Sadakat nedir? Tesbihatta kullandığım sadikin kelimesine dahil olmama endişesi duyuyorum. Acaba tesbihattaki duaya dahil olabilmek için gerekli sadakat nedir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Dostun hassası ve şartı budur ki: Katiyen Sözlere ve envâr-ı Kur'âniyeye dair olan hizmetimize ciddî taraftar olsun; ve haksızlığa ve bid'alara ve dalâlete kalben taraftar olmasın; kendine de istifadeye çalışsın."

"Kardeşin hassası ve şartı şudur ki: Hakikî olarak Sözlerin neşrine ciddî çalışmakla beraber, beş farz namazını edâ etmek, yedi kebâiri işlememektir."

"Talebeliğin hassası ve şartı şudur ki: Sözleri kendi malı ve telifi gibi hissedip sahip çıksın ve en mühim vazife-i hayatiyesini onun neşir ve hizmeti bilsin."
(1)

Risale-i Nura sadakat; dost, kardeş ve talebe olma şartlarının üzerimizde bulunmasıdır.

"Aziz, sıddık ve sadık kardeşlerim,"

"Ben, birkaç gündür bir duamı değiştirdim. Şimdiye kadar bazen yüz defa tekrarla وَاغْفِرْ لَنَا veya وَفِّقْ gibi dualarda طَلَبَةَ رَسَاۤئِلِ النُّورِ الصَّادِقِينَ cümlesinden اَلصَّادِقِينَ kelimesini kaldırdım—tâ ki ruhsatla amele kendini mecbur bilen ve sıkıntının verdiği evham ve me’yusiyet cihetiyle zâhirî inkâr ve çekinmekle azimet ve sadakate muhalif hareket eden kardeşlerimiz o dualardan mahrum kalmasınlar."
(2)

Üstad'ın yukardaki ifadelerinden de anlaşılacağı gibi, duada "Sadikin" ifadesi okunmayacak. Ta ki Nur dairesinin içinde bulunanlar duanın kapsamına girebilsin. Bu sıfat çıkarıldığı zaman dua umumileşip bazı kusurlu olanları da kapsamına alırlar.

Abilerin hatıralarından da öğrendiğimiz üzere, hapishane ve mahkeme sürecinde abiler çok fazla sıkıntılara maruz kalmışlar ve bazıları belki zahiri bir sadakatsizlik gösterebilir ve dolayısıyla dualardan mahrum kalabilirler endişesiyle Üstadımız bu ifadeyi kaldırmış.

Dipnotlar:

(1) bk. Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, Dördüncü Mebhas, Onuncu Mesele

