, belki her günde, belki her saatte mu’cizât-ı kudretinden yeni yeni birer kâinat gösterir, yeryüzü avlusuna başka başka mahsulât verdirir. Nihayetsiz hazine-i rahmetinin hedâyâsını, nihayetsiz kudretinin mu’cizâtının nümunelerini harekât-ı zerrâtla izhar eder.

Üçüncüsü: Nihayetsiz tecelliyât-ı esmâ-i İlâhiyenin nakışlarını göstermekle, o esmânın cilvelerini ifade için, mahdut bir zeminde hadsiz nukuş göstermek, küçük bir sahifede nihayetsiz maânîleri ifade edecek olan hadsiz âyatları yazmak için, Nakkâş-ı Ezelî, zerrâtı kemâl-i hikmetle tahrik edip kemâl-i intizamla tavzif etmiştir.

Evet, geçen senenin mahsulâtıyla şu senenin mahsulâtının mahiyetleri bir hükmündedir. Fakat maânîleri başka başkadır. Taayyünât-ı itibariyeyi değiştirmekle maânîleri değişir ve çoğalır. Taayyünât-ı itibariye ve teşahhusât-ı muvakkate, tebdil edildikleri ve zâhiren fâni oldukları halde, onların maânî-i cemîleleri muhafaza olunup sabit ve bâki kalır. Şu ağacın geçen bahardaki yaprak ve çiçek ve meyvelerinin ruhları olmadığından, şu bahardaki emsalinin hakikatçe aynılarıdır.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âlem : dünya
avlu : bahçe
âyât : âyetler, deliller
bahusus : özellikle
bâki : devamlı, sürekli
cilve : yansıma, görüntü
emsal : benzerler
esmâ : isimler
fâni : gelip geçici, ölümlü
fasıl : mevsim
Fâtır-ı Zülcelâl : sonsuz haşmet ve yücelik sahibi olan ve herşeyi hârika, üstün san’atıyla yaratan Allah
hadsiz : sınırsız
hakikat : gerçek, doğru
harekât-ı zerrât : atomların hareketleri
hazine-i rahmet : Allah’ın rahmet hazinesi
hedâyâ : hediyeler
hikmet : herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, anlamlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması
intizam : düzen
istinsah etmek : yazarak çoğaltmak
izhar : gösterme, meydana çıkarma
kabil : kabiliyetli, yetenekli
kâinat : evren, yaratılmış herşey
kemâl-i hikmet : tam ve mükemmel bir hikmet
kemâl-i intizam : mükemmel ve kusursuz düzen
kudret : güç, iktidar
maânî : mânâlar, anlamlar
maânî-i cemîle : güzel mânâlar, anlamlar
mahdut : sınırlı
mahiyet : öz nitelik, özellik
mahsulât : ürünler
Mâlikü’l-Mülk-i Zülcelâl : bütün mülkün gerçek sahibi, sonsuz büyüklük ve haşmet sahibi olan Allah
mevcudat : varlıklar
mu’cizât : mu’cizeler
mu’cizât-ı kudret : Allah’ın kudret mucizeleri
muhafaza : koruma
müheyyâ : hazırlanmış
mülk : sahip olunan ve hükmedilen yer
Nakkâş-ı Ezelî : herşeyi zatına has olarak nakış nakış işleyen, evveli olmayan Allah
neşvünemâ : büyüyüp gelişme
nihayetsiz : sonsuz
nukuş : nakışlar, işlemeler
nümune : örnek
rû-yi zemin : yeryüzü
suret : şekil, görüntü
taayyünât-ı itibariye : farazî taayyünler; muhtemel şekil ve keyfiyetler
tahrik : harekete geçirme
taife : topluluk, grup
Yükleniyor...