Block title
Block content

Risalelerde istidraç hakkındaki bilgiyi okudum. Mucize ve keramet görünüş olarak birbirine benziyor. İstidraç da onlara benzemiyor mu? Aralarında ne gibi farklar vardır?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İ'lem eyyühe'l-aziz! Keramet ile istidraç manen birbirine mübayindir. Zira keramet, mucize gibi, Allah'ın fiilidir. Ve o keramet sahibi de kerametin Allah'tan olduğunu bilir ve Allah'ın kendisine hami ve rakib olduğunu da bilir. Tevekkül ve yakini de fazlalaşır. Lakin, bazan Allah'ın izniyle kerametlerine şuuru olur, bazan olmaz. Evla ve eslemi de bu kısımdır."

"İstidraç ise, gaflet içinde iken eşya-yı gaybiyenin inkişafından ve garip fiilleri izhar etmekten ibarettir. Fakat, bu istidraç sahibi, nefsine istinad ve iktidarına isnad etmekle enaniyeti, gururu öyle fazlalaşır ki,  okumaya başlar. Lakin o inkişaf, tasfiye-i nefis ve tenevvür-ü kalb neticesi olduğu takdirde, ehl-i istidraç ile ehl-i keramet arasında tabaka-i ülada fark yoktur. Tam manasıyla fenaya mazhar olanlar ise, onlara da Allah'ın izniyle eşya-yı gaybiye inkişaf eder. Ve onlar da, o eşyayı fena fillah olan havaslarıyla görürler. Bunun istidraçtan farkı pek zahirdir. Zira, zahire çıkan batınlarının nuraniyeti, mürailerin zulümatıyla iltibas olmaz."(1) 

Üstad Hazretleri burada keramet ile istidraç arasındaki farka işaret ediyor.

Keramet: Kur’an ve sünnet çerçevesinde nefsini ıslah edip, manevi ve kalbi aydınlanmanın neticesinde insanlarda görünen harikulade olaylardır. Keramet Allah’ın fiilidir, bir ikram bir ihsandır. Ve o keramet sahibi de kerametin Allah'tan olduğunu bilir ve Allah'ın kendisine hâmi ve rakîb olduğunu da bilir. Tevekkül ve yakîni de fazlalaşır.

İstidraç:  İstidraç ise, gaflet içinde iken, yani Kur’an ve sünnet çerçevesinin haricinde iken,  eşya-yı gaybiyenin inkişafından ve garip fiilleri izhar etmekten ibarettir. Bu haller Allah’ın razı olmadığı kişilerde görünür. Kişi bu harikulade işleri kendinden bilir ve nefsine verir. Nitekim Nemrut, Firavun, Şeddad, Deccal gibi azılı kafirlerde de olağanüstü haller görülmüştür; ama bunlar gafil ve münkir oldukları için, bu olağanüstü halleri nefsine vermişler, küfür ve gafletlerini daha da ziyadeleştirmişlerdir. Karun’un harika bir tarzda ikram edilen serveti için "Bu servet, bilgim sayesinde bana verilmiştir." (Kasas Sûresi, 28/78) demesi  ve oradaki ikramı inkar etmesi bir istidraçtır.

Özet olarak, keramet makbul kullarda görünen olağanüstü bir hal iken, istidraç kafir ve günahkâr kullarda, yani makbul olmayan insanlarda görünen olağanüstü bir haldir.

Keramet bir ikram ve ihsan iken, istidraç bir mekre, yani kafirlere küfürlerinden dolayı İlahi bir hiledir. Allah kafirlerin küfrünü ziyadeleştirmek için istidraç suretinde kafirlere bir takım güçler ve olağanüstü haller verir. Deccalin bir gözünde ispirtizma olup insanları tesiri altına alması bu kabildendir. 

İnsanlar nefsin aşırılıklarını tasfiye edip kalbi aydınlanmaya mazhar olup ve Kur’an ve sünnet çerçevesine girerlerse, o istidraç keramete dönüşebilir. Normalde insana görünmeyen gaybi şeyleri görmeye başlayabilirler. Yani keramet ile istidraç arasında gelip gitmeler mümkündür dikkatli olmak gerekiyor.

 İmanı ve ameli eksik olanların harika ikramlara mazhar olmalarından korkmaları iktiza eder. Zira bu bir mekir olabilir. Her insanın mekri farklı olabilir. Alimin mekri ilmi olabilir, zenginin malı, idarecinin harika saltanatı, babanın biricik evladı, gencin ise mekri şehvet ve kadın olabilir vesaire. Böyle mekirleri  hayra ve keramete çevirmenin yolu iman ve Salih ameldir. Yani Allah kimseye durup dururken mekir yapmaz. İnsanların kendi irade ve tercihlerinden dolayı bu mekir ve tuzak kurulur. Öyle ise kendi kendimize tuzak kuranlardan olmamalıyız.

Mucizeler sadece Peygamberlere has bir alamettir. Peygamberlerin haricinde hiçbir insan ya da cin, mucizeye mazhar olamazlar. Mucize insan ya da cinleri aciz bırakan ve onların hiçbir zaman gerçekleştiremeyeceği iş ve eylem demektir.

Keramet ise Allah dostu olan evliya ve alim zatlarda görünen harikulade olaylardır. Böyle olunca  evliyalarda görünen harikulade olaylar mucize değil, keramet sınıfına giriyor.

Mucizeler, bir meydan okuma ve ispat makamı olduğu için, keramet gibi ikram ve inayet tarzında değil ihtiyaç zamanında vuku buluyorlar. Kerametler ise bir ikram ve inayet olduğu için, tahaddi (meydan okuma) tarzında gelmiyorlar. Keramet ile mucize arasındaki en belirgin alamet tahaddidir. Yani meydan okumadır.

Peygamberlik iddia eden birisinde görünen harika haller mucize iken, böyle bir iddiası olmadığı, ama makbul olan birisinde görünen harika haller keramet oluyor. 

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Onuncu Risale

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...