Block title
Block content

Risalelerde, "Sedd-i Zülkarneyn, Ye'cüc ve Me'cüc gibi tarihi hadiseler külli bir hakikatın ucudur." deniyor. Orada anlatılan hadiseler her devre mesaj mı veriyor?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kainatta öyle kanunlar var ki, çok geniş ve külli olduğundan, bütünüyle anlaşılması imkansız hale geliyor.

Mesela, rızıklandırma kanunu. Bu kanun o derece külliyetli ve geniş ki, bütün kainatı bir sofra hükmüne getirmiştir. Bir cüzünü ve parçasını anlamadan, umumuna intikal edemezsin.

Onun için İnsan önce kendi midesine bakar, onu  besleniyor görür. Sonra ailesine bakar, onları da aynı kanunla besleniyor görür. Sonra mahalleye bakar, onlar da besleniyor görür. Sonra şehir, sonra ülke, sonra dünya, sonra diğer canlılar, sonra bütün kainat aynı kanunla besleniyor görür.

İşte bu külli kanunun ucu, insanın küçük midesidir. Şayet bu küçük mide olmasa, insan, bu külli rızık ve beslenmek kanununu hiçbir zaman kavrayamazdı.

Onun için bu tür kanunlar Kur’an’a bir prensip olarak konulmuş ki, herkes rahatlıkla meseleyi idrak etsin ve ibret alsın.

Zira insanların geneli anlayış bakımından avamdır. Avama da külli ve soyut hakikatları olduğu gibi aktaramazsın. Aktarsan, inkar edip kaçarlar.

Bu yüzden,  rızık misalinde olduğu gibi, sosyal olayların da ince ve geniş, anlaşılması ve ihatası zor  kanunlarını Kur’an, bazı tarihi, cüzi örneklerle avamın aklına yaklaştırıyor ve o şekilde ders veriyor

O tarihi olayları prototip yani numune olarak nazara veriyor, onun arkasındaki kanunlar ise  değişmez, eskimez, pörsümez, daim işlediğini ispat ediyor. Kahramanlar,  aktörler ve insanlar sürekli tazelenir ve değişir. 

İşte, Kur’an'ın taze ve her çağa hitap etmesinin ardında yatan sebeplerden biri de budur. Seddi Zülkarneyn,  yecüc ve mecüc gibi hadiseler kainatta işlemekte olan mübareze, yani çarpışmak kanununun ve  iman, küfür, mazlum, zalim çarpışmasının iki nümunesi ve misalidir.

Evet, insanın en küçük dairesi olan kalpten tutun, en büyük dairesi olan semavata kadar mübareze ve mücahede kanunu işlemekte ve devam etmektedir.

Bu külli ve umumi kanunun cüzi bir ucunu ve parçasını aklın nazarına vererek, bize ikaz ve ihtarda bulunuyor ve ders veriyor. Yoksa tarihin cüzi ve basit bir hadisesi değildir. Külli bir kanunun ucu olmasından külliyet kazanmıştır.

Her asır sahipleri kendine bir ibret ve ders çıkarmak gerekir. Yoksa, basit ve cüzi bir hadise nazarıyla bakmak, külli kanunlara intikal edememesinden ileri geliyor. bu da insanın sathi bakışını gösteriyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...