Block title
Block content

"Risale-i Nur’un gerçi siyasetle alâkası yoktur, fakat küfr-ü mutlakı kırdığı için küfr-ü mutlakın altı olan anarşiliği ve üstü olan istibdad-ı mutlakı esasıyla bozar, reddeder." cümlesini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Risale-i Nur’un gerçi siyasetle alâkası yoktur, fakat küfr-ü mutlakı kırdığı için, küfr-ü mutlakın altı olan anarşiliği ve üstü olan istibdad-ı mutlakı esasıyla bozar, reddeder. Emniyeti, asayişi, hürriyeti, adaleti temin ettiğine yüzer hüccetlerden biri, bu müdafaanamesi hükmündeki Meyve Risalesi’dir. Bunu âlî bir heyet-i ilmiye ve içtimaiye tetkik etsinler, eğer beni tasdik etmezlerse ben her cezaya ve işkenceli idama razıyım!”(1)

Bu kısım Üstad'ın Denizli Mahkemesi’nde verdiği müdafaadan bir bölümdür. 1944’te gerçekleşen bu mahkemede Üstad ve Nur Talebeleri, haklarında açılan diğer mahkemelerde olduğu gibi “Dini siyasete alet etmek.” suretiyle Ceza Kanununun 163. Maddesine muhalif hareket etmekten yargılanıyordu.

Buradaki savunmasında Üstad, Risale-i Nur’un siyasetle bir ilgilisinin olmadığını, Risale-i Nur hizmetinin siyasetten uzak bir dava olduğunu vurgulayarak ithamları reddetmektedir. Evet, Nur hizmeti siyasi bir hizmet değildir. Fakat küfrü kaldırdığı için anarşiyi ve istibdadı da kaldırır. Bu surette toplum huzuruna hizmet eder. Zaten siyasilerin yapmak istediği de budur. Fakat Risale-i Nur siyasete girmeden buna muvaffak olur.

Risale-i Nur, küfr-ü mutlakı kaldırır. Bir mektubunda Üstad Risale-i Nur’un bu fonksiyonuna şöyle işaret etmektedir:

“... Hiç olmazsa küfr-ü mutlaktan ve irtidaddan en mütemerridleri bir derece kurtarır, meşkuk bir küfre çıkarır, mağrurane ve cüretkârane tecavüzlerini ta’dil eder.”(2)

Mutlak küfürde olan bir kâfir hiçbir hukuk tanımaz, topluma tam bir zehir hükmüne geçer. Fakat meşkuk küfürde olan biri, cehennem ihtimalini nazara alıp bazı tecavüzlerden vazgeçebilir.

Küfr-ü mutlakın altı yani aşağı tabakasında olan insanlar anarşist, üstü yani yukarı tabakada olan insanlar ise müstebit olur. Bu ifade Üstad Bediüzzaman’ın güzel bir toplumsal tahlilidir. Zira anarşizm ve diktatorya küfürle beslenir. Kaosa sebebiyet veren terör ve ifsat şebekelerini ve kendi halkına dahi gözünü kıpmadan, korkusuzca zulmeden devlet adamlarını hep bu küfr-ü mutlak beslemektedir. Tahkiki imanı kazanan bir insan kesinlikle anarşist, terörist olmaz; cebbar ve mütekebbir olamaz; asla zulmetmez. Sultan da olsa geda da olsa, bir fert ne derece imana yaklaşırsa bu tarz menfi hareketlerden o derece uzaklaşır.

“İman kalpte, kafada daimî bir manevî yasakçı bıraktığından fena meyelanlar histen, nefisten çıktıkça “Yasaktır!” der, tard eder kaçırır.”(3)

Risale-i Nur, verdiği iman-ı tahkiki iman dersleriyle gerek fert hayatına gerekse toplumsal hayata birçok güzellikler getirmektedir. Bunlardan en önemlisi bu dört şeydir: Emniyet, asayiş, hürriyet ve adalet.

Bir başka mektubunda Üstad emniyet ile birlikte dört farklı esastan söz eder.

“Bu millet ve vatan, hayat-ı içtimaiyesi ve siyasiyesi anarşilikten kurtulmak ve büyük tehlikelerden halâs olmak için beş esas lâzım ve zarurîdir:"

"Birincisi, merhamet; ikincisi, hürmet; üçüncüsü, emniyet; dördüncüsü, haram ve helâli bilip haramdan çekilmek; beşincisi, serseriliği bırakıp itaat etmektir."

"İşte Risale-i Nur hayat-ı içtimaiyeye baktığı vakit, bu beş esası temin edip hem asayişin temel taşını tesbit ve temin eder. Risale-i Nur’a ilişenler kat’iyen bilsinler ki onların ilişmesi, anarşilik hesabına vatan ve millete ve asayişe düşmanlıktır.” (4)

Tüm bu sayılan maddeler, kolluk kuvvetleri ve hükumet erkânı tarafından istenen ve birçok toplumun devam ve bekası için devlet politikası haline gelen esaslardır.

Denizli Mahkemesine müdafaa olarak ibraz edilen Meyve Risalesi başta olmak üzere, tüm Risale-i Nur eczaları, Allah’ın izniyle, bu içinde yaşadığımız âhir zamanın yaralarını sarıp, toplumsal sıkıntılara deva olabilecek mahiyettedir. Toplumun huzurunu dert edinenler, bu nurları toplumun istifadesine sunmak ve imani dersler vermek suretiyle arzularına şüphesiz daha kolay muvaffak olabileceklerdir.

Dipnotlar:

(1) bk. Şualar, On İkinci Şua.
(2) bk. age., On Üçüncü Şuâ.
(3) bk. Hutbe-i Şâmiye.
(4) bk. Kastamonu Lâhikası, (155. Mektup).

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...