Block title
Block content

Risalelere göre; her insan için aynı oranda mı şer ve hayır istidatları bulunmakta? Yani bir insanın doğuştan hayır istidatları şer istidatlarından fazla veya bunun tersi olabilir mi? Peygamberler veya büyük zatların yeri nedir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İstidat ve kabiliyet, bir şeyin kabulüne ve kazanılmasına olan fıtrî meyil, kabiliyet ve yetenek demektir.  Allah Teâlâ Hazretlerinin (C.C.) insanlara ve sâir mahluklara tevdi buyurduğu kabiliyet kuvvelerine denir ve insanın fıtrat ve mahiyetinde sayısız kabiliyet ve yetenekler yerleştirilmiştir.

İnsanın fıtratı bir tarla gibidir, Allah bu tarlaya sayısız hayra ve şerre kabil tohumlar ekmiştir. İnsana düşen görev  ise, bu tohumları hayır noktasında sulayıp işletmek ve o yönde geliştirmektir. Fıtrat tarlasındaki bu hayır tohumları da ancak İslam suyu ile gelişir ve büyür.

İnsan fıtratına çekirdek olarak konulan istidat ve kabiliyetlerin inkişaf edip gelişmesinde iki ana faktör vardır. Bu faktörlere göre insan fıtratındaki kabiliyetlerin inkişaf hızı ve süresi farklılık arz ediyor.

Bu faktörlerden birisi insanın kabiliyetteki üstünlüğüdür. Bazı insanları Allah fıtri olarak üstün vasıf ve cihazlar ile donatmıştır. Bu üstün cihazlar sayesinde, normal insanın on yılda elde edeceği kazanımı bu adam bir yılda kazanıyor. Zeka ve hafıza noktasından parlak olan insanların inkişaf ve gelişimi normal insanın inkişaf ve gelişiminden çok daha hızlıdır.

Bunun gibi bazı insanlar otuz yaşında prof derecesine ulaşırken normal bir insan o yaşta ulaşamıyor. Bazı müçtehit imamlar dört yaşında Kur'an-ı Kerim’i ezberlerken, bu normal insanlarda biraz daha gecikebiliyor. Üstad'ın üç ay gibi kısa bir süre içinde medrese ilmini tahsil etmesinde, harikulade zeka ve hafızasının payı büyüktür.

İkinci faktör ise istidat ve kabiliyetleri yetiştiren ve terbiye eden sistem ve hocanın durumudur. Bazen yetenekli bir insan kötü bir sistem ve hocanın elinde zayi olup gider. Bazen de yetenekleri vasatın altında olan bir insan, iyi bir sistem ve hoca sayesinde olağanüstü makamlara ulaşabilir. Bu yüzden insanların kabiliyet gelişiminde eğitim sistemi ve eğitimi verecek hocanın payı çok önemlidir. Üstün yetenekli bir insan üstün ve iyi bir  hocanın elinde işlenirse harikulade bir hız ile inkişaf edip parlar.

Yukarıda ifade ettiğimiz gibi insanın fıtratı bir tarla gibidir. Allah bu tarlaya çok hikmetlerin tahakkuku için hayır ve şer  tohumlarını ekmiştir. İnsan fıtrat itibari ile hayra da şerre de kabiliyetli olarak yaratılmıştır. Bu hayır ve şer tohumların inkişaf ve tekemmül seçimini ise insanın kendi tercihine bırakmıştır. Yani insan fıtratına ekilmiş olan bu hayır ve şer tohumlarından birisine kuvvet verip onu neşvü nemalandırabilir. Seçim insanda olmasından dolayı mesuliyet ve sorumluluk da insana aittir.

İnsanın şerre kabiliyetli ve eğilimli olması insanı mesuliyetten kurtarmaz. Zira şerre olan bu kabiliyet ve eğilim insan iradesini selbedip ortadan kaldırmıyor. Sadece ve sadece bir seçim alanı oluyor. Hatta insanın fıtratına ekilen hayır tohumu ve kabiliyeti şerden daha çoktur. Ve bu hayır tohumlarını yeşertecek bütün imkanları da Allah seferber etmiştir. Yüz yirmi dört bin peygamber ve milyonlarca evliya ve asfiya hepsi hayır tohumlarının inkişafı için seferber edilmişlerdir.

Özet olarak; insan mahiyetinin temeli, yani standartları  her insanda aynıdır. Sadece kabiliyetlerin kuvvet ve keyfiyeti muhteliftir. Kimisinin kabiliyeti şimşek gibi kuvvetli ve hızlı iken, kimisininki de  kibrit gibi zaif ve yavaştır. Ama aynı kabiliyet ve duygular her insanda mevcuttur. Peygamberler de insan olmasından dolayı  onların fıtratlarında da şerre kabiliyet mevcuttur. Lakin onlardaki ismet sıfatı bu kabiliyetlere set çekiyor. Peygamberlerin normal insanlardan tek farkı ismet sıfatına haiz olmalarıdır.  

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İçerik ve Külliyat | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3927 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...