Block title
Block content

Risale-i Nur Külliyat'nı kaç defa okumalıyız? "Beş veya on beş defa devrettikten sonra, başka kitapları da okuyabilirsin." şeklindeki ifadeler ne derece doğrudur?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Uzun zaman Bediüzzaman Hazretlerinin yanında kalıp kendilerine hizmet eden Bayram Yüksel Ağabey anlatıyor:

"Üstadımız bize şu dersi verirdi: 'Bakın ben başka kitaplarla meşgul olmuyorum. Siz de Risale-i Nur'dan başka kitaplarla meşgul olmayın. Risale-i Nur size kafidir."(1)

Tabi burada kasdedilen özellikle iman hususunda, Risale-i Nur eserleri, başka eserlere ihtiyaç bırakmamış. Yoksa Risale-i Nur'un dışında ihtiyaç duyulan kitaplar, elbette okunur ve okutulur. Yani bir kişi Risale-i Nur'da geçen haşir konusunu Külliyat'taki diğer açılımlarıya birlikte okuduktan sonra artık diyemez, "Bu eser beni tatmin etmedi bir de başka bir eserden istifade edeyim, bu konuyu belki diğer kitaplar daha iyi anlatmış..." Risale-i Nur eserlerinin açılımı olan kitaplar bundan istisna edilebilir.

Bediüzzaman Hazretleri başka bir eserinde mevzuyu şu şekilde devam ettirmektedir:

"Hem vakit dar, hem bizler az olduğumuz için vakit bulamıyoruz ki, o nuranî eserlerden de istifade etsek."

"Hem Risale-i Nur şakirtlerinin yüz mislinden ziyade zatlar, o kitaplarla meşguldürler ve o vazifeyi yapıyorlar. Biz de o vazifeyi onlara bırakmışız. Yoksa -hâşâ ve kellâ- o kudsi üstadlarımızın mübarek eserlerini ruh u canımız kadar severiz. Fakat herbirimizin bir kafası, birer eli, birer dili var; karşımızda da binler mütecaviz var; vaktimiz dar. En son silâh, mitralyoz gibi Risale-i Nur bürhanlarını gördüğümüzden, mecburiyetle ona sarılıp iktifa ediyoruz."(2)

"Yirmi İkinci Söz tashih edilirken dinledim. Gördüm ki, içinde hem küllî zikir, hem geniş fikir, hem kesretli tehlil, hem kuvvetli imân dersi, hem gafletsiz huzur, hem kudsi hikmet, hem yüksek bir ibadet-i tefekküriye gibi nurlar var. Bir kısım şakirtlerin ibadet niyetiyle risaleleri, ya yazmak veya okumak veya dinlemekliğin hikmetini bildim. Bârekâllah dedim, hak verdim."(3)

Bediüzzaman hazretleri Risale-i Nur eserlerini te'lif etmiş. Kendisinin de bu eserlerin talebesi olduğunu ifade etmiştir. Yine kendileri herhangi bir risale için ifade buyurmuşlar ki;

"Bu risaleyi, şimdiye kadar belki yüz defa okumuşum. Fakat, şimdi yeni görüyorum gibi tekrar okumaya ihtiyaç ve iştiyâkım var."(4)

Bu eserin müellifi bunu söyledikten sonra, artık bizlerin ne derece bu eserleri okumamız gerektiğini nazarlarınıza havale ediyoruz.

Bazı Nur talebelerinin bazı rakamları vermeleri, Risaleleri okumaya teşvik içindir. Yoksa beş defa oku, artık rafa kaldır demek değildir. Eğer öyle olsaydı yaşları yetmiş-sekseni bulan bu ağabeylerin, çoktan bu eserleri okumayı terketmeleri gerekirdi. Beş-on kez bu eserleri okuyan bir kimse, bu eserlerin mahiyetini ve içeriğini, İslamî ilimleri anlamada getirdiği ölçüleri, öğrendikten sonra, artık bu eserlerden kopması âdeta imkansızlaşıyor. Diğer kitapların ne kadar cılız kaldığının idrakine vararak, artık bu eserleri günün belli saatlerinde ekmek ve su gibi okuması gerektiğinin kanaatine varıyor.

Yoksa hiç bir Nur talebesi, bir kaç kez bu eserleri okuduktan sonra, "artık ben kamilleştim, okumaya ihtiyacım kalmadı" dememiştir. Çünkü her an maneviyatsızlıkla, sefahetle ve ahir zamanın dehşetli hadiseleriyle meşgul oluyoruz. Kendimizi muhafaza ve başkasının imanına kuvvet vermek için sürekli belki de bir hayat boyu okumamız icab edecektir.