(2) bk. Şualar, On Üçüncü Şua

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Ziyaretçi (doğrulanmadı)
Peki Üstâdımız "sâdıkın" kelimesini okumayın dediğine göre, neden hâlâ yayınevleri matbu tesbihatları o kelime ile tab etmeye devam ediyorlar..? Aslında dikkatle baksak göreceğiz ki, "Dua-i tercüman-ı ism-i Azam" kısmında "sadıkın" kelimesi yok.. Sâir tüm kısımlarda var.. Yâni buna göre, sâdık olan da olmayan da zaten edilen tesbihatın şümulü dışında kalmıyor.. "Sâdıkın" kelimesini bazen söylemiş, bazen söylememiş oluyoruz.. Hem şu da var, rahmet-i İlâhiyeden hâli değildir ki, belki "sadıkın" diye diye "sâdık" oluruz..! Suâli soran kerdeşimiz gibi bizler de her o kelimeye rast geldiğimizde, "sâdık" olmanın şartlarını taharri eder, buna çaba gösteririz.. İnşaAllah..
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
marmara126
Allah razı olsun kafama takına bir soru idi. Çok güzel açıklanmış oldu.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Lazgin
TESBİHATTA “SADIKÎN” İFADESİ Bediüzzaman Hazretleri Şuâlar’da şöyle diyor: “… Duâlarda “talebete raseil-i’n-Nur’is-Sadıkîn” cümlesinden “Es-Sadıkîn” kelimesini kaldırdım; tâ ki, ruhsatla amele kendini mecbur bilen ve sıkıntının verdiği evham ve me’yusiyet cihetiyle zahirî inkâr ve çekinmekle azimet ve sadâkate muhalif hareket eden kardeşlerimiz o duâlardan mahrum kalmasınlar.”1 Bu mektupta zikredilen tasarruf, tesbihatın bazı duâlarında “Risale-i Nur Talebesi” kelimesinden “sadıkîn” sıfatını kaldırmaktır. Tasarruf Bediüzzaman Hazretlerine aittir. Namaz tesbihatında üç yerde “talebete raseil-i’n-nur’is-sadıkîn”; bir yerde de yalnız “talebete raseil-i’n-nur” ibaresi vardır. Şöyle ki: Sabah ve akşam namazlarında “ecirna” ile yapılan şerlerden istiaze bölümünde “sadıkîn” ibaresi mevcuttur. Cennete girme isteğini ihtiva eden metinlerde de “sâdikîn” ibaresi yer alıyor. Mağfiret eyle, merhamet eyle, lütfeyle metinlerinde de “sâdikîn” ibaresi vardır. Fakat sabah ve ikindi namazlarından sonra Esma-i Hüsna ile yapılan “Cehennem ateşinden muhafaza eyle” duâları bölümünün sonunda gelen “talebete raseil-i’n-nur” ibaresinde “sadıkin” ifadesi mevcut değildir. İşte Bediüzzaman Hazretlerinin tasarrufu burada olmuştur. BU TASARRUF NE ANLAMA GELİYOR? “Sadıkîn” ibaresi Arapça’da “sadıklar” demektir. Sadık kelimesinin çoğuludur. “Talebete raseil-i’n-nur’is-sadıkîn” olunca manası “sadık Nur Talebeleri” olur. Sadâkat bir sıfattır. Her sıfatta olduğu gibi, bu sıfatta da dereceler vardır. Her Nur Talebesi “sadık” olmakla beraber, sadâkati aynı ölçüde olmayabilir. Esasen Nur Talebesi için “sadâkat” ağır bir imtihan sorusudur. Çünkü Risale-i Nur’dan esaslı bir sadâkat dersi alıyor. Malûm, her dersin imtihanı olur. Esaslı olarak verilen dersin imtihanı da haliyle olur ve bu daha çetindir. Bu durumda bu metnin manası, “Nur Talebelerinden sadâkatte çıtanın üstünde olanlar” olacaktır. Bu demek oluyor ki, Nur Talebelerinden sadâkatte çıtayı aşanlar nefisten, şeytan şerrinden, deccal ve süfyan şerrinden, kabir azabından, ucbdan ve kibirden ve sair seyyiattan Allah’a sığınmakta birbirlerine duâ ediyorlar. Keza Nur Talebelerinden sadâkatte ileri olanlar Allah’ın afvında, fazlında, lütfunda, mağfiretinde, Cennete girmekte, makbul amel işlemekte, makbul ve verimli hizmet etmekte de birbirlerinin annelerine, babalarına, arkadaşlarına, dostlarına, ecdadına, dine ve imana hizmet eden bütün halis mü’minlere ve birbirlerine duâ ediyorlar. Fakat sadâkatte derecesi ne olursa olsun her Nur Talebesi Cehennem ateşinden Allah’a sığınmakta bütün esmayı şefaatçi yaptığı duâsına bütün Nur Talebelerini dâhil ediyor. Böylece her bir Nur Talebesinin yaptığı her bir tesbihat, inşallah makbul duâlardan oluyor. Burada şu notu da düşelim: Nur Talebelerinin yaptığı her bir namaz tesbihatındaki duâya daha fazla mazhar olmak için sadâkatte, istikamette ve tesanütte daha fazla ileri dereceli olmak gerekiyor. Ne kadar sadâkat, istikamet ve tesanüt, o kadar duâlara mazhariyet! Rabbim yardımcımız olsun. Âmin. Süleyman Kösmene (Yeni Asya)
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...