Risale-i Nur şirket-i maneviyemizin düsturları nelerdir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Şirket-i maneviyenin çok uhrevi havuzları vardır. Her birinin farklı şartları, düsturları ve hisseleri vardır. Umum ümmetin birbirine duaları ile oluşan bir havuz olduğu ve umum Nur talebelerin birbirine dua ve himmetiyle bir şirket-i maneviye oluştuğu gibi, yine aynı şekilde has Nur talebelerin de birbirine ettikleri dualar ve yaptıkları şahsi ibadetlerin teşkil ettirdiği bir havuz vardır. Herkes hizmeti, gayreti ve ihlasına göre hisse alacaktır.

KALEMLE NURLARA HİZMET VE SADAKATLA TALEBESİ OLMANIN İKİ MÜHİM NETİCESİ VARDIR

1. Âyât-ı Kur'aniyenin işaretiyle, imanla kabre girmektir.

2. Bütün şakirdlerin manevi kazançlarına, Nur dairesindeki şirket-i maneviye sırrıyla, umum onların hasenatlarına hissedar olmaktır. (bk. Emirdağ Lahikası-I, 142. Mektup)

Şirket-i maneviye-i nuriyeden veya Nur telebelerinin şirketi manevisinden faydalanmanın birinci şartı ve düsturu "Risale-i Nur Şakirdi" olmaktır.

"Madem sizde büyük bir himmet ve kuvvetli bir iman var; tam bir ihlas ve tam bir mahviyetle, sebatkârâne Risale-i Nur’a şakirt ol, ta binler, belki yüz binler şakirtlerin şirket-i maneviye-i uhreviyelerine hissedar ol. Ta senin hayırların, iyiliklerin cüz’îyetten çıkıp küllileşsin, ahirette tam kârlı bir ticaret olsun." (bk. age., 34. Mektup)

Normal maddi bir şirketten hisse alabilmek için sermaye koymak gerekir. Aynen öyle de şirket-i maneviyenin en büyük düsturu ve esası da ettiğimiz hizmet-i imaniye ve Kur'aniye ile birlikte ettiğimiz tesbihat, dualar ile ibadetlerdir. Bunlar birer manevi sermaye gibi şirketten gelecek hissemizi belirleyecektir. Sermaye koymayan hisse de alamayacaktır veya az alacaktır.

"...Kuvvetli hüccetlerle, hattâ ehl-i vukufu da teslime mecbur eden işârât-ı Kur’âniye ile 'Nurun sadık şakirtleri imanla kabre girecekler. Hem şirket-i maneviye-i Nuriyenin feyziyle her bir şakird derecesine göre umum kardeşlerinin manevî kazançlarına ve dualarına hissedar olur. Güya âdeta binler dil ile istiğfar eder, ibadet eder.' Bu iki faide ve netice, bu acib zamanda bütün zahmetleri, sıkıntıları hiçe indirir; pek çok ucuz olarak o iki kıymetdar kârları sadık müşterilerine verir." (Şualar, On Dördüncü Şua)

Özellikle tekrar vurgulamak gerekir ki şirket-i maneviyeden himmet, meded ve hisse alabilmek için şahs-ı maneviyeye mütekellim-i maalgayr sigasıyla (yani biz kelimesiyle) ettiğimiz duaların büyük bir ehemmiyeti vardır. Bu "biz" ile dua edilmesi şirket-i maneviyenin muktezasıdır. Namaz tesbihatı ise bu vazifenin en asgari şartıdır.

"Seksen küsur sene kıymetinde bulunan ve Ramazan-ı Şerif'in mecmuunda gizlenen hakikat-i Leyle-i Kadri kazanmak için, Risale-i Nur şakirdlerinin şirket-i maneviye-i uhreviyeleri muktezasınca, her biri mütekellim-i maalgayr sigasıyla اَجِرْنَا , اِرْحَمْنَا , وَاغْفِرْلَنَا gibi tabiratta 'biz' dedikleri vakit, Risale-i Nur'un sadık şakirdlerini niyet etmek gerektir. Ta her bir şakird, umumun namına münacat edip çalışsın." (Kastamonu Lahikası, 168. Mektup)

"Sizi, bütün dualarında اَجِرْنَا , وَارْحَمْنَا , وَاحْفَظْنَا gibi bütün mütekellim-i maalgayr sigalarında bilaistisna dâhil edip, kesretli cesedler ve bir tek ruh hükmünde şirket-i maneviyemizin düsturlarıyla çalışan ve sizin sıkıntınız ile sizden ziyade alakadar olan ve şahs-ı manevinizden himmet ve meded ve sebat ve metanet ve şefaat bekleyen Kardeşiniz Said Nursî" (Şualar, On Üçüncü Şua)

Üstad özellikle aşağıda "şirket-i maneviye-i duaiye" tabiri kullanması çok manidardır.

"Aziz, sıddık, sebatkâr ve vefadar kardeşlerim! Sizi müteessir etmek veya maddi bir tedbir yapmak için değil, belki şirket-i maneviye-i duaiyenizden daha ziyade istifadem için ve sizin de daha ziyade itidal-i dem ve ihtiyat ve sabır ve tahammül ve şiddetle tesanüdünüzü muhafaza için bir halimi beyan ediyorum: ..." (bk. age.)

Ayrıca şöyle bir düsturdan da bahsedilebilir. Şirket-i maneviyeyi uhreviyeyi çok fazla düşünmemek ve sadece buna bel bağlayıp tembellik ve gayretsizlik ile havalecilik etmemektir. Harekatını ona bina etmemektir. Bizim vazifemiz hizmet ve ibadettir. Şirket-i maneviyeden hissenin belirlenmesi ve hatta şirketin oluşması tamamen Allah'ın işidir ve ona kalmıştır. Bizim vazifemiz değildir.

"Risale-i Nur dairesinde, ihtiyarımız olmadan, haberimiz yokken takarrur ve tahakkuk eden şirket-i maneviye-i uhreviye cihetiyle her bir hakiki sadık şakirdi; binler diller ile kalpler ile dua etmek, istiğfar etmek, ibadet etmek ve bazı melaike gibi kırk bin lisan ile tesbih etmektir. Ve Ramazan-ı Şerif'teki hakikat-i Leyle-i Kadir gibi kudsî ve ulvi hakikatları, yüz bin el ile aramaktır."

"İşte bu gibi netice içindir ki; Risale-i Nur şakirdleri, hizmet-i nuriyeyi velayet makamına tercih eder; keşf ve keramatı aramaz ve ahiret meyvelerini dünyada koparmaya çalışmaz ve vazife-i İlahiye olan muvaffakıyet ve halka kabul ettirmek ve revaç vermek ve galebe ettirmek ve müstehak oldukları şan ü şeref ve ezvak ve inayetlere mazhar etmek gibi kendi vazifelerinin haricinde bulunan şeylere karışmaz ve harekâtını onlara bina etmezler. Hâlisen, muhlisen çalışırlar, 'Vazifemiz hizmettir. O yeter.' derler." (Kastamonu Lahikası, 168. Mektup)

Acz, fakr, şefkat ve tefekkür diye Üstad'ın Kuran'dan istifade edip çıkardığı tarikin evradı da şirket-i maneviyenin birer düsturları olabilirler.

"Şu kısa tarikın evradı ittiba-ı sünnettir, feraizi işlemek, kebairi terketmektir. Ve bilhassa namazı ta'dil-i erkân ile kılmak, namazın arkasındaki tesbihatı yapmaktır." (Sözler, Yirmi Altıncı Söz, Zeyl)

Ayrıca vurgulamak gerekir ki ihlas, sadakat, tesanüd ve hizmet düsturları da şirket-i maneviye için birer düstür olabilirler. Çünkü ortada bir birlik ve beraberlik olmazsa, hizmet ve tesanüd meydana gelmezse şirket-i maneviye de oluşmaz.

Nur talebelerinin iman ve Kur'an hizmetinde sadakatle ve istikametle yürüyebilmeleri için önemli düsturlara uymak mecburiyetleri vardır. Bunlar düsturları şöyle sıralayabiliriz:

1. BİRİNCİ DÜSTURUNUZ

"Amelinizde rıza-yı İlahi olmalı."

2. İKİNCİ DÜSTURUNUZ

"Bu hizmet-i Kur’âniyede bulunan kardeşlerinizi tenkit etmemek ve onların üstünde faziletfuruşluk nevinden gıpta damarını tahrik etmemektir."

3. ÜÇÜNCÜ DÜSTURUNUZ

"Bütün kuvvetinizi ihlasta ve hakta bilmelisiniz."

4. DÖRDÜNCÜ DÜSTURUNUZ

"Kardeşlerinizin meziyetlerini şahıslarınızda ve faziletlerini kendinizde tasavvur edip, onların şerefleriyle şakirâne iftihar etmektir." (bk. Lem'alari Yrmi Birinci Lem'a / İhlas Risalesi)

5. Bir söze kıymet katan bazı düsturlar ve alametler vardır. Bunlardan bazıları, "Kim demiş, kime demiş, ne demiş, hangi makamda demiş?" şeklindeki suallerin cevaplarıdır.

6. "Hakaik-i imaniyeden bir meselenin inkişafını, binler ezvak ve mevacid ve keramata tercih ederim." diyebilmek.

7. İman esaslarına ciddi ehemmiyet vermek.

“Şimdi en mühim iş, taklidi imanı tahkiki imana çevirerek imanı kuvvetlendirmektir, imanı takviye etmektir. Her şeyden ziyade imanın esasatıyla meşgul olmak kati bir zaruret ve mübrem bir ihtiyaç haline gelmiştir.” (bk. Sözler, Konferans.)

8. Diğerkâm olmak. Sıddık-ı Ekber (ra) demiştir ki; “Cehennemde vücudum o kadar büyüsün ki ehl-i imana yer kalmasın.”

9. Risale-i Nur’un tebliğ tarzı “nezihane ve nazikane ve kavl-i leyindir.”

10. Vazife-i İlahiyeye karışmamak.

"İnsan kendi vazifesini yapıp Cenab-ı Hakk’ın vazifesine karışmamalı." (bk. Lem'alar, On Yedinci Lem'a.)

11. Üstadımız “Lisan-ı hal lisan-ı kalden üstündür.” demesiyle hal ve hareketlerimiz konuşmaktan daha ehemmiyetlidir.

12. Muhataba göre konuşmak. Üstadımız Hutbe-i Şamiye'de şöyle der:

"Ey bu Cami-i Emevide bu dersi dinleyen Arap kardeşlerim! Ben haddimin fevkinde bu minbere ve bu makama irşadınız için çıkmadım. Çünkü size ders vermek haddimin fevkindedir..." (bk. Hutbe-i Şamiye.)

13. Tebliğe nefsimizden başlamak. Üstadımız “Madem nefsim emmaredir. Nefsini ıslah etmeyen başkasını ıslah edemez. Öyle ise nefsimden başlarım.” demektedir.(bk. Sözler, Yirmi Birinci Söz.)

14. Allah rızası esas olmalı, netice aldatır.

“Cenab-ı Hakk'ın rızası ihlas ile kazanılır. Kesreti etba ile ve fazla muvaffakiyet ile değildir..." (bk. Lem'alar, Yirminci Lem'a.)

15. Kadere iman edip kederden kurtulmak. مَنْ اٰمَنَ بِالْقَدَرِ اَمِنَ مِنَ الْكَدَرِ düsturumuz olmalı.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

SORULARLARİSALE 2024 ANKETİ
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...