Dipnotlar:

(1) bk. Son Şahitler, III/52.

(2) bk. Kastamonu Lahikası, (114. Mektup)

(3) bk. Kastamonu Lahikası, (161. Mektup)

(4) bk. Sözler, Konferans.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

Ziyaretçi (doğrulanmadı)

Bir nevi ilim var ki, bir defa bilinse ve bir-iki defa düşünülse kâfi gelir. Diğer bir kısmı, ekmek gibi, su gibi, her vakit insan onu düşünmeye muhtaç olur. Bir defa anladım, yeter diyemez. İşte ulûm-u imaniye bu kısımdandır. Elinizdeki Sözler ekseriyet itibarıyla inşaallah o cümledendir. Hergün ihtiyaç gıdaya hissedildiği gibi, her vakit bu gıdâ-yı ruhânîye ihtiyaç hissedilir. Senin gibi ruhu inkişaf edip kalbi intibaha gelen zatlar okumaktan usanmaz. Bu Kur'ânî risaleler, sair risaleler gibi tefekküh nev'inden değil ki, usanç versin. Belki tagaddîdir. Yukarıdaki ifadelerde Nurların mahiyeti ifade ediliyor kanaatindeyim. Naçizane ben kendi yaşadığımı söyleyebilirim.Küliyatı dört beş defa bitirene kadar eser eser okudum.Fakat daha insan hakikatlara vakıf olmaya başlayınca bazı yerleri kendine daha çok hitap eder görüyor. Genelde oraları okuyor.Mesela Kastamonu lahikasını diğer lahikalardan çok daha fazla okumuşumdur.Çünkü orada bir anlamda kendimi buluyorum.Ayrıca belli müddet sonra hangi meselenin nerede geçtiğini bildiği için insan daha çok ihtiyaç duyduğu yerleri ihtiyaç duyduğu zaman okuyor. Herkese göre değişebilir.Fakat hakikatları anlama azmiyle ihlasla istifade etme niyeti içinde olursak zaman içinde bazı vicdani kanaatler içimizde oluşur ve su mecrasında akmaya başlar inşallah. Mesele biraz uzadı ama müsaadenizle ifade etmek istediğim başka bir şey daha var.Risale-i Nurun beni en meftun yönü umuma şamil olması, herkesin fıtratına muvafık cereyan verebilmesi.Biz Allahın kulu olduğumuza göre fıtratımızı, karakterimizi, istidatlarımızı ancak Allah mutlak olarak bilir.Öyleyse öyle bir eser lazım ki Allahtan gelsin ve herkese hitap etsin.Zira biz birbirimizi layıkıyla bilemez doğru telkinlerde bulunamayabiliriz.Hatta faydalı olmak isterken zararlı olmak da mümkün.Risale-i Nur Said Nursinin mahsulatı fikriyesi değil, ilham eseri ve bu sistemde herkes talebe.Üstad bile ders arkadışımız olduğunu söylüyor.Şahıslara değil hakikate bağlanıyoruz.Bundan ötürü mezkur abilerin ifadeleri çok önemli olsa da bağlayıcı değil tavsiye edici nitelikte olsa gerek.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
sebatkar

abilerin ifadeleri külliyatı sırasıyla hepsini 5 defa veya 10 defa okuyup daha sonra sıra takip etmeden ihtiyaca binaen haerhangi birini takip etmemiz hususunda olsa gerek

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
hil_mev
Diyebilirmiyizki,ben bugün 24 saat boyunca havayı hiç aralıksız teneffüs ettim.yarın nefes almasam olur.Diyemediğimize göre...risalelere de her an muhtacız.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
mehmetdiri
külliyatı 20-25 defa okudum..hatta 40 kere okuduğum kitaplar da var...bazı abilerimiz gibi, risalelerde belli konular üzerinde araştırma ve mütehassıs olma yerine-kitaba başlayınca bitirme hastalığımdan olsa gerek(bu da enaniyetle alakalı olsa gerek:))1989 yılından beri düzenli okumaya çalışıyorum..rakam ilk başta fazla gibi gorunse de aslında ayda 1,5 kitap bitirerek olabiliyor..onun için de günlük 20 sayfa ortalama okumak yeterli..yani başka kitaplar okumak için de oldukça vaktiniz oluyor..zaten risaleleri okudukça mulhemundan olan bir müellifin şiir gibi,fakat şiirle alakası olmayan cümleleri içinde adeta kendinizden geçiyorsunuz..aşinalığınız arttıkça,cümleleri okurken;birazdan okuyacağınız kelimeler de siz daha okumadan sağınızdan solunuzdan gelmeye başlıyorlar ve siz o an risaleyi sanki kelime kelime değil de risale risale okumaya başlıyor gibi oluyorsunuz...yani parça parça değil bir bütün gibi okumuş oluyorsunuz.bu zevki anlatmak mümkün değil..hatta bazen risaleleri acaba nefsim mi okumamı istiyor ve bu zararlı birşey mi diye şeytan sağdan gelmiyor değil..diğer kitapları da okumalarını arkadaşlara mutlaka tavsiye ederim.çünkü onları okudukça üstadın bütün bu meselelere nasıl son noktayı koyduğunu ve müşkil meseleleri hallettiğini bihakkın müşahede edebilirler..mesela;ibn-i arabi yi okumak,üstadı okuyan bir insan için anlaşılır ve çok zevkli olsa da ;risale eğitimi almayan biri için çok tehlikeli olabiliyor...mehdi mesih le alakalı binlerce görüş var..risale okuduğunuzda,bu görüşlerin niye bu kadar çeşitli olduğunu ve bakış açısının nasıl olması gerektiğini size mükemmel anlatıyor..kısacası;risaleleri belli bir süre okuyan gerçekten bu zamanın bir alimi gibi olabilir.çünkü risaleler size müthiş bir bakış açısı veriyor.siz de hangi mevzuya baksanız anlaşılması gerektiği gibi idrak edebiliyorsunuz,hatta anlayamayanların niye anlamadığına da müdrik olduğunuzdan her ilmi meseleyi çok geniş bir perspektiften değerlendirebiliyorsunuz...onun için düzenli risale okumayı bırakmadan diğer kitapları da okumak çok faydalı olabilir..zaman geçtikçe risalelerin ne kadar inanılmaz kitaplar olduğunu daha iyi anlıyorum..bir sürü kitap okuyarak"marifet"evinin içindeki herşeyi gözlemlediğinizi düşünün.mesela;bir kitap sizi yerden havalandırıp,evin camından içeri baktırıyor ve siz evdeki güzellikleri görünce kendinizden geçiyorsunuz,diğeri çatı katına çıkarıyor,diğeri bahçesinde gezdiriyor...risaleler ise kesinlikle kapıyı açıp,sizi evin içine alıyor ve siz artık evin içinden dışarıyı görebildiğiniz için,ilminiz bir çocuk gibi az bile olsa,dışarıdaki alimlerin çözemediğini görüyorsunuz...
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
yatağanlı
Kaç defa okunmalıdır diye bir soru yanlıştır. Böyle bir sayı yoktur. Ancak gazete gibi okumak yasaklanmıştır. Anlamak için okunmalıdır. Anlamak ta amel etmek içindir. Başkalara anlatmak için okumak ise yasaktır.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
MUHAMMED BERHAK
benim bildiğm ve dıuyduğum kişiler var ki:Külliyatı 150 kere bitirmiş,ama hala tam bir şevkle okuyor.demek ki ömrümüzün sonuna kadar bu hakikatlara muhtacız.ALLAH istifademizi kat kat artırsın.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Kahramanur
''Diyebilirmiyizki,ben bugün 24 saat boyunca havayı hiç aralıksız teneffüs ettim.yarın nefes almasam olur.Diyemediğimize göre...risalelere de her an muhtacız. '' Çok güzel bi ifade. Zaten insan risale-i nuru okumayı bırakınca ondan uzaklaşıyor. Onun için herzaman okunması lazım. ALLAH bizleri iman Kur'an yolundan risale-i nur hizmetinden ayırmasın.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
karolin

Ben Risaleleri bilen bir abiyle oturup soru sora sora 1 kere bitirmiştim..O bana;sen risalelere vakıf olmaya başladın demişti. Şimdi ise 1 kere de size sora sora ilerliyorum.Şimdi anladımki;Risalelere vakıf olmak diye birşey yok. Abilerin;belli bir kişi için risalelere vakıf demesinin artık hüsnü zan olduğu kanaatine vardım.Çünkü ben 5-6 kere okudum.Şu anda vakıfım diyemiyorum.Hatta ne kadar eksiğim olduğunu anladım... Doğru mu düşünüyorum? Vakıflık yok,sizin gibi bilenlerle beraber düşünerek ortak bir fikre varmak var diye anladım..

Değerli Kardeşimiz; evet doğru düşünüyorsunuz. Biz hep ifade ediyoruz ki; risaleleri birlikte anlamaya çalışalım, cevaplar bizim kasır fehmimizin bir ürünüdür, üyelerimiz de bize destek olsunlar bilgilerini paylaşsınlar. Allah razı olsun. Selam ve dua ile...

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...