"Sabah ve akşam namazından sonra tekrarı pek çok fazileti bulunan ve bir rivâyet-i sahîhada,.." Fazilet nedir, ne anlamalıyız; kimden rivayet edilmiştir? "İsm-i Azam mertebesi taşımak" ne anlama geliyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Söz konusu "Tevhid Cümlesi"nin meali şöyledir:

"Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. Allah'tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. Mülk Ona ait, hamd Ona mahsustur. Hayatı veren de Odur, ölümü veren de Odur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O her şeye hakkıyla kadirdir. Her şeyin ve herkesin dönüşü de Onadır."(1)

"Sabah ve akşam namazından sonra tekrarı pek çok fazileti bulunan ve bir rivayet-i sahihada İsm-i Âzam mertebesini taşıyan şu cümle-i tevhidiyenin on bir kelimesi var. Her bir kelimesinde, hem birer müjde ve beşaret, hem birer mertebe-i tevhid-i rububiyet, hem bir İsm-i Âzam noktasında bir kibriya-i vahdet ve bir kemâl-i vahdâniyet vardır. Bu büyük ve ulvî hakikatlerin izahını sair Sözlere havale edip, bir vaade binaen, şimdilik mücmel bir hülâsa suretinde iki makam, bir mukaddime ile ona bir fihriste yapacağız."(2)

İsm-i Azam; Allah’ın zatı ve sıfatlarını ifade eden ve onlara sadef olan en büyük ve en azami ismine denir. İsm-i Azam, Allah’ın isimleri içinde zikredilmesi en sevaplı ve en faziletli olanıdır.

İsm-i Azamın hangi isim olduğu belli olmasa da ona işaret eden hadislerden bu ismin lafza-i celal olan Allah ismi olduğu alimler tarafından beyan edilmiştir. İsm-i azam olan Allah lafzı, bu dua içinde geçtiği ve aynı zamanda Allah’ın isim ve sıfatlarını havi olmasından, bu duanın ism-i azam kıymetinde ve sevabında olduğu hadis kaynaklarında belirtilmiştir. Duanın içeriğine bakıldığında Allah’ın bütün kemal ve cemal sıfatları vardır. Bir nevi külli ve geniş bir kap ve kalıp gibi çok ulvi ve yüksek tevhit hakikatlerini içinde barındırıyor.

Faziletten kasıt, Allah katında önemli ve değerli olup sevabı çok ve külli anlamındadır. Bu fazilet ve sevabı Peygamber Efendimiz (asm) hadisinde şöyle beyan ediyor: Hz. Ebû Hüreyre (ra) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Kim: 'Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu'l mülkü ve lehu'lhamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' duasını bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez. Kim de bir günde yüz kere 'Sübhânallahi ve bihamdihi' derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar (çok) olsa bile."(3)

İslam geldiğinde kölelik düzeni toplumsal bir realite idi. İslam bu realiteyi peyderpey rehabilite etme yolunu seçti. Çünkü bu tarz toplumsal yaraların tedavisi zaman ister, süreç ister; birden kaldırılması ve tedavi edilmesi mümkün değildir. Amerika, köleliği bir kanunla kaldırmayı denedi sonrası kaos oldu. Çünkü efendilerine bağımlı olan köleler bir anda içtimai hayata adapte olamadılar.

İslam, bu toplumsal yarayı tedavi ederken köle azat etmeyi hem bir ceza olarak hem de bir sadaka ve iyilik olarak tespit etmiş ve Müslümanları buna teşvik etmiştir.

Mesela, bir yandan "Kim bir köle azat ederse cennetteki makamı şudur, Allah katındaki derecesi budur..." diyerek, Müslümanları köle azat etmeye şiddetle teşvik derken, diğer yandan "Orucu bozmanın cezası köle azat etmektir." demiştir. Böylelikle bu kölelik kurumu zamanla kendiliğinden kalkıp gitmiştir.

Yani Peygamber Efendimiz (asm)'in köle azat etmeyi ibadete konu etmesinin ardında, bu tarz toplumsal hikmetler ve tedaviler de bulunmaktadır. Sahabe, köle azat etmekle bir yandan ibadet yapmış oluyor, diğer yandan toplumsal bir yara tedavi edilmiş oluyordu. Müthiş bir sosyal proje...

Hz. Ömer (ra) anlatıyor: "Resûlullah (asm) buyurdular ki:

"Kim çarşıya girince 'Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâ şerîke leh, lehü'lmülkü ve lehü'lhamdü yuhyî ve yümîtü ve hüve hayyün lâ yemûtü biyedihi'lhayr ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' (Allah'tan başka ilah yoktur, tekdir, ortağı yoktur, mülk ve hamd ona aittir. Hayatı o verir, ölümü de o verir. Kendisi hayattârdır, ölümsüzdür. Hayırlar O'nun elindedir. O her şeye kâdirdir) duasını okursa, Allah ona bir milyon sevab yazar, bir milyon da günah affeder ve mertebesini bir milyon derece yüceltir. Bir rivâyette, üçüncü mükâfaata bedel, 'Onun için cennette bir köşk yapar.' denmiştir."(4)

Dipnotlar:

(1) bk. Buharî, Ezân: 155; Teheccüd: 21; Umre: 12; Cihad: 133; Bed'ü'l-Halk: 11; Mağâzî: 29; Daavât: 18, 52; Rikâk: 11; I'tisâm: 3; Müslim, Zikir: 28, 30, 74, 75, 76; Vitir: 24; Cihad: 158; Edeb: 101; Tirmizî, Mevâkıt: 108; Hac: 104; Daavât: 35, 36; Nesâî, Sehiv: 83-86; Menâsik: 163, 170; Îmân: 12; İbni Mâce, Ticârât: 40; Menâsik: 84; Edeb: 58; Dua: 10, 14, 16; Ebû Dâvud, Menâsik: 56; Dârîmî, Salât: 88, 90; Menâsik: 34; İsti'zân: 53, 57; Muvatta', Hac: 127, 243; Kur'an: 20, 22; Müsned, 1:47; 2:5; 3:320; 4:4; 5:191; el-Hâkim, el-Müstedrek, 1:538.
(2) bk. Mektubat, Yirminci Mektup
(3) bk. Buhârî, Daavât 54, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Zikr 28, (2691); Muvatta, Kur'ân 20, (1, 209); Tirmizî, Daavât 61, (3464).
(4) bk. Tirmizî, Daavât 36, (3424).

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

karolin
Bu dua hadis mi?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Evet hadis.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
nurcu56

"İsm-i Âzam noktasında bir kibriya-i vahdet" ne demektir?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

İsm-i Âzam noktasında bir kibriya-i vahdet” ifadesi ile, bu tevhit cümlesinin, Allah’ın bir oluşunun en büyük ve en azam bir ifadesi olduğu vurgulanıyor. Nasıl Allah’ın isimleri içinde bir ism-i a'zam bulunuyor ise, tevhidi ifade eden cümleler içinde de tevhid-i a'zam cümlesi bu cümle oluyor demektir. Nasıl olmasın ki cümleye bakıldığında tevhit en azam ve kapsamlı bir şekilde ifade edildiği gibi şirkin her türlüsü tard edilmiş. Gerçekten çok azametli ve kibriyalı bir tevhit cümlesi olmuş.

Özet olarak, Allah’ın birliğinin azamet ve büyüklüğü bu cümlede kibriyalı bir şekilde tezahür etmiş.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...