Block title
Block content

Risalelerde "Allah insanı rahman suretinde yarattı." ifadesi hadis olarak geçmektedir. Bu manada bir hadisin olduğu ama lafızlarının Bediüzzaman tarafından değiştirildiği iddia edilmektedir. Bu konuda bizleri aydınlatır mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İtiraz Edilen Kısım:

"Bir hadîs-i şerifte vârid olmuş ki: ﻦﻣﺣﺮﻠﺍ ﺓﺮﻮﺻ ﻰﻟﻋ ﻥﺎﺴﻧﻹﺍ ﻖﻠﺨ ﷲﺍ ﻦﺇ -ev kemâkal- "

"Bu hadîsi, bir kısım ehl-i tarikat, akaid-i îmâniyyeye münasip düşmiyen acib bir tarzda tefsir etmişler. Hattâ onlardan bir kısım ehl-i aşk, insanın simâ-yı mânevîsine bir sûret-i Rahman nazarıyla bakmışlar. (...)"
(1) 

İddia:

Bu hadis, sahih kaynaklarda şu lâfızla rivayet edilmiştir:

    «.ﻪﺗﺮﻮﺻ ﻰﻟﻋ ﻢﺩﺁ ﷲﺍ ﻖﻠﺨ »  "Allah, Âdem’i kendi suretinde yarattı. (...)"

    Hadis, «.ﻪﺗﺮﻮﺻ ﻰﻟﻋ ﻢﺩﺁ ﻖﻠﺨ ﷲﺍ ﻦﺇ » lâfzıyla da rivayet edilmiştir.

Biz, burada hadisin anlamı hakkında konuşacak değiliz. Özellikle, cümledeki zamirin kime raci olduğuna hiç girmeyeceğiz, zira bu konuda birçok tartışma çıkmıştır.  Üzerinde durmak istediğimiz konu; Said Nursî’nin, hadisi sahih kaynaklardaki gibi rivayet etmemiş olmasıdır. Çünkü, Said Nursî’nin rivayet ettiği lâfızdaki mana ile hadisin manası arasında çok fark vardır. "Allah, Âdem’i kendi suretinde yarattı." anlamındaki hadis, Nur Risaleleri’nde "Allah, insanı Rahman’ın suretinde yarattı." şekline dönüşmüştür. Binaenaleyh Said Nursî’nin rivayeti, "rivâye bi’l-ma‘nâ" olarak kabul edilemez. Naklin sonunda "ev kemâ kāl (veya nasıl dediyse öyledir)" demesi, Said Nursî’nin üzerindeki sorumluluğu kaldırmaz. Çünkü, ravinin "ev kemâ kāl" diyerek kendisini mes'uliyetten kurtarması, ancak manen (aynı anlamı taşıyan farklı sözcük kullanarak) yapılan rivayette geçerlidir.

İddiaya Cevap:

Kaynakları araştırmadan “Said Nursi, hadisi sahih kaynaklardaki gibi rivayet etmemiş olmasıdır.” demek, çok aceleci bir tavrın ürünü olmuştur. Halbuki “Allah, Âdem’i kendi suretinde yarattı." anlamındaki hadisin yanında, Nur Risaleleri’nde geçtiği şekliyle "Allah, insanı Rahman’ın suretinde yarattı." anlamına gelen rivayetler de vardır.

İbn Hacer, bu rivayetin zayıf olduğunu iddia edenlere karşı çıkmış ve İbn Ebî Asım’ın “es-Sünnet” adlı eserinde ve Taberanî sahih bir senetle bunu İbn Ömer’den rivayet ettiğini belirtmiştir.(bk. İbn Hacer, Fethu’l-Bârî, 5/183).

- En büyük hadisçilerden biri olan İshak b. Rahuye “Allah Adem’ı Rahman suretinde yaratmıştır” anlamındakiإِنَّ اللَّه خَلَقَ آدَم عَلَى صُورَة الرَّحْمَن  hadisinin sahih olduğunu belirtmiştir.(bk. a.g.e).

- İshak el-Kusec de Ahmed b. Hanbel’in bu rivayetin sahih olduğunu bildirmiştir.(bk. a.g.e).

- Taberanî’nin İbn Ömer’den aktardığına göre, Peygamberimiz (asv),

 “Yüzü kötülemeyin. Çünkü, Âdem evlatlarının / insanoğlunun yüzü Rahman suretinde yaratılmıştır.”

 diye buyurmuştur.”(Taberanî, el-Kebîr-şamile-11/60).

Demek ki Bediüzzaman hazretlerinin kullandığı bu hadis çok değerli hadis alimleri tarafından tashih edilmiş/sahih olarak kabul edilmiştir. Sadece rivayeti zayıf görenlerin görüşlerine yer vermek ilmî tarafsızlıkla bağdaşmaz.

İddia:

İbn Kuteybe, hadisin çeşitli tevillerine değindikten sonra der ki:

Vakta ki, hoş olmayan bu teviller yapılıp, bu hususta münakaşa çoğalınca meseledeki karışıklık bazı kimseleri, hadise bir ilâve yapmaya zorladı. Ve dediler ki:

İbn Ömer, Resulullah (s.a.v.)’tan onun, "Allah, Âdem’i Rahman’ın suretinde yaratmıştır." dediğini rivayet etmiştir.

Onlar "kendi suretinde (=sûretihi)" kelimesindeki " h " zamirinin Allah’a ait olmasını istiyorlar. Böylece onların " h " zamiri yerine "er-Rahmân" kelimesini koymaları(nın sebebi) de anlaşılmış oluyor. Bu senin "Rahman, Âdem’i kendi suretinde yarattı." demen gibidir. Böylece onlar, çirkin bir hata işlemiş oldular.

(Onların bu hataya düşmelerinin) sebebi şudur ki, bizim; "Allah, gökyüzünü Rahman’ın meşieti (=dilemesi) ile yarattı." veya "Rahman’ın iradesi ile yarattı." dememiz caiz değildir. Bu ancak, ikinci isim, birinci isimden farklı olduğu zaman caizdir. (...)

"Allah, insanı Rahman’ın suretinde yaratmıştır." denildiğinde de "Allah"ın, Rahman’dan başkası veya "Rahman"ın, Allah’tan başkası olduğu anlaşılır ki, bu bozuk manalı söz, Resulullah’tan asla sâdır olmaz.

İddiaya Cevap:

İbn Kuteybe’nin bu yorumu hiç de isabetli değildir. Kendisinin bu sözlerinden sonra “Eğer İbn Ömer’in bu rivayeti sahih ise, Resulullah (asv)’ın bu sözlerine elbette kimse itiraz edemez.” demek suretiyle, yaptığı yorumunun mutlak hakikati ifade etmediğine işaret etmiştir. “Allah insanı Rahman suretinde yarattı.” demek, insanı Rahman isminin gösterdiği şefkat, merhamet gibi vasıfları yansıtan bir mahiyette yaratıldığı demektir. Kaldı ki, “İster Allah deyin İster Rahman...” mealindeki ayette de bu iki ism-i celilin aynı Zat-ı Akdes’i gösterdiğine vurgu yapılmıştır.

Buna göre, “Allah insanı Rahman suretinde yarattı.” ifadesi ile “İnsanı kendi suretinde yarattı.” ifadesi arasında bir fark yoktur.

(1) bk. Lem'alar, On Dördüncü Lem'anın İkinci Makamı.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...