Block title
Block content

Risaleleri yıllardır okuduğum halde neden etkisi uzun süreli olmuyor? Sanki bir iki saat sonra kaybolup gidiyor, gibime geliyor. Okuduklarımız, hislerimize ve duygularımıza yerleşemiyor mu acaba; tesirini nasıl ölçebiliriz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Risale-i Nur insana tahkiki imanı verdiği için, insanın aleminde çok köklü ve müspet değişimleri sağlar. Bunun örneklerini herkes hem kendi aleminde hem de çevresinde görebilir. İman-ı tahkiki öyle bir kuvvet öyle bir nurdur ki girdiği kalpte ve alemde karanlığı tart eder, nuru doldurur. Ama bunun tesiri ve değişim kıstasları insanların kabiliyet ve derecelerine göre farklılık arz edebilir. Yani keskin ve parlak değişimler insanın kabiliyet ve iman derecesine göre olur. Bu nokta bizi yanıltmasın.

Bazılarında bu köklü değişimin görünmemesi Risale-i Nur'un bir zaafı değil, insanın kabiliyet azlığındadır. İnsanların  fıtratları ve anlayış seviyeleri bir olmadığı için, Nurların tesiri de muhtelif düşüyor. Bazısı fıtraten müsait olduğu  için bir anda başka bir insan olurken, bazı da uzun zaman ve müddet içinde o değişimi gösteriyor.

Risale-i Nurlar ile meşgul olan birisi farkında olmadan tahkiki imanı kalp ve duygularına yerleştiriyor. Ama günahlı ve gafletli ortamlar bu harika imanı ibadet noktasında göstertmiyor. Hali ile, hayatına bakan ve o harika imana münasip bir ibadet ve takvayı   hayatında  göremeyen; "Acaba ben bu imanı elde edemiyor muyum?" diyerek endişe ve şüpheye düşüyor. Halbuki o imanı alıyor, ama çevrenin müsaitsizliği yüzünden  o imanın haşmet ve azametini hayatında tam gösteremiyor.

Faraza çevre müttaki ve ibadet ehli olsa idi, eski zamanlarda olduğu gibi, o zaman imanın harika haşmetini tam görürdü ve gösterirdi. Risale-i Nurlar iman şarjını tam yapıyor, ama dışarıdaki toplumsal hayat o şarjı çabuk tüketiyor. Şayet toplum o şarja kuvvet veren bir toplum olsa idi, o zaman tahkiki iman tam tezahür edecekti.

Risale-i Nurların kalp ve ruhlarımıza yaptığı katkıyı ve kökleşmeyi sekaratta, yani ölüm anında daha net göreceğiz inşallah. Ama yine de imanımızı daha da tahkiki yapmak için mücadeleye devam edeceğiz, zira imanın çekirdekten ağaca kadar sayısız mertebeleri vardır. İmanın çekirdek mesabesinde ağaç halinin haşmeti aranmaz.

"Sahabelerden ve Tâbiîn ve Tebe-i Tâbiînden en yüksek mertebeli velâyet-i kübrâ sahibi olan zatlar, nefs-i Kur'ân'dan bütün letâiflerinin hisselerini aldıklarından ve Kur'ân onlar için hakikî ve kâfi bir mürşid olduğundan gösteriyor ki, her vakit Kur'ân-ı Hakîm, hakikatleri ifade ettiği gibi, velâyet-i kübrâ feyizlerini dahi ehil olanlara ifâza eder."

"Evet, zâhirden hakikate geçmek iki suretledir:

"Biri: Tarikat berzahına girip, seyr ü sülûk ile kat-ı merâtip ederek hakikate geçmektir.

"İkinci suret: Doğrudan doğruya, tarikat berzahına uğramadan, lûtf-u İlâhî ile hakikate geçmektir ki, Sahabeye ve Tâbiîne has ve yüksek ve kısa tarik şudur. Demek, hakaik-i Kur'âniyeden tereşşuh eden nurlar ve o nurlara tercümanlık eden Sözler, o hassaya mâlik olabilirler ve maliktirler."(1)

Üstad  Hazretlerinin yukarıdaki ifadelerinden anlaşılan manaya göre Nur talebeleri, yüksek ve has makam olan velayet-i kübra makamındalar. Velayet-i kübra makamında ise keramet ve harika haller az bulunur. Keramet ve keşif gibi haller ekseri olarak velayet-i suğra, yani küçük velayet makamı olan tarikat ve tasavvuf ehlinde görülür. Bu yüzden keramet ve keşif gibi haller, büyüklüğün ve Allah’a yakın olmanın mikyası ve ölçüsü değildir. Nitekim sahabeler arasında keramet gibi haller çok az görülmüştür. Halbuki en büyük veli en küçük sahabeye yetişemez.

Tasavvufta  velayet makamlarına ulaşmak ve nefsi terbiye etmek  için bir takım riyazi disiplinler vardır. Bu disiplinler hem uzun hem de meşakkatli olduğu için, Allah manevi seyirde olan müride yardım ve teşvik olması için bir takım ezvak ve kerametler ikram ediyor. Yani o harikalar ve manevi lezzetler o yolculuğu hem tahfif ediyor hem de cazip hale sokuyor. Bu  seyrü sülûkte  mücahede ve meşakkat olduğu için, salik yanılıp kerameti asıl maksat ve gaye yerine koyabilir ve ezvak ve kerameti kendi mücahedesinin bir neticesi olarak algılayabilir.

 Özet olarak Nur talebelerinin zahiri hallerindeki basitlik ve sadelik bizi manevi açıdan da öyle oldukları anlamına itmemelidir. Nur şakirdi zahirde basit, maneviyatta derya mesabesindedir. Bu hususta  sahabelere benzetilebilir.

(1) bk. Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektup, Üçüncü Risale

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Okuma ve Anlama | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2805 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

kartal1444
demek kusur ademi kabiliyetsizliğimiz ve risale i nur verdiği imani hallerin neşvü nema bulacak bir ortam eksikliğimiz vede gaflet ve günah gibi kara bulutların iman güneşine perde olmaları. Allah razı olsun
Log in or register to post comments
Yükleniyor...