Block title
Block content

Risale-i Nur'u okuyan guruplar bazen birbirine karşı üzücü ve ağır ithamlarda bulunuyor. Sadık talebenin kendisi olduğunu iddia ediyor. Acaba Üstad vefat ederken, "vekilim sensin" dediği biri var mı veya sadık Nur talebesi kimdir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Bu zaman cemaat zamanıdır. Ehemmiyet ve kıymet, şahs-ı maneviye göre olur. Maddi ve ferdi ve fâni şahsın mahiyeti nazara alınmamalı..."

"Şimdi ise aynı vazifeye, fakat müşkilatlı ve dehşetli şerait içinde, bir şahs-ı manevi hükmünde bulunan Risaletü'n-Nur'u ve sırr-ı tesanüdle bir ferd-i ferid manasında olan şakirtlerini bu cemaat zamanında o mühim vazifeye koşturmuş..."
(1)

"Fihristeyi, taksimü’l-â’mâl tarzında mütesanid heyetinizin şahs-ı manevisine tevdiiniz çok güzeldir. Tam ve daimi bir üstad buldunuz. O manevi üstad, bu aciz kardeşinizden çok yüksektir; daha bana ihtiyaç bırakmıyor."(2)

Üstadımız, yukarıdaki ifadelerden de anlaşılacağı üzere vekil olarak şahs-ı manevi bırakmıştır. Fert olarak, değil başkasını, kendisini dahi, bu hizmette bir talebe bir kardeş olarak kabul ediyor.

Nur talebesi olmanın ölçülerini vermiştir ve en büyük payede nura talebe olmaktır.

"Talebeliğin hassası ve şartı şudur ki: Sözleri kendi malı ve telifi gibi hissedip sahip çıksın ve en mühim vazife-i hayatiyesini onun neşir ve hizmeti bilsin."(3)

Kimin sadık Nur Talebesi olduğunu da ancak Allah bilir. Bu bir mazhariyettir. Allah liyakat nasip eylesin. Bu tür tartışmaları, Risale-i Nur prensipleriyle telif etmek mümkün değildir.

Dipnotlar:

(1) bk. Kastamonu Lahikası, (2. Mektup)

(2) bk.  a.g.e., (11. Mektup)

(3) bk. Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup Dördüncü Mebhas.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

vahdehu
Öğrenci evlerinde bir baş olur ki vakıf ismiyle müsemmadır? Oralarda şahsı manevi ile idare edilebilir mi? edilemez en basit bir öğrenci evi bile bu şekilde idare edilmezse koskoca bir mehdiyet hizmeti nasıl idarecisiz, başsız olur. üç kişi bir araya gelince imam seçsin diyen bir din bu hizmeti başsız bırakır mı?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (editor)

Şahs-ı manevi demek, meşveret, şura demektir; başıboş olmak demek değildir. Eskiden sultan ve padişahlık ile idare edilen devletler, şimdi parlementolar, meclisler tarafından idare ediliyorlar. Meclisler ise, şahs-ı manevi demektir. 
Evlerde dahi artık "babanın her dediğine uyulur" dönemi kapanmaktadır. Aile meclisleri ve meşveretleri oluşturulmaktadır. Zira bir akıl ile on aklın ortaya koyacağı netice aynı değildir.
Kaldı ki, "İşlerinizi şura ile yapın" Ayeti de, şahs-ı maneviye teşvik etmektedir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
vahdehu
Fakat yine mümessillik makamında bir şahsiyetin olması zaruri değil midir? Mesela Hükümeti temsilen Başbakan gibi.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
felsefi
acizane cevaben bende derim Evet bu manada mümessil manasında her cemaatte bir ağabey var ve olacak ama şeyhlik ve padişahlıkta olduğu gibi ne derse doğrudur, o demişse olacak vb. mutlak dediği olmaz her ne kadar ülke cumhurbaşkanı olsa da belki şuranın kararlarını tasdik yahut tekrar görüşülmesi noktasında bir makamı vardır ve hatta 2 defa tekrar görüşülmesi noktasında geri çevrilen bir karara daha yaptırımı olmaz onaylama mecburiyeti vardır yasalarca… ve elbette oda yasalara uymakla yükümlüdür keyfi olmaz kaldı ki yasaları da yine meclis yani şura yapandır yani hasılı hüküm şuranındır… Üstadımızdan nakledilen “Risale-i Nur bir gün gelecek dünyanın kanun-u esasisi olacaktır.”sözüne itafen elbette mümessil makamında oturan ağabeyin istek, hal ve tavırları vs. risale-i nur kanun-i esasisine uygunsa kabulumuzdür yoksa elbette reddedilir. Bu münazaram bende daha önce anlayamadığım “Risale-i Nur bir gün gelecek dünyanın kanun-u esasisi olacaktır.” Sözünün anlaşılmansa vesile oldu ki o da ilerde inşallah yine üstadımızın ismini dahi belirterek müjdelediği ittihad-ı İslamda kurulacak olan Cemahir-i müttefikay-ı İslamiyenin ve risale-i nurla alemin başına geçirilecek olan islamın kanun-u esasisi yine risale-i nur yani menba-ı olan kur’an ve bu asırdaki kur’anın tefsiri olan risale-i nur kanunları hükmedecektir inşallah…
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Nurun fedaisi

Üstad Hazretleri bir çok talebesine "mutlak vekil" ve "neşir varisleri" ismiyle vekalet veriyor.. Mutlak vekil olarak verdiği vasiyetnamesi: "Ben ölsem veya hayatta şuursuz kalsam, Nurlara karşı hizmetimin tarzını bilerek tam yapabilsinler.Şimdilik Tahirî, Sungur, Ceylan, Hüsnü ve bir-iki adam daha mutlak vekilim olarak vasiyet ediyorum."(Emirdağ Lâhikası-2) Neşir varisleri mektubu ise şöyle: "Benim metrukâtım ve Risale-i Nur'dan olan benim hususî kitablarım ve güzel cildlenmiş mecmualarım vesair şeylerimin bütününü, Gül ve Nur fabrikalarının heyetine, başta Hüsrev ve Tahirî olarak o heyetten oniki
{(*): Kardeşim Abdülmecid, Zübeyr, Mustafa Sungur, Ceylan, Mehmed Kaya, Hüsnü, Bayram, Rüşdü, Abdullah, Ahmed Aytimur, Âtıf, Tillo'lu Said, Mustafa, Mustafa, Seyyid Sâlih.}
kahraman kardeşlerime vasiyet ediyorum."
(Emirdağ Lâhikası -1) Ve hatıralar da Üstad Hazretleri bir çok talebesine "Sen benim varisimsin.." dediği bir gerçektir.. Ben şimdi burada o isimleri yazıp tefrika çıkarmak istemiyorum. Ve Üstad Hazretleri'nin 《Benim bir varis kaldıramaz. Benim binler, milyonlar varisim olmak lâzım gelir.》 dediği bir hakikattir. Ve ek bir bilgi vermek istiyorum ki Üstad'ın vasiyetnamesi'nde geçen "bir-iki adam daha mutlak vekilim" dediği Ağabeyler; Zübeyir Gündüzalp ve Bayram Yüksel Ağabeylerdir.. İstifade edilmesi dileğiyle.. Selam ve dua ile.. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...