Block title
Block content
Birden, ben o hazin hâlette iken, orada bir adam peydâ oldu. Bana dedi:

“Bütün bütün sermayeni zayi ettin, tokada da müstehak oldun. Gideceğin yere de müflis olarak elin boş gideceksin. Fakat aklın varsa tevbe kapısı açıktır. Bundan sonra sana verilecek bâki kalan on beş altından, her eline geçtikçe, yarısını ihtiyaten muhafaza et. Yani, gideceğin yerde sana lâzım olacak bazı şeyleri al.”

Baktım, nefsim razı olmuyor. “Üçte birisini” dedi. Ona da nefsim itaat etmedi. Sonra “Dörtte birisini” dedi. Baktım, nefsim müptelâ olduğu âdetini terk edemiyor. O adam hiddetle yüzünü çevirdi, gitti.

Birden o hal değişti. Baktım ki, ben tünel içinde sukut eder gibi bir sür’atle giden bir şimendifer içindeyim. Telâş ettim. Fakat ne çare ki hiçbir tarafa kaçılmaz. Garaipten olarak, o şimendiferin iki tarafında pek cazibedar çiçekler, leziz meyveler görünüyordu. Ben de akılsız acemiler gibi onlara bakıp elimi uzattım. O çiçekleri koparmak, o meyveleri almak için çalıştım. Fakat o çiçekler ve meyveler dikenli mikenli; mülâkatında elime batıyor, kanatıyor, şimendiferin gitmesiyle mufarakatinden elimi parçalıyorlar, bana pek pahalı düşüyorlardı.

Birden, şimendiferdeki bir hademe dedi: “Beş kuruş ver; sana o çiçek ve meyvelerden istediğin kadar vereceğim. Beş kuruş yerine, elin parçalanmasıyla yüz kuruş zarar ediyorsun. Hem de ceza var; izinsiz koparamazsın.”

Birden, sıkıntıdan, ne vakit tünel bitecek diye, başımı çıkarıp ileriye baktım. Gördüm ki, tünel kapısı yerine çok delikler görünüyor. O uzun şimendiferden o deliklere adamlar atılıyorlar. Bana mukabil bir delik gördüm; iki tarafında iki mezar taşı dikilmiş. Merakla dikkat ettim. O mezar taşında büyük harflerle “Said” ismi yazılmış gördüm. Teessüf ve hayretimden “Eyvah!” dedim. Birden, o han kapısında bana nasihat eden zâtın sesini işittim. Dedi:

“Aklın başına geldi mi?”
Dedim: “Evet, geldi. Fakat kuvvet kalmadı, çare yok.”
Dedi: “Tevbe et, tevekkül et.”
Dedim: “Ettim.”
Ayıldım. Eski Said kaybolmuş; Yeni Said olarak kendimi gördüm.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âdet : alışkanlık, huy
âhiret : öteki hayat
âlem-i ervah : ruhlar âlemi
bâki : arta kalan; devamlı, sürekli
berzah : kabir âlemi
cazibedar : cazibeli, çekici
ebedü’l-âbâd : sonsuzlukların sonsuzluğu olan âhiret
garaib : tuhaf, şaşılacak şey
hademe : hizmetçi
hâlis : samimi, saf, temiz
haşir : öldükten sonra âhirette tekrar diriltilerek Allah’ın huzurunda toplanma
hiddet : öfke
ihtiyaten : ilerisini düşünerek
irşad : doğru yolu gösterme
Kur’ân-ı Hakîm : sayısız hikmetleri içinde bulunduran Kur’ân
leziz : lezzetli
mufarakat : ayrılık
muhafaza : saklama
mukabil : karşılık
mülâkat : kavuşma
müptelâ : bağımlı, tutkun
nasihat : öğüt
nefis : kişinin kendisi
rahm-ı mâder : ana rahmi
sair : diğer
sarf etmek : harcamak
sukut : düşme, alçalma
şimendifer : tren
tabir : yorumlama, açıklama
teessüf : üzüntü
tevbe : pişmanlık duyarak günahtan dönüş
tevekkül : Allah’a dayanma ve güvenme
tilmiz : öğrenci
vakıa : olay
vakıa-i hayaliye : hayalî olay
Yükleniyor...