Risale-i Nur talebesi olmak demek, kesin olarak talebe-i ulum olmak demek midir? Talebe-i ulumun faziletini öğrendikten sonra, talebe-i ulum olmak istemek ihlasa zarar verir mi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Eski talebeliğim zamanında mevsuk zatlardan, onlar da mühim imamlardan naklederek işittim ki: 'Ciddî, müştak, hâlis talebe-i ulûm, tahsilde iken vefat ettikleri zaman, berzahta aynı tahsil misâli ve bir medrese-i mâneviyede bulunuyor gibi, o âleme muvafık bir vaziyet ihsan ediliyor.' diye, o zaman talebe-i ulûm içinde çok defa medâr-ı bahis oluyordu. Şimdi bu vakitte, talebe-i ulûmun en hâlisleri Risale-i Nur talebeleri olduğundan, elbette merhum Mehmed Zühtü, Âsım ve Lütfü gibi zatların vazifeleri devam ediyor. Defter-i a'mallerine hasenat yazmak için, manevî kalemleri inşaallah işliyorlar."

"Cenab-ı Hakka hadsiz şükür ediyoruz ki, sizdeki fevkalâde gayret ve çalışmak matbaaya ihtiyaç bırakmıyor. Bu defa gönderdiğiniz risaleler çok güzel, çok mükemmel, çok da lüzumlu. Fakat ben sehvetmiştim. On Birinci Lem'a ile Telvihat-ı Tis'ayı yazmadığımız halde, yazmışım zannediyordum."(1)

“Şimdi bu vakitte, talebe-i ulûmun en hâlisleri Risale-i Nur talebeleri olduğundan…”

Üstad Hazretlerinin bu ifadesinden, bu zamanda Nur talebelerinin de ilim talebesi kapsamında olduğunu anlıyoruz. Öyle ise talebe-i ulum olmak için Nur talebesi olmak yeterlidir.

Nur talebesi olmanın şartlarını ise Üstad Hazretleri şu şekilde tarif ve izah ediyor:

"Talebeliğin hâssası şudur ki: Yazılan Sözlere kendi malı gibi sahip olmalıdır. Kendisi telif etmiş ve yazmış nazarıyla bakıp neşrine ve ehil olanlara iblâğına çalışmaktır."(2)

"Dostun hassası ve şartı budur ki: Kat’iyen Sözlere ve envâr-ı Kur’âniyeye dair olan hizmetimize ciddî taraftar olsun; ve haksızlığa ve bid’alara ve dalâlete kalben taraftar olmasın; kendine de istifadeye çalışsın."

"Kardeşin hassası ve şartı şudur ki: Hakikî olarak Sözlerin neşrine ciddî çalışmakla beraber, beş farz namazını edâ etmek, yedi kebâiri işlememektir.

"Talebeliğin hassası ve şartı şudur ki: Sözleri kendi malı ve telifi gibi hissedip sahip çıksın ve en mühim vazife-i hayatiyesini onun neşir ve hizmeti bilsin."(3)

Elbette talebeliğin de çekirdekten ağaca kadar derece ve mertebeleri vardır. Biz belki ağaç gibi olmaya güç yetiremeyiz, ama çekirdek gibi bir dereceye de pekala ulaşabiliriz. Bu şartları haiz olan bir Nur talebesi inşallah talebe-i ulum kapsamına da girer.

Ahirete ait şeyler Allah hesabına olduğu için, onu istemek bir cihetle Allah’ın rızasını istemek gibidir ki, ihlasa zıt bir durum olmaz inşallah. Yalnız dünya ve menfaat hesabına istenirse ihlası zedeler.

Dipnotlar:

(1) bk. Kastamonıu Lâhikası, (163. Mektup).

(2) bk. Barla Lâhikası, (252. Mektup).

(3) bk. Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, Dördüncü Mebhas.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...