Block title
Block content
Sual: Zerrâtın harekâtında şu hikmetin bulunması neyle bilinir?

Elcevap:

Evvelâ: Bütün masnuatın bütün intizamatıyla ve hikmetleriyle sabit olan Sâniin hikmetiyle bilinir. Çünkü, en cüz’î bir şeye küllî hikmetleri takan bir hikmet, seyl-i kâinatın içinde en büyük faaliyet gösteren ve hikmetli nakışlara medar olan harekât-ı zerrâtı hikmetsiz bırakmaz.

Hem en küçük mahlûkatı vazifelerinde ücretsiz, maaşsız, kemâlsiz bırakmayan bir hikmet, bir hâkimiyet, en kesretli ve esaslı memurlarını, hizmetkârlarını nursuz, ücretsiz bırakmaz.

Saniyen: Sâni-i Hakîm, anâsırı tahrik edip tavzif ederek, onlara bir ücret-i kemâl hükmünde madeniyat derecesine çıkarmasıyla ve madeniyâta mahsus tesbihatları onlara bildirmesiyle ve madeniyâtı tahrik ve tavzif edip nebâtât mertebe-i hayatiyesinin makamını vermesiyle ve nebâtâtı rızık ederek tahrik ve tavzif ile hayvânât mertebe-i letâfetini onlara ihsan etmesiyle ve hayvânâttaki zerrâtı tavzif edip rızık yoluyla hayat-ı insaniye derecesine çıkarmasıyla ve insanın vücudundaki zerrâtı süze süze tasfiye ve taltif ederek tâ dimağın ve kalbin en nazik ve lâtif yerinde makam vermesiyle bilinir ki, harekât-ı zerrât hikmetsiz değil; belki kendine lâyık bir nevi kemâlâta koşturuluyor.

Salisen: Zîhayat cisimlerin zerrâtı içinde, çekirdek ve tohumdaki gibi, bir kısım zerreler öyle mânevî bir nura, bir letâfete, bir meziyete mazhar oluyorlar ki, sair zerrelere ve o koca ağaca bir ruh, bir sultan hükmüne geçer.

İşte, azîm bir ağacın bütün zerrâtı içinde bir kısım zerrelerin şu mertebeye çıkmaları, o ağacın tabaka-i hayatında çok devirleri ve nazik vazifeleri görmesiyle olduğundan, gösteriyor ki, Sâni-i Hakîmin emriyle vazife-i fıtrat içinde zerrâtın envâ-ı harekâtına göre onlara tecellî eden esmânın hesabına ve şerefine olarak birer mânevî letâfet, birer mânevî nur, birer makam, birer mânevî ders almalarını gösteriyor.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âlem-i bekà : devamlı ve kalıcı olan âhiret âlemi
anâsır : unsurlar, elementler
azîm : büyük
cüz’î : küçük ve ferdî
dâr-ı âhiret : âhiret yurdu
dimağ : beyin
ecza : parçalar
envâ-ı harekât : hareketlerin çeşitleri
evvelâ : ilk olarak
hâkimiyet : egemenlik
harekât : hareketler
harekât-ı zerrât : atomların hareketleri
hayat-ı insaniye : insan hayatı
hayattar : canlı
hayvânât : hayvanlar
hikmet : herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, anlamlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması
hizmetkâr : hizmetçi
ihsan etmek : ikram etmek, bağışlamak
intizamat : düzenlilikler
kemâlât : mükemmellikler
kemâlsiz : kusurlu, noksan
kesb etmek : kazanmak
kesretli : çok
küllî : büyük ve kapsamlı
lâtif : güzel, hoş
letâfet : hoşluk, güzellik
liyakat : layık olma
madeniyât : madenler
mahlûkat : yaratıklar
mahsus : özel
makam : derece, yer
masnuat : san’at eseri varlıklar
mazhar : erişme, sahip olma
medar : kaynak, dayanak
mertebe : derece
mertebe-i hayatiye : hayat mertebesi
mertebe-i letâfet : güzellik ve hoşluk derecesi
meziyet : üstün özellik
salisen : üçüncü olarak
Sâni : herşeyi san’atla yaratan Allah
Sâni-i Hakîm : herşeyi hikmetle ve san’atla yaratan Allah
saniyen : ikinci olarak
seyl-i kâinat : kâinatın akışı, sürekli değişmesi
tabaka-i hayat : hayat tabakası
tahrik : harekete geçirme
taltif : iyilik ve lütufta bulunmak
tasfiye : arıtma, saflaştırma
tavzif : vazifelendirme, görevlendirme
tesbihat : Allah’ı noksan sıfatlardan yüce tutan sözler
ücret-i kemâl : varlıkların değişip mükemmelleşerek bir tür ücret kazanması
vazife-i fıtrat : yaratılış vazifesi
zerrât : atomlar, en küçük madde parçaları
zerre : atom, en küçük madde parçası
zîhayat : canlı
Yükleniyor...