Block title
Block content

"Risale-i Nur, Kur’ân’ın malıdır. Risale-i Nur, başka eserlere benzemez. Risale-i Nur, başlı başına hüccet ve burhan hazinesidir, yani bizatihî burhan ve hüccettir..." Risale-i Nur bizatihi burhan ve hüccettir, konusunu izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bizatihi delil olmak; tek başına yeterli olmak anlamına geliyor ki; hakikaten Risale-i Nurlar tek başına bütün küfrü ilzam etmekte yeterli ve kafidir. Risale-i Nurların her bir parçası; bir iman hakikatini ispat edip, hakiki marifeti elde etmekte kafidir.

Kainat ve içindeki her şey, Allah’ın varlığına ve birliğine işaret eden birer delil, birer ayettirler. Dağlar, denizler, ovalar, bitki ve hayvanlar, yıldızlar ve galaksiler, hepsi Allah’ın birer sanatı olması noktasından; birer ayet, birer delillerdirler.

Lakin bu ayetleri insan kendi soyut aklı ile görüp okuyamıyor. İnsanlık, tekvini ayetlerin işaret ettiği hakiki tevhidi, mücerret akılları ile keşfedemiyorlar. Bu tekvini ayetleri okuyup anlamak için, başka ayetlere ihtiyaç duyuyorlar ki; bu ayetler vahiyler ve onlardan mülhem olan tefekkür sistemleridir. Evet Kur’an ayetleri, kainat ayetlerini açan anahtar ayetlerdir; bu anahtar ayetler olmadan kitab-ı kainat okunamıyor.

Yıldız böceği küçük ışıkçığına itimat edip, güneşin ışığına meydan okuduğu için, zifiri karanlığa mahkum olur. Bunun gibi filozoflar da vahiy güneşine teslim olmayıp, kendi kafa fenerlerine itimat ettikleri için, kainat karanlığı içinde taklidi bir imanı zor elde etmişler. İbn-i Sina’nın "Haşirde akıl ile gitmek imkansız; ama iman ile teslim oluruz." sözü, salt akılın olayları anlamakta ne kadar aciz ve ihatasız olduğunu gösterir. Ama aklı vahyin teslimiyetine ve terbiyesine verdiğin zaman, şu kainatın en ince ve en müşkül meselelerini açan bir anahtar hükmüne gelir. İnsan kainatın ali ve yüksek bir mütefekkir nazırı olur.

Yani vahiyden uzak ve vahyin terbiyesine girmeyen salt ve soyut akıl, Allah’ı kamil manada bilemez ve tahkiki bir marifete yetişemez. Bu sebeple akıl vahyin tedbir ve terbiyesine girip, onun dairesinde işlemesi gerekir; yoksa şirk ve küfür bataklığında kaybolur gider. Tarihte sayısız dahi derecesinde filozoflar, salt akılları ile kainatta boğulup küfür ve şirk çukurundan kurtulamamışlar. Öyle ise kainat ayetlerini Kur’an ayetleri ile okumak iktiza ediyor.

Risale-i Nurlar, Kur’an ayetlerinden mülhem bir tefsir olduğu için, Kur’an ayetlerinin anahtar vazifesini bu zamanda hakkı ile ifa ediyor. Yani bu asrın insanlarına Kur’an ayetlerinin perspektifini ve bakış açsını ders vermek ile, kainattaki kevni ayetlere açıklayıcı bir ayet vazifesini görüyor, denilebilir.

Evet, Risale-i Nurlar, Kur’an ayetlerinin anahtar özelliğini bu asırda en güzel işleten ve açan manevi bir tefsirdir. Yani kainat ayetlerini anlamada ve okumada güzel ve tesirli ikinci bir manevi ve fikri bir ayettir.

Risale-i Nurlar, Kitab-ı Mübin´deki kevni âyetlere ayetlik vazifesini görüyor, onlara nasıl bakılması gerektiğini formüle ediyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Afyon Hayatı | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2276 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

drerkan
Allah razı olsun,çok güzel olmuş.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...