Block title
Block content

Risale-i Nurların, Ezher Üniversitesinde tetkik edildiği ifade ediliyor. Kimler, hangi açıdan, nasıl tetkik etmiş, bilgi verir misiniz?

 
Soru Detayı:

Saleykum zamanında risakeinurların camiul ezher üniversitesine gönderilip tetkit edildiği yazıyor. Hangi. Açıdan kimler tarafından nasıl tedkik edilmiş açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Fâtımî Döneminde Halife Muiz lidînillâh’ın emriyle miladi 970 yılında yaptırılan ve önceleri sadece cami olarak inşâ edilen Cami’ül Ezhere daha sonra medrese ve öğrencilerin kalacakları yurtlar ilave edildi."

"Miladi 980 yılında ise, Şii mezhebine bağlı olan Fâtımî Devletinin veziri Yakub bin Kilis, Ezher’de görev yapmak üzere otuz yedi müderris görevlendirdi. Yapılan çalışmaların bir kısmında edebiyat ve dil sahasına ağırlık verildi. Ayrıca felsefe, tıp ve matematik gibi aklî ilimler de okutulmaya başlandı. Fâtımîlerin yıkılmasından sonra Eyyûbîler döneminde, bir yüzyıla yakın zaman boyunca, gereken önem verilemedi. Selâhaddîn Eyyûbî, Şîa mezhebi ve inançlarını silmek, buna paralel olarak eğitim kurumlarının tamamen siyasetten arındırıp, sadece ilmî faaliyette bulunan merkezler haline dönüştürme politikası izledi. Bunun neticesinde Ezher Üniversitesi, tekrar eski konumunu ve şöhretini kazandı."

"Memlükler Döneminde Sultan Zâhir l. Baybars zamanında da (1260-1277) Ezher Üniversitesi parlak bir dönem yaşadı. Camide yürütülen ve gittikçe artan eğitim faaliyetlerini karşılamak için Ezher bünyesinde ayrı mekânlar yapma geleneği başladı. Kütüphane, öğrenci ve hocaların kalmaları için odalar, abdest alma yerleri yapılarak külliye haline dönüştü. Memlükler döneminde Ezher’deki âlimler büyük itibar gördü. Bu dönemde Ezher ilim adamlarının, sufîlerin ve âbidlerin toplandığı bir merkez haline geldi. Moğolların ve İspanya’daki Hıristiyanların baskısından kaçan ilim adamlarının Mısır’a en huzurlu ve en güvenilir yer olarak göç etmeleri, burada ilim faaliyetlerinin iyice artmasına sebep oldu."(1)

Üstad Bediüzzaman İslam âleminin ilim noktasında mühim bir merkezi olan bu Üniversitenin de kendi eserlerini tanıması ve sahiplenmesi için tetkik maksadıyla gönderdi.

Burada Üstadı eskiden beri tanıyan ve Osmanlı’nın son Şeyhül İslam’ı olan Mustafa Sabri Efendi ve Şam v.s çeşitli yerlerde Üstadla tanışan bazı mühim ulemanın da olduğunu biliyoruz.

Ezher’de okuyan Türk talebeleri, 1952 yılında Gençlik Rehberi isimli eserin mahkemesinde elde edilen beraat kararı münasebetiyle Üstadımıza bir mektub gönderirler. O mektubun bir parçası şöyledir;

“Hayatını İslâmiyetin sıhhati için vakfeden, Türk milletine hizmet etmeyi şeref addeden, asrımızda eşine tesadüf edilmeyen bir din mücahidi bulunan Üstadımız! Size, âlem-i İslâm ve insaniyet müteşekkirdir. Bizler, ufak bir zerresini ifade için, hürmetlerimizi, teşekkürlerimizi bildiriyor, mübarek dualarınızı talep ediyoruz. Allah sizden ve sizi sevenlerden razı olsun.” Camiü’l-Ezher (Üniversitesi) Türk talebeleri namına Hacı Ali Kılıncalp(2)

Hacı Ali Kılınçalp, Ezher’de öğretim elemanı Prof. Dr. Ali Özek’e Üstadı tanıtır. Sonrasında Ali Özek, İşarat’ül İ’caz eserini Ahmet Feyzi Kul ağabeye ders verir.  Ali Özek “Risale-i Nur’un üslubu cezbedicidir, etkileyicidir. (Duyguları ve aklı heyecana getiren eserlerdir. Onun tesiri biraz da maveraidir, akılla izah edilir gibi değil. Bir gel kelimesini bir insan da söyler ama bir kumandan söylerse herkes koşar. Kelimeler büyük ve manevi ağırlığı olan insanların ağzında büyük tesirlere sahiptir. Bu yüzden Bediüzzaman kendini tecrid ettiği ve yüzde yüz firesiz inandığı ve yaşadığı için sözleri tesirlidir. Risaleler, Selahaddin Çelebi ağabey vasıtasıyla Ezher’e ulaştırılmıştır. Bunu da Üstadımız şöyle ifade etmektedir:

"Abdurrahman Salâhaddin’in Amerika misyonerlerine dört beş ay okutturduğu Asâ-yı Mûsâ ve Mu’cizât-ı Ahmediyeyi emin bir vasıta ile bizim nâmımıza Câmiü’l-Ezhere hediye edip göndermesini...”(3) 

İşte Başta Mustafa Sabri Efendi olmak üzere, diğer dost ve talebeler vasıtasıyla risaleler Ezher Üniversitesine tanıtılmıştır. Fakat Üstadımız risalelerin tanınmasını, dikte ederek veya dostluğunu kullanarak yapmıyor. Tamamen bir tevazu ve mahviyet içerisinde onları üstad ve mürşid kabul ederek, “bir çocuğun ve talebenin yazdığı eserleri, müşfik üstadlar ve pederler değerlendirsin ve tetkik etsin” edasıyla okutmayı başarmış ve bunda muvaffak olmuştur. Bu manayı da mektublarda şöyle görüyoruz;

“ tam arabî hocalarının tedkikinden geçmiş birer nüsha Asâ-yı Musa ve Zülfikar'dan, münasib gördüğünüz zaman Câmi-ül Ezher'e göndermekle beraber; onlara yazınız ki: Nur Risalelerinin Medreset-üz Zehrası, Câmi-ül Ezher'in şefkatine çok muhtaç bir mahdumudur, bir talebesidir; şiddetli düşmanların hücumuna hedef olmuş bir şakirdidir ve bütün medreselerin başı ve âlem-i İslâm'ı daima tenvir eden o büyük Câmi-ül Ezher'in küçük bir daire ve şubesidir. Onun için, o âlîkadr üstad ve müşfik peder ve hamiyetkâr mürşid-i a'zam, bîçare evlâdına ve şakirdlerine tam yardım etmesini onların ulüvv-ü himmetinden bekliyoruz. O pek büyük üstadımıza takdim edilen iki kitab ise; bir talebe, dersini ne derece anlamış diye akşamda babasına ve üstadına yazıp vermesi gibi; o iki dersimiz, o şefkatli allâmelerin nazar-ı müsamahalarına arzedilmiş.. diye bu mektubu yazarsınız."(4)

Ezher Uleması da Üstadımızın yazdığı eserleri çok beğenmiş ve takdir etmişlerdir.

İslam Âleminden binlercesi gibi iki değerli âlimin Bediüzzaman Sempozyumu sunumlarında çok değerli değerlendirmeleri oldu. Bu mevzuda hususi tarzda araştırma yapan ve kaziyeyi neticeye yaklaştıran bu iki üstad Profesör din âliminin kanaatleri; Risale-i Nur mesleğinin bir “Yeni Kelam Metodu” olduğu yönündedir. Bu iki büyük hocalarımızın isimleri:

1. Prof. Dr. Muhsin Abdülhamit (Bağdat Üniversitesi Tefsir ve Kelam hocası),

2. Prof. Dr. Ahmet Abdurrahim Essayih’dir. (Mısır Ezher Üniversitesi, Usulu’d-Din Fakültesi Akide ve Felsefe Hocası).

Bu iki âlim zatın mezkûr mevzu hakkında görüşlerini tazammun eden yazı ve makaleleri mevcuttur. Prof. Dr. Muhsin Abdülhamid’in makalesi, İstanbul’da mün­teşir Nur Mecmuası Ocak, Şubat ve Mart sayısı s. 57’de Arapça olarak neşredildi. Prof. Dr. Ahmet Abdürrahim Essayih’in ise, iki yazısı varır. Bunlardan birisi müstaki­len Arapça olarak yayınlandı. İkinci yazısı ise, 1992’de Bediüzzaman Said Nursî Sempozyumu ile alâkalı makaleleri neşreden kitapta yayınlandı.

Dipnotlar:

(1) bk. R.Nur'da Geçen Ansk. Bilgiler, Camiü'l-Ezher Mad.
(1) bk. Tarihçe-i Hayat, Isparta Hayatı.
(3) bk.  Emirdağ Lahikası-I, (136. Mektup).
(4) bk. age., (137. Mektup).

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